MASKELİ BALO

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

MASKELİ BALO

Mesaj  Admin Bir C.tesi Mayıs 24, 2008 1:14 am

Maske günümüzde insan ilişkileri dendiği zaman, oldukça güçlü bir imge.
Toplum içinde karşılığı yok da diyemeyiz.
Pek çoğumuz mahrem alanımızdan çıktığımız anda maskemizi takmaya başlıyoruz.
Hatta maskeden, değil ‘maskelerimiz’den bahsetmek daha doğru.
Gittiğimiz yerin ruhuna göre içinden uygun olanını seçip takıyoruz suratımıza.
Çalıştığımız yerde bulunduğumuz konuma göre başka,
otobüs durağında başka, banka kuyruğunda başka, mikrofon uzatıldığında başka,
karşı cinsle konuştuğumuzda başka maskemiz var takmak için.

Yaşanılan sosyal hayat bir maskeli baloyu andırıyor sanki.
Acaba eskiden beri mi böyleydi insan ilişkileri? “Evet” denilebilir belki bu soruya,
ama kesin olan bir şey var ki, hiç bu kadar ‘sentetik’ bir hâl almamıştı.

Maske metaforunun özü, insanın içi ile dışı arasında bir ayrım gözetmesinde saklı.
Demiş ya Mevlana, “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!”
Maske, insanı, Mevlana’nın bahsettiği gibi ‘olduğu gibi görünmediği’ bir duruma sokuyor.
Eskiden insanın olduğu gibi görünmemesini gerektirecek durumlar bugünkü kadar çok değildi.
‘Mahrem alan’ ile ‘sosyal alan’ arasında güzel bir denge vardı.
Ayrıca insanların olduğundan başkası gibi görünmesine hem bu kadar ihtiyaç yoktu, hem de buna imkân yoktu.
Çünkü insanlar pek çok yerde birbirini gayet iyi tanıyordu.
İnsanlar, yaşadıkları yerde biraz da oldukları gibi davranmak zorundaydılar.

Günümüzde maskeli davranışların bu denli yaşantılarımıza sızması,
âdeta ‘kurumlaşması’ ve ‘sentetik’ bir hal alması, işte bu yapının bozulmasından ileri geliyor.
Bugün, özellikle büyük şehirlerde herkes birbirine yabancı.
O kadar yabancı ki, bu yabancılık insanların kendilerine de yabancılaşmasına neden oluyor.
O yüzden, insanların tanınmaktan ileri gelen ‘olduğu gibi görünme’ zorunluluğu ortadan kalkmış durumda.
Kendinize yakıştırdığınız dış görünümüz ve edanızla tamamen başka birisi olabilir
ve özellikle iş hayatında değişik avantajlar elde edebilirsiniz. Bunun adına ‘imaj’ deniyor.
İmajınızın altında ne kadar samimiyet yattığı ise önemli değil. İmajınızın kendisi önemli.
Taşıyabiliyorsanız, size kimse yalancı diyemez.
Hatta değişime ayak uydurduğunuz söylenerek, alkışı bile hak ettiğiniz düşünülür.

Peki bu sizi gerçekten mutlu ve başarılı bir insan yapar mı?
Veya içinizdeki yalnızlığı, korku ve zayıf taraflarınızı onarır mı?

İsterseniz, bu sorunun cevabını Doğan Cüceloğlu’nun,
çocuk psikoloğu Charles Finn’den aktardığı şu şiirde bulmaya çalışalım:

Söylemediklerimi İşitin Lütfen
Bana aldanmayın!
Yüzüm bir maskedir,
Sizi aldatmasın.
Binlerce maskem var,
Çıkarmaya korktuğum,
Ve,
Hiçbiri ben değilim…
Olmadığımı göstermek
İkinci doğam oldu.
Herşey dışta düzgün ve cilalı,
Hiç yıpranmayan, her zaman saklayan
O maske!..
Altta ne güven ne de rahatlık…
Altta,
Karışıklık, korku ve yalnızlık içinde bocalayan Gerçek ben!…
Ama saklarım bu gerçeği savunuculukla…
Kimsenin bilmesini istemem…
Zayıf taraflarımı düşündükçe
Titrer ve sararırım…
Ya başkaları görürse iç dünyamı…
Gerçek ben ve yalnızlığımı!
İşte,
Maskelerimi onun için takarım.. [img][/img]

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5028
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz