''Tat Tvam Asi: Varlık Sensin''

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

''Tat Tvam Asi: Varlık Sensin''

Mesaj  Admin Bir Perş. Ocak 15, 2009 2:37 pm

(alıntı)

Karamsar bir ateist olma ünüyle ahlakçılarca görmezden gelinmeye çalışılan düşünür Arthur Schopenhauer'in ahlak ve ölüme olan bakış açısından bir kesit:


'' 'Varlıkların ayrılığı ''kendiliğinden''in bir düzenidir. Her varlık mutlak bir şekilde diğerinden ayrı bulunmaktadır. Benim kendi ''ben''imde kendi hakiki mevcudiyetim bulunur. Geriye kalan ben olmayandır ve bana yabancıdır': İşte bizde etin, kemiğin tanıklık ettiği tek gerçek sanılan şey.

Kötü, haksız ve haşin fiillerde ifadesini bulan şey egoizmdir. Bireyselleşme ise tüm bilgi objelerini tanımak yetisi tarafından empoze edilen, zamanın ve mekanın meydana getirdiği saf bir görünüştür. Keza çokluk ve azlık da bir görünüşten, yani ancak benim tasavvurlarımdan, tasavurumda mevcut olan bir olaydan ibarettir.

Benim gerçek ve samimi varlığım tüm yaşayanlarda doğrudan doğruya mevcuttur. Bende ise ancak bu bilincimde ortaya çıkar. Bunu Hint dilinde ifade eden bir formül vardır: ''Tat Tvam Asi'' yani ''Varlık Sensin'' demektir ve o gerçekte her iyi eylemin ifadesi olan ve erdemlerin temelini oluşturan ''acıma'' formu altında meydana çıkar. Bu öyle bir hakikattir ki, onun sayesinde yakınlarımızı affetmeyi,sevmeyi, iyilik ve tatlılığa davet etmeyi öğreniriz. Bu sıcak davet bize hepimizin bir ve aynı varlık olduğumuzu hatırlatır. Erdemli bir eylemde bulunduğumuz zaman duyduğumuz heyecan ve derin mutluluk ''çokluk'' ve ''ayrılık'' şeklinde ortaya çıkan bu bireylerin bir birlik haline gelmesinden doğar.

Kötü insan ise kendisiyle kendisinin dışında kalan arasında kalın bir perde hisseder. Dünya onun için mutlak bir ''ben olmayan''dır. Kendisinin dışında kalan herşeye karşı kin ve düşmanlık besler. İyi karakterli kişi ise tersine, kendi varlığı ile aynı cinsten olan harici bir dünya içerisinde yaşar.Başkaları kendisi için bir ''ben olmayan'' değildir. Belki benin tekrarıdır. Kendisiyle tüm diğer varkılar arasında yakın bir akrabalık bulur. Onların neşe ve ıstıraplarını paylaşır. Bundan dolayı her zaman derin bir sükunet onun yanıbaşındadır.

Bencil karakterli insanın ruhsal durumu bunun zıddıdır. Onun ihtiyaç anında başkalarının kendisine yardım edeceğine inancı yoktur. Kötü adam bir kimseyi imdada çağırırsa ona karşı içinde hakiki bir minnet duymaz. Çünkü bu yardımda budalalıktan başka birşey göremez. Böyle bir insanda kendisini başkasında hissetme becerisi yoktur. Bu tipler bir zorluk karşısında kalınca kendilerini kolayca ümitsizliğe kaptırırlar. Çünkü insanlık bunlar için bir ''ben olmayan''dan ibarettir. İyi adam içinse herşey ''ben''in bir tekrarıdır.

Kendisini başkalarında yaşayabilen veya başkalarını kendisiymiş gibi hissedebilen bir insan için ölüm artık korkunç bir felaket değildir. Tam tersine, bir göz kapama kadar basit ve üzüntü duyulmayacak bir olaydır. .Zira böyle biri için kendi şahsının dışında gerçek olan hiçbir şey yoktur. Kendisinden ayrı olan herşey onun için,arzu ve hayallerine hizmet için yaratılmış birer hayaletten fazla değerli değildir. İşte kendisiyle ''ben olmayan'' arasında geniş bir uçurum gören böyle birinin gözünde ölüm her türlü gerçeğin ve bütün bir dünyanın birlikte sona ermesiyla aynı şeydir. Halbu ki kendisini benzerlerinde hisseden bir kimse, ölümüyle tüm yaşayanlara yani dünyanın birliğine intikal etmenin mutluluğunu hisseder, ölüm onun basit bir parçasını alır götürür. Yani bilincin kendisini diğerlerinden ayırır gibi gösteren hayaletini ortadan kaldırmış olur.''


Schopenhauer kendisini eski Hint bilgeliğinin bir devamı olarak görmüştür. Metafizik ve mistisizm ile ateizmi birleştiren felsefesi Doğu ve Batı felsefeleri arasında bir köprü olarak görülebilecek değerdedir. Ahlaka bir temel bulmaya çalışmış ve bunun Uzakdoğu felsefesinde yattığına kanaat getirmiştir.

Bugün bence, toplumların altını oyan kurt, herşey gibi değerlerin de çok çabuk tüketilmesi olgusudur. Neredeyse herşey yüzeyde ve görüntüden ibaret yaşanma safhasına gelmiştir. İnsanoğlu yeterli bilince sahip olduğundan bu yana kendini aramış, fakat sonuçta kendisine yabancı olan ne varsa ona bağlanıvermiş. Tanıyamadığı şeyi kendisine düşman edinmiş. Ödleklikten inançlar,kültürler yaratmış. Peki kendisini bulmuş mu? Belki bazısı. Birileri çıkıp demiş ki: ''O sensin.Aradığın, korktuğun, utandığın, taptığın ne ise. İşte o, o varlık sensin. Tanıyamadığın kendin. Sürekli tekrar eden.''

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5032
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz