MUSTAFA AĞABEY

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

MUSTAFA AĞABEY

Mesaj  Admin Bir Çarş. Ocak 28, 2009 12:39 pm

Bir gün köy ahalisi köy kahvesinde bir yandan haberleri izliyorlarmış bir yandan da pişpirik çeviriyorarmış. İçlerinden biri (Mustafa Ağabey) televizyonda Tayyip Erdoğan'ı görmüş ve demiş ki :
"Başbakan oldu yüzümüze bakmıyor. Eskiden böylemiydi be ! Etrafimda dolanırdı ! Hey be, zaman ne çabuk geçiyor..."
Tabii kahvedekiler merakla sormuşlar :
"Mustafa Ağabey ? Sen nereden tanıyosun başbakanı yahu ?"
Mustafa Ağabey istifini bozmadan cevap vermiş :
"Üniversite yıllarında ağabeylik ettim ona ! Az ekmeğimi yemedi ! Gel gör ki şimdi bizi unutmuş baksana !"
Kahvedeki ahali inanmamışlar tabii ki.
Mustafa Ağabey'de inandırmak için demiş ki :
"Gelin ulan ! Meclisin önüne gidiyoruz. Çıkışta yakalayacağız başbakanı. O zaman anlarsınız yalan mı, değil mi ?"
Hepbirlikte T.B.M.M.'nin önüne giderler ve çıkışta Erdoğan'ı yakalarlar. Erdoğan hemen Mustafa Ağabey'in elini öpmeye kalkışır ve der ki :
"Ağabeyim, Mustafa Ağabeyim ; kusura bakma başbakanlık bir dakika boş bırakılmıyor ki ! Kusuruma bakma ağabey."
Mustafa ağabey kahve ahalisine şöyle bir bakar ve ahalinin acayip şekilde etkilendiğini görür. Başka bi gün gene kahvede ahali ile TV seyreden Mustafa Ağabey TV' de Abdullah Gül'ü görür ve der ki :
"Bu da öyle. Cumhurbaşkanı olunca kendini birşey zannetti. Hayırsız çıktı bu da !
Ahali : "Hadi canim. Erdoğan'ı belki şans eseri tanıyosun ama buna inanmıyoruz !" der.
Mustafa Ağabey hemen ahaliyi toplar ve Çankaya'ya giderler. Mustafa Ağabey'i gören Gül hemen Erdoğan gibi Mustafa Ağabey'in ellerine sarılır ve öpmeye kalkışır.Mustafa Ağabey buna izin vermez tabi.
Güll ekler: -Ağabey, vallahi billahi kusura bakma. Uzun yıllardır göremiyordum seni. Tam da seni ziyarete gelecektim der.
Mustafa Ağabey tekrar ahaliye dönerek bir bakiış atar ki artık ahalinin gözünde peygamber kadar yükselmiştir. Tekrar bir gün kahvede tv izlerken bu sefer tv ye Obama çıkar.
Mustafa Ağabey söze başlar ve der ki :
"Ulan ne çabuk unuttun o sefalet dolu günleri ? Tabi zengin oldun , Amarika'ninda başına geçince unuttun bizi.. Hayırsiz herif! Ahali bu kadarının da fazla olduğunu söyler ve diğerlerinin belki bir şans eseri olabileceğine ama Obama'yı tanımasının imkansız olduğuna imece usülü karar verirler.
Mustafa Ağabey'in tabii ki kafası atar ve bazı köylüleri alarak Beyaz Saray'a giderler. Kapıdaki görevliye Obama ile görüsmek istediklerini söylerler.. Görevli de sadece bir kişinin girebileceğini söyler. Köylüler düşünürler ve sadece Mustafa Ağabey'in Obama'yı tanıdığını söyleyerek Mustafa Ağabey'in gitmesini isterler. Güvenlik Mustafa Ağabey'i iyice arayarak içeri sokar. Saatler geçer ama kapıdan kimse çıkmaz .Köylüler sıkılır. Pencere çok yukarda olduğundan bakma olanakları olamadığı için ordan geçen uzun boylu birine sorma kararı alırlar. Şans eseri orada o anda Michael JORDAN geçmektedir.
ingilizce bilen bir köylü Michael Jordan'a döner ve der ki :
"Ya Jordan Ağabey! Senin boyun uzun. Camdan içeri bakıp neler oluyor, kaç kişi var bir baksana..
Jordan camdan bakar ve cevap verir :
"Vallahi ne olduğunu bilmiyorum. Içerde 6 kişi var. Biri Mustafa Ağabey, diğerlerini tanımıyorum."

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5027
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

BU DA TEMEL VERSİYONU

Mesaj  Admin Bir Çarş. Şub. 11, 2015 2:34 pm

Temel İtalya’da Fiat fabrikasında çalışan bir işçi… Dönemin Sovyet lideri Krusçev resmi bir ziyaret için İtalya’ya gelmiş. Programda Fiat tesisleri de var.
Fabrikanın tezgahları arasında dolaşırken Temel’e rastlamış. Herkesin gözü önünde ”Vay Temel…” diye sarılıp kucaklaşmış. Orada ayaküstü sohbet etmişler.
Tüm protokol bu dostluktan şaşkın… Konuk gittikten sonra patron Temel’i çağırıp, Krusçev’i nereden tanıdığını sormuş. Temel “Hiiç” demiş. ”Ben eskiden komünisttim… 1 Mayıs kutlamaları için parti beni Moskova’ya göndermişti. Orada tanışmıştım.”
Olay unutulmuş… Üç beş ay sonra bu kez Amerika başkanı Nixon gelmiş İtalya’ya. Yine aynı program ve fabrika ziyareti. Tezgahların arasında ‘”Vay Temel,vay Nixon…” muhabbeti.
İyice meraklanan patron ziyaretten sonra Temel’i yine çağırtmış. Soru da cevap da aynı; ”Bir ara Amerika’ya göç etmeye kalkıştım. New York’ta başım polisle belaya girdi. Bu Nixon o zaman çiçeği burnunda bir avukattı. Beni o savunmuştu…”
Olay bu kadarla kalsa iyi. İki ay sonra Fransa başkanı De Gaulle ziyaretinde de aynı manzara yaşanınca Patron Agnelli derin bunalımlara girmiş. Kendisini tanıyan yok. Yanında çalışan Temel’in uluslararası çevresi var.
- De Gaulle’ü nereden tanıyorsun?
- Nazilere karşı Paris’te yeraltı savaşı yapıyorduk… Özel kuryesiydim.
- Sen herkesi tanır mısın?
- Evet, hemen hemen…
Patron iyice hırslanmış.
- Neredeyse Papa da arkadaşım diyeceksin.
Temel gülmüş. “Tabii. Yakın arkadaşımdır.”
Çıldırma noktasına gelen Agnelli haykırmış:
- İspatla… İspatlayamazsan kovarım…
Temel:
- Tamam, bu pazar ayininde Vatikan meydanında olun. Papa balkondan halkı takdis ederken ben yanında olacağım.
Patron Pazar’ı iple çekmiş. Vatikan’da Papayı bekleyen kalabalığın arasına karışıp beklemeye başlamış. Bir süre sonra Papa balkona çıkmış. Yanında Temel… Kalabalığa bakıp, patronunu bulmaya çalışıyor. O sırada bir kargaşa olmuş. Biri bayılmış…
Temel bayılanın kendi patronu olduğunu görünce Papaya “Bana müsaade” deyip meydana koşmuş. Agnelli yerde yatıyor… Bir iki kişi de ayıltmaya çalışıyor.
Temel çevresindekilere, “Bu benim patronumdur; ne oldu?” diye sorunca biri cevap vermiş:
- Siz Papa ile balkona çıktığınızda bunun önünde iki Japon turist vardı. Japonlardan biri senin patronuna dönüp, “Şu sağdaki bizim Temel, ama yanındaki kim?” diye sorunca seninki düşüp bayıldı…

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5027
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz