Neo-Conlar. ( Deniz Hakyemez)

Aşağa gitmek

Neo-Conlar. ( Deniz Hakyemez)

Mesaj  Admin Bir Paz Eyl. 07, 2008 3:33 am

KİM BU NEW YORK AYDINLARI?


Bizim sözde solcu-liberalleri bilirsiniz; hep üstten bakarlar, dudak bükerler. Kimseleri beğenmezler.
Yazdık aslında; bunların tek yaptıklarının tercüme etmektir.
ABD'deki Neo-Conların söylediklerini, yazdıklarını evirip-çevirip yeniymiş, kendi görüşleriymiş gibi yutturuyorlar.
Öyle ya medya da onların, kim yüzlerine vuracak bilgisizliklerini; papağan olduklarını!
Uzatmayalım.
Ne diyor bizim solcu-liberaller önce ona bakalım:

“Ulus-devletin sonu gelmiştir.”
“Yeni yüzyılın en önemli çatışması demokrasi güçleriyle otokratik (despotizm yanlısı, baskıcı) güçlerin çatışması olacaktır.”
“Bürokrasi ve yargının büyük bölümü otokratik ilkenin bir ifadesidir.”
“Türk ordusu dokunulmaz bir kurum değildir. ”

“Türkiye Avrupa Birliği’ne girmek istiyorsa, yönetici elitin büyük ölçüde direndiği pek çok politik ve ekonomik reformu hayata geçirmek zorunda kalacaktır – bunlar temelinde Türkiye’yi daha demokratik kılacak ve Türklerin hayatında devletin ve ordunun rolünü azaltmaya yarayacak reformlardır. Türkiye böylelikle işkenceden, düşünceye ve ifadeye getirilen kısıtlamalardan kurtulacak, daha adil bir yargı sistemi oluşturacak, sivillere daha geniş bir denetleme imkanı sunacak ve Kürt vatandaşlarıyla sorunlarına barışçı çözüm getirebilecektir.”

“Asıl mesele din özgürlüğü: Türkler, devlet okullarında başörtüsü kullanmak anlamına gelse bile, herhangi bir dini hissiyatı dile getirmeye özgür olmalı.” Vs. vs.

Bunları bizim sözde solcu-liberaller söylüyor sanıyorsanız yanılırsınız.

Bunları söyleyenler "New York Aydınları"!

Ya da günümüz deyimiyle -başlangıçta aşağılayıcı bir terim olarak ortaya atılan- “Neo-Con”lar…

Bunlar; 1930’lu yıllarda Amerikan Troçkist hareketi içindeydi. Yüzyılın başında sol hareket içinde yer almaları, belki de en çok, neredeyse hepsinin Yahudi olmasından ve Ekim Devrimi’yle tarihte ilk kez anti-Semitizm’i suç sayan bir devlet kurulmasından kaynaklanıyordu. Ancak bağlılıkları sosyalist hareketin kendisine değil, Yahudi cemaatineydi.

Ancak:

Hitler-Stalin anlaşması ve Troçki’nin 2. Dünya Savaşı’nda Hitler’e karşı savaşan Franklin D. Roosevelt’i desteklemeyi reddetmesi, günümüz Neo-Conlarının atalarının, sosyalizm yolundan teker teker düşmeye başlaması sonucunu doğurdu. 1948’de İsrail’in kurulmasından sonra bu grup artık kurtuluşun sosyalizmde değil, İsrail’i koruyabilecek tek güç olan Amerika’da olduğunu savundu: "Amerika ne denli güçlü olursa, İsrail de o denli güçlü olacaktır."

New York aydınları, Amerika’yı "yeni mesih" ilan ettikten sonra, sol hareket içinde edindikleri birikimleri Amerika ve Avrupa’da sol hareketin içini oymak için kullandı…
Soner Yalçın da bu konu üzerine Hürriyet'te yazdı; New York aydınları tarafından kurulan ve CIA tarafından fonlanan Congress for Cultural Freedom, Soğuk Savaş boyunca reel sosyalizme karşı bir "özgürlükçü sosyalizm" inşa etme misyonunu yüklendi!!! Dillerinden düşürmedikleri kavramlar demokrasi, insan hakları ve özgürlüktü.

Yani Yahudi Neo-Conların Amerikalıdan daha Amerikancı olması buradan kaynaklanıyor.

1980 yılına gelindiğinde Sidney Hook, Norman Podhoretz gibi eski solcu New York aydınları, halefleri Elliot Abrams, Albert Wohlstetter, Richard Perle ve Paul Wolfowitz artık Reagan’ın takımındaydı.

1980'ler bilindiği gibi dünyada neo-liberal rüzgarların estiği dönemdi.

Ve bizim solcuların yavaş yavaş dönmeye başladığı yıllardı. Neyse bu ayrı bir konu.

Gelelim bizim sözde solcu-liberallerin ağababalarının kimler olduğuna:

-James Burnham, The Managerial Revolution kitabında, insanlığın karşısındaki en büyük tehdidin artık, “teknisyenlerin” ve “bilim adamlarının” yanı sıra “bürokratlardan” ve “askerlerden” oluşan güçlü bir “elit” yönetici sınıf olduğunu yazıyor.


-Neo-Conların önde gelen teorisyeni Robert Kagan son kitabı The Return of History and the End of Dreams’de, yeni yüzyılın en önemli çatışmasının liberal demokrasilerle otokratik devletlerin çatışması olduğu saptamasında bulunuyor. Ulus devletler yıkılmadan özgürleşme olamazdı!

-New York Times’ın “şahinler” arasında saydığı Daniel Fried'in, “Soru, Türklerin nasıl bir ülkeye sahip olmak istedikleridir… Milliyetçilik özünde defansif bir tutuma, gurursuzluğa dayanır. Gururlu insanlar milliyetçi olmaz, gururlu insanlar dünyaya açık olur,” açıklamasını anımsarsınız. Bu açıklamayı ellerini acıtırcasına alkışlayarak aktaran Yasemin Çongar'ın “Şahin” Fried’le aynı fikirde olduğundan kuşkumuz yok. (Milliyet, 17 Mart 2007)

-Türkiye’nin en yakından tanıdığı Neo-Conlardan Richard Perle de Türkiye’den Kürt sorununa ve Kıbrıs’a barışçı çözüm istiyor!!!

-Bizimkilerin, sözleri tekrarladıkları isimlerin başında "tanıdık" biri var: Amerika’nın eski Ankara büyükelçisi ve Neo-Con National Endowment For Democracy kuruluşunun yöneticilerinden Morton Abramowitz (Aktaran Marissa Morisson, National Interest Online, 06.19.2007; Abramowitz, Turkish Transformation and American Policy, 2000; Abramowitz, “A Showdown In Ankara”, 2007).

Neo-conları sadece sivil olarak düşünürseniz yanılırsınız:



Sözü, Amerikan ordusundan Yarbay Patrick F. Gillis’e bırakıyoruz: “Tarihe baktığımızda, Türkiye’deki siyasal yapının, ordunun etkisini sınırlamada kifayetsiz ve isteksiz olduğunu görürüz. Ancak bu durum (2003 yılı itibariyle) değişmeye başlamıştır... ABD–Türkiye ilişkileri, Soğuk Savaş yıllarının askeri ortaklığından, çok-yönlü bir ortaklığa dönüşmelidir. Türkiye’nin ABD ile kalıcı ve geliştirilmiş bir stratejik ortaklık kurabilmesi için bütünüyle demokratik olması gerekmektedir... Bugüne dek AKP, Türkiye’nin laiklik geleneğinden ayrılmak istediğine yönelik hiçbir işaret vermemiştir. Tersine, Ankara, demokratikleşme sürecini ilerletecek reformlar başlatmıştır... AKP, mecliste sahip olduğu çoğunluk ve halktan gördüğü destekle, Türkiye’nin güçlü ve güvenilir bir demokrasi yolunda ilerlemesi açısından ülkedeki en iyi fırsattır... ABD, AKP ile aktif bir şekilde çalışmalıdır.” (Mayıs 2004)



Özetle, New York aydınları yazıyor bizimkiler çevirip kendi görüşleri gibi yayınlıyor. TV'lerde onların ağızlarıyla konuşuyorlar.

Peki, ne istiyorlar?



1) Neo-Conlar, her zaman Amerika ve İsrail’in çıkarlarını en iyi savunacak taraftan yanadır; tek tanıdıkları, Amerika ve İsrail “ulusalcılığı”dır.

2) Özellikle 2003’ten bu yana, Türk ordusunun Türk siyasetinde belirleyici bir özne olmasına karşıdırlar.

3) Tarafgir liberaller ordu düşmanlığını Neo-Conlardan öğrenmişlerdir.

4) Neo-Conlar bir süredir AKP’yi eleştiriyorlarsa, bunun nedeni, ulusalcılara yaklaşmaları değil, AKP’nin, “haddini bilmeyerek” Türkiye’de ulusalcı damarı uyandıracak, kışkırtıcı bir siyaset izlemesidir.

5) Hem Neo-Conlar, hem de onların öğrencisi tarafgir liberaller, Amerika’nın ve İsrail’in çıkarlarından başka bir çıkar gözetmeyen bir Türk ordusu oluşmadığı sürece, gizli ya da açık ordu düşmanları olmayı sürdürecektir.



Şimdi anladınız mı, bizim sözde solcu liberallerin kimin ağzıyla konuştuğunu?



Deniz Hakyemez

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5192
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz