Teknolojinin Fazlası Zarar

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Teknolojinin Fazlası Zarar

Mesaj  Admin Bir Perş. Mayıs 15, 2008 2:17 pm

Connecticut'ta bir internet davranışları merkezi işleten Dr. Dave Greenfield 1999'da 'Sanal Bağımlılık' kitabında kompülsif internet kullanımından bahsettiğinde insanlar bunun bir şaka olduğunu sanmış. Greenfield, Amerikan nüfusunun yüzde bir ile 10 arasında bir kısmının teknolojiyi yaşamlarını, ilişkilerini, sağlıklarını olumsuz etkileyecek şekilde kullandığını söylüyor.

Ancak Greenfield'e göre alkol, uyuşturucu, kumar veya teknoloji olsun, bağımlılığın her türlüsü için 'fiş çekme' hareketinde olduğu gibi inisiyatifi ele alma olasılığı çok düşük. "Kanunlarla veya işleriyle başları derde girmediği sürece, bağımlıların aileleri ve sevdiklerinin zoru olmadan yardım arayışına girmesi çok zor" diyen Greenfield, kültürlerin yeni teknoloji kullanımıyla ilgili kolektif inkarlarını yok etmenin uzun zaman istediği görüşünde.

Fişi çeken hayata dönüyor

eSoup adlı bir blogu olan Sarmiento iki ay önce fişi çekmeye başlamasıyla yeniden resim yapmaya, gönüllü projelerde çalışmaya başlamış. Şimdilerde tüm hafta fişi çektiği bile oluyor. Artık daha kaliteli bir yaşama sahip olduğunu söyleyen Sarmiento "Rüyalarımda bloguma yazı yazar, internette sörf yapardım. Bahçemdeyken bilgisayardan gelen hayali mesajların sesini duymaya başladığında internet başında çok zaman geçirdiğimi anladım" diyor.

'Fişi çekmeye' başladıktan sonra dans derslerine, arkadaşlarıyla el işi günlerine, mektup yazmaya başlayan Stallings de "İnternette geçen saatlerin sonunda size kalan bir kambur ve ağrıyan bir popo" diyor. Quebec'te de bilgisayarcı Denis Bystrov ve Ashutosh Rajekar mayısta dünya çapında bir 'kapama günü' organize etmeye hazırlanıyor.
*********


Başkent Üniversitesi (BÜ) İletişim Fakültesi'nin, Ankara'daki internet kafelerde yaptığı, ''Ankara Mikroölçeğinde İnternet Kafeler Kullanım Biçimleri'' başlıklı araştırma, dünyada da giderek artan bilgisayar bağımlılığı tehlikesinin, Türkiye'nin de kapısına dayandığını ortaya koydu. Araştırma sonuçlarına göre, 15 yaşından küçükler günde 1-5 saat, 16-19 yaş grubu 1-7 saat, 20-24 yaş grubu 1-10 saat, 24 yaşından büyük olanlar ise 30 dakika ile 15 saat arasında bilgisayar karşısında zaman geçiriyor.

İnternet kafelerin, tüm yaş gruplarında oyun ve sohbet amaçlı kullanıldığını gösteren alan araştırması, Türkiye'de internet kafelerin erkek egemen alanlar olduğunu ortaya çıkardı.

BÜ İletişim Fakültesi öğretim üyeleri Doç. Dr. Mutlu Binark ve Günseli Bayraktutan Sütçü tarafından hazırlanan ve TÜBİTAK tarafından da desteklenen araştırma, Ankara'daki 38 internet kafede, 10 yaşından başlayarak 24 yaş ve üstüne kadar toplam 206 kişiyle odak grup görüşme tekniği kullanılarak yapıldı.

Araştırma sonuçlarından derlenen bilgilere göre, kentteki internet kafelerde bilgisayar karşısında geçirilen toplam süre, 16-24 yaş grubu için 1-10 saat arasında değişiyor. Araştırmaya göre, 15 yaşından küçükler için özellikle ebeveyn denetimi nedeniyle bilgisayar başında geçirilen süre, görece daha da azalıyor. 24 yaş ve üstü yaş gruplarında ise internet kafede harcanacak boş zamanın sınırlı olması nedeniyle bilgisayar başında daha az zaman geçiriliyor. Alan araştırmasına göre, 15 yaşından küçükler günde 1-5 saat, 16-19 yaş grubu 1-7 saat, 20-24 yaş arasındakiler 1-10 saat, 24 yaşından büyük olanlar ise 30 dakika-15 saat arasında bilgisayar karşısında zaman geçiriyor.

Arama motorları çok kullanılıyor

İnternet kafelerde bilgisayar, 10-15 yaş grubu arasında sohbet, oyun ve ödev amaçlı; 16-19 yaş grubu arasında sohbet ve oyun amaçlı; 20-24 yaş grubu arasında ve 24 yaşın üzerinde e-posta, oyun, sohbet amaçlı kullanılıyor. Araştırmaya göre, özellikle çocuklar internet kafelerde, çoğunlukla dijital oyunları oynamak için bulunuyor. İnternet kafe kullanıcıları en çok, ''google.com'', ''yonja.com'', ''msn.com'', ''youtube.com'', ''hotmail.com'', ''ogame.com'', ''pcoyun.com'' gibi siteleri ziyaret ediyor.
*********

Dünya Bankası'ndan utandıran rapor
Türkiye'deki bilgisayar sayısı, % 36 sı yoksulluk sınırı altında yaşayan Moğolistan'ın üçte biri!..
(IMG:http://www9.gazetevatan.com/newpics/news/090120081433411127392_2.jpg)


ünya Bankası nın 2008 Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu na göre, Türkiye bu yıl yüzde 5.4, 2009 da yüzde 5.7 büyüyecek. Teröristlerle mücadele eden Pakistan ise 2008 deki yüzde 6.5, 2009 da 6.7 büyüme hızıyla Türkiye yi geçecek. Raporda Mısır ın da bu yıl yüzde 7, 2009 da yüzde 6.8 büyüyeceği tahmin edildi. Dünya Bankası nın Küresel Ekonomik Beklentiler-Gelişmekte Olan Dünyada Teknolojinin Yaygınlaşması 2008 raporu yayınlandı. Türkiye de bin kişiye düşen bilgisayar sayısının Moğolistan ın üçte biri olduğu belirtilen raporda, Türkiye ve Macaristan da para politikasında daha ileri bir gevşemenin, iç talebi güçlendireceği, büyümede hızlanmaya yol açacağı beklenmektedir denildi.

-DB YE GÖRE PAKİSTAN MISIR TÜRKİYE DEN HIZLI BÜYÜYECEK -

2005-2009 yıllarındaki küresel görünümle ilgili tahminlere göre Türkiye nin reel GSYİH sında 2008 deki büyüme hızı yüzde 5.4, 2009 yılı için ise yüzde 5.7 olacak. Tablodaki tahminlere göre gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan ve teröristlerle mücadele eden Pakistan ın 2008 deki büyüme hızı yüzde 6.5, 2009 da ise 6.7 olacak. Kaynakları sınırlı ve teröristlerin hedefi olan Mısır ın da 2008 deki büyüme hızı yüzde 7, 2009 da yüzde 6.8 olarak tahmin edildi. Çin in bu yıl ve gelecek yılki büyüme hızı sırasıyla 10.8, 10.5, Hindistan ın 8.4, 8.5 olacak.

Gelişmekte olan ülke perspektifleri bölümünde Türkiye nin de içinde bulunduğu Avrupa ve Orta Asya da bölgesel GSYİH büyümesinin 2008 deki yüzde 6.1 den 2009 da yüzde 5.7 ye düşmesinin beklendiği belirtildi ve şöyle devam edildi:

- PARA POLİTİKASINDA GEVŞEME BÜYÜMEDE HIZLANMA GETİRİR -

Sıkı uluslar arası kredi koşulları ve zayıflayan dış talep dolayısıyla büyümede 2008 de beklenen azalmanın tüm bölgeyi etkilemesi olasıdır. İç talebin de hafif biçimde gevşeyeceği tahmin edilmektedir. 2008 için bu büyüme tahmini için üç istisna Arnavutluk, Macaristan ve Türkiye dir. Arnavutluk ta büyümenin devam eden güçlü iç talep ve kamu yatırımlarında artışla birlikte sabit kalma olasılığı bulunmaktadır. Bu yatırımlar elektrik kesintilerini önleme gibi altyapı açısından yaşamsaldır. Türkiye ve Macaristan da para politikasında daha ileri bir gevşemenin, iç talebi güçlendireceği, büyümede hızlanmaya yol açacağı beklenmektedir.

- TEKSTİL SEKTÖRÜ VE DEVLETE ÖNERİLER -

Çin den ihracat önündeki engellerin kaldırılmasının, gelişmekte olan ülkelerin ihracatına etkisinin incelendiği bölümde Çin in AB ve ABD ye bazı giyim ürünleri ihracatı önündeki kısıtlamaların bu yıl kalkacağı, ancak Çin giysi ihracatındaki patlamanın diğer rakipler üzerinde korkulan etkiyi yaratmadığı kaydedildi. Raporda, Dünya giyim eşyası pazarındaki genişleme diğer ülkelerden ihracatın büyümesine de olanak vermiştir. Bu ülkeler arasında Mısır, Hindistan, Peru, Sri Lanka ve Türkiye vardır denilerek şöyle devam edildi:

- GİYİM İHRACATINDA HALA FIRSAT SUNUYOR -

Giyim sanayii, düşük ücretlerin bulunduğu ülkelerde sanayi mamulleri ihracatının genişlemesi ve ihracatın çeşitlendirilmesinde, Çin in sınırsız rekabetine karşın, hala bir fırsat ortaya koymaktadır. Giyim ürünü ihracatlarını en iyi bir şekilde genişletebilecek ülkeler, destekleyici bir üretim ortamına, düşük ticaret maliyetlerine (randımanlı çalışan gümrükler, limanlar ve ulaşım altyapısı) ve endüstrinin şu andaki başta gelen özelliği küresel talepte değişiklikleri karşılayacak kadar esnek ve rekabetçi firmalara sahip olan ülkelerdir.
Bazı gelişmekte olan ülkelerin, tekstil sektörü dışına çıkan işçiler ve ailelerinin yoksulluğa düşmemeleri için alternatif istihdam yaratılması sorunuyla karşı karşıya bulunduğu kaydedilen raporun Enflasyon ve mal piyasaları bölümünde şöyle denildi:
Para politikası birkaç ülkede değişti. Örneğin Macaristan ve Türkiye de faiz oranları uzun bir yükselme trendinin ardından 2007 de indirildi. Bu dönüş, iç talepte uzun bir dönem boyunca görülen, enflasyon baskısı ve büyük cari işlemler açığına yol açan güçlü artıştan sonra büyümede son dönemde gerçekleşen yavaşlamaya bir tepkidir.

-GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE TEKNOLOJİNİN YAYGINLAŞMASI

Gelişmekte olan ülkelerde teknolojinin yaygınlaşması bölümünde bilgisayar sahipliğinin görece yavaş, internet ve cep telefonu sahipliğinin ise aşırı hızlı bir şekilde arttığı belirtilerek şu konulara değinildi:
-1995 de Fransa da bin kişiye 145 bilgisayar düşüyordu, bu rakam ABD ortalamasının yarısından azdı. Kabaca bugünkü Macaristan ortalaması kadardı. Şu anda Fransa da bin kişiye 575 bilgisayar düşüyor, ABD de ise bin kişiye 762 bilgisayar düşmekte. Avrupa ve Orta Asya daki birçok gelişmekte olan ülkede ve Latin Amerika da bilgisayar sahipliği ortalaması bin kişide 145 düzeyinde. Gerçekte Avrupa ve Orta Asya nın bölgesel ortalaması, sırasıyla bölgenin ikinci ve üçüncü en büyük nüfusa sahip ülkeleri olan Türkiye ve Ukrayna da bilgisayarın düşük yaygınlık oranları dolayısıyla düşüktür. Türkiye de bin kişiye 52, Ukrayna da bin kişiye 28 bilgisayar düşmektedir. Avrupa ve Orta Asya bölgesindeki ülkelerde bin kişi başına düşen bilgisayar ortalaması 150 dir. Rakamlar tek tek incelendiğinde daha yüksek ortalamalar görülmektedir.

- BİLGİSAYARLARMIZ MOĞOLİSTAN IN ÜÇTE BİRİ -

Bununla birlikte düşük gelirli ülkelerin dörtte üçünde bin kişiye 15, dörtte birinde ise 5 bilgisayardan az düşmektedir. Muhtelif düşük gelirli ülkeler ise daha yüksek rakamlara sahiptir. Örneğin Moğolistan da bin kişiye 133 bilgisayar düştüğü belirtilmektedir, bu bilgisayar sahipliğinin, gelirle doğru orantılı olsa bile, aynı gelir düzeyindeki ülkeler arasında önemli değişkenlikler bulunduğunu göstermektedir.
Böylece Türkiye de bin kişiye düşen bilgisayar sayısının Moğolistan dakinin üçte biri olduğu belirtildi.

Moğolistan ın nüfusu 3 milyon, satınalma gücü paritesine göre kişi başına GSYİH 2 bin 100 dolar. Halkın yüzde 36 sı yoksulluk sınırı altında yaşıyor.

Türkiye nin nüfusu ise 71 milyon, satınalma gücü paritesine göre kişi başına düşen GSYİH 9 bin 100 dolar. Yoksulluk sınırı altında yaşayan nüfusun oranı yüzde 20.

- ÜÇ YÜKSELEN İN TEKNOLOJİ İTHALATI KARŞILAŞTIRMASI


Raporda üç yükselen ekonomi Çin, Hindistan ve Türkiye nin teknoloji ithalat profili çıkarıldı. Üç ülkenin değişik teknoloji ithalatı politikası şöyle anlatıldı:
Lemoine ve Ünal-Kesenci ticaret verilerine dayanarak, yaklaşık on yıl önce, göreceli olarak tümü sanayide benzer uzmanlaşma düzeyinden yola çıkan, Çin, Hindistan ve Türkiye tarafından benimsenen farklı yolların altını çizdi:
Çin: Bir montaj ülkesi haline geldi, Asya daki uluslar arası parça üretim prosesine güçlü bir şekilde entegre oldu. Çin in ileri teknoloji ürünlerinin çoğu parça ya da bileşenlerdir. Bu ileri teknoloji ithalatı ağırlıklı olarak ihraç mallarına eklemlenmektedir, iç üretim kapasitesinin modernizasyonunda kullanılmamaktadır. Bu veriler karşısında Çin in ihracatı sıra dışı ölçüde güçlü bir ileri teknoloji içeriği sergilemektedir.

Hindistan: Uluslar arası parça imalat prosesine katılımı sınırlı, ileri teknoloji ithalat düzeyi düşük bir karakter göstermektedir. İleri teknoloji ihracatı kimya sanayinde yoğunlaşırken, ithal edilen ileri teknoloji son aşamada, değişik üretim safhaları ve değişik sektörler arasında dağıtılmaktadır.

Türkiye: İleri teknoloji ithalatı temel olarak sermaye mallarını içerir ve yerli endüstri kapasitesini geliştirmeyi hedef alan teknoloji transferinin klasik formuna karşılık gelir. Türkiye nin dış ticareti, geleneksel olarak, güçlü bir biçimde bütünleyicisi olan Avrupa tarafından biçimlenmektedir.

- TÜRKİYE NİN AR-GE DEKİ YABANCILARI, ESKİ SOSYALİSTLERDEN GERİ -

Raporda yer alan bir bilgiye göre Türkiye Üretim ar-ge harcamalarında dış bağlantı payı sıralamasında Macaristan ın 6 da, Brezilya nın 5 te, Meksika nın 3 te biri, Çin, Arjantin, Letonya, Polonya ve Slovak Cumhuriyeti nin yarısı düzeyinde harcama yapıyor.ANKA

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5032
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

SANAL DÜNYA GENÇLERİ ''KEŞ'' YAPIYOR

Mesaj  Admin Bir Perş. Mayıs 15, 2008 2:19 pm

(ALINTI)

Bilgisayar bağımlısı gençler bir yandan 'oyun oynama' sürecinin bağımlısı olurken, üçşı Oxford

Üniversitesi'nden Profesör Susan Greenfield, beyin ve sinir sistemi konularında dünyanın önde gelen

uzmanlarından biri. Alzheimer hastalığıyla mücadele sürecinde, bilgisayar bağımlısı genç neslin de benzer

bir beyinsel tahribat riski altında olduğunu iddia ediyor. Fiziksel bir tahribattan öte, beynin işleyişi ile ilgili

'geri dönüşü olmayan' bir yapısal transformasyona maruz kalan genç nesil, artık kendi kendine düşünüp

karar alamayan ve diğer insanlarla empati kuramayan insanlara dönüşmekte. "Global siber dünya, bizim üç

boyutlu gerçek dünyamızdan daha güvenli ve risksiz bir hayat sunarmış gibi görünüyor.


Ama bilgi-işlem teknolojilerinin geldiği bu aşamada, siber dünyayla gerçek hayat arasındaki farkı

ayırdetmekten aciz bir kuşak yetişmekte. Mesela ikiz kulelere gerçekten uçak çarptığına bile inanmayan

insanlar var bu dünyada" diyor Susan Greenfield. ID: The Quest for Identity in the 21st Century adlı yeni

kitabında, Profesör Greenfield yeni neslin beyinsel işlev bozukluğu nedeniyle kişilik kaybına uğramakta

olduğunu iddia ediyor.


Bilimsel çalışmalarını yürütürken Oxford'taki laboratuarı ile Londra'daki Kraliyet enstitüsü arasında mekik

dokuyan Greenfield, Lordlar Kamarası başta olmak üzere üst düzey sosyal ve bilimsel toplantılara

konuşmacı olarak katılarak zihinsel yapı ve beynin işleyişi hakkındaki teoriler hakkında kamuoyunu

bilgilendiriyor.


Çok yoğun programına rağmen geçenlerde İngiliz The Times gazetesine verdiği bir röportajda Profesör

Greenfield yeni nesilde hızla yükselen suç oranlarının da bu zihinsel bozulmanın sonucu olabileceğini

düşündüren teorilerini açıklama fırsatı buldu.


Çok özetle ifade edilecek olursa, Profesör Greenfield'İn 'Hiç kimse teorisi' adını verdiği teorisine göre,

bilgisayar oyunları ve sanal dünya; genç neslin algısına göre süreçleri, içerik kavramının önüne

yerleştiriyor. BAĞIMLI YAPIYOR Amacınızın şatoda hapsedilmiş bir prensesi kurtarmak olduğu bir bilgisayar

oyununu oynadığınızı düşünün. Bu oyun sürecinde bir sürü canavarı ve kötü adamı öldürüp en sonunda

şatoya girip prensesi kurtaracaksınız. Prensesin kim olduğu, şatoya niye hapsedildiği gibi sorular artık sizin

için önemini kaybediyor, bunları düşünmüyorsunuz bile.


Diğer yandan, bu oyunun oynanması 'süreci'nde beyniniz dopamin adlı bir hormon salgılıyor. Bu hormon,

bağımlılık yaratan bir hormondur ve beyniniz bu hormonu yeterince salgılamazsa huzursuz ve mutsuz

oluyorsunuz. İşte bu noktada bilgisayar bağımlısı gençler bir yandan 'oyun oynama' sürecinin bağımlısı

olurlarken diğer yandan da oyunu niçin oynadıklarını, bunun anlamının aslında ne olduğunu artık

umursamaz oluyorlar.


ZİHİNSEL DEĞİŞİM KİŞİLİK YAPISINI YOK EDİYOR Sadece bir prensesi şatodan kurtarmakla ilgili basit bir

bilgisayar oyunuyla sınırlı kalsayı bu bir sorun yaratmayabilirdi. Ancak iş şiddet içerikli bilgisayar oyunlarına

geldiğinde durum birden ciddileşiyor: Çünkü genç beyinler açısından oyundaki sanal bir karakteri

öldürmekle sokakta gerçek bir kişiyi öldürmek arasındaki etik ve fiziksel farklılıklar giderek bulanıklaşıyor.

Beyin ve zihin yapısının bu noktada geçirdiği değişim, genç insanlarda 'kişiliğin yok olmasına' neden

olmakta. Aslında Profesör Greenfield bir eğitimci veya çocuk gelişimi uzmanı değil. Onun uzmanlık alanı,

insan beyni ve bilincin karşılıklı biyo-kimyasal etkileşimleri. Neuro-bilimsel çalışmalarına odaklanmış bu

Profesör için, elde ettiği biyolojik bulguların toplumsal hayatta yaratacağı uzun dönemli etkiler belirsizliğini

korumakta. Kimi öldürdüğünü, bunu niçin yaptığını umursamaksızın 'birilerini öldürme' sürecine bağımlı hale

gelen ve gerçek hayatla sanal dünya arasındaki farkları ayırdetmekte giderek zorlanan bir neslin aydınlık

bir gelecek vaadetmediği çok açık.


Profesör Greenfield ise "Kendi bireysel bilincini terkederek 'Hiç kimse' olmayı kabullenen bu gençler, giderek
köktenci olacaklardır.

Eğitim konusunda bugüne kadar bildiklerimiz ve öğrendiklerimiz ise bu süreci geri döndürmeye yetmeyebilir"
uyarısında bulunuyor.

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5032
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz