Hayat Bir Çocuğa Nasıl Anlatılmalı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Hayat Bir Çocuğa Nasıl Anlatılmalı

Mesaj  Admin Bir Ptsi Mart 02, 2009 5:23 am

Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, ''Sen eğitimcisin, neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum'' dedi. Sorusu kolaydı ama yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım:

Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı ''insan yetiştirmek'' olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın. Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağı nı... Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden ''neden ben değil de o?'' demeden...

Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek hayat ona. Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün keyif vermeyebileceğ ini, kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu, gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret. Kitaplardan keyif almasını, ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını , ama okumayı sevmesini öğret ona. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı. Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret ona, sıkılıp ta kendini yönlendirmeyi bulmasını.

Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla. Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret, belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine sarılırlar, bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine...

Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona. Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli olduğunu öğret. Alın terine saygıyı öğret ona.
Aşk acısı çekmenin hiç âşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret. Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi gerektiğini öğret, başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı. .. Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden geçirmesi gerektiğini öğret. Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlat.

Hayatı sorgulamayı öğret ona... Bilginin en büyük güç olduğunu öğret. Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklaması gerektiğini öğret. Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmesini öğret ve haklıyken dik durmasını.

Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini öğret. Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı... "İstemiyorum", "hayır" demeyi öğret ona, istediğinde ise "istiyorum" demeyi, Sevdiğinde ise "seni seviyorum" diyebilmeyi öğret ona. Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz kokmasını...

Sorgusuz sevmeyi... El yazısı ile notlar yazmayı... Lafı dolandırmamayı ... Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını, dostluğa yatırım yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını öğret ona. Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını, İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret... Ama en çok da kendini sevmesini öğret... Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyeceğini. .. Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi gerektiğini.. . Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun için yemek hazırlamayacağı nı...

Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona...

Aylin Kotil, Cumhuriyet Gazetesi

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5032
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Mustafa Sarıgül'ün eski eşi Aylin Kotil, ayrılıktan sonra ilk kez konuştu

Mesaj  Admin Bir Ptsi Mart 02, 2009 5:31 am

[img][/img]
Eski eşiyle görüşmediğini söyleyen Aylin Kotil, buna hazır olmadığını belirtiyor. Kotil, Türk erkeklerinin kutsallık anlayışını da şu sözlerle dile getiriyor: ‘O evde eşim ama ben dışarıda yine yapacağımı yaparım!’
İlk kez konuştu

Gülay Fırat / Milliyet :

Boşanmadan önce artık erkek istemediğini söyleyen Kotil artık yeniden evlenmeye soğuk bakmıyor

Eski eşiyle görüşmediğini söyleyen Aylin Kotil, buna hazır olmadığını belirtiyor. Kotil, Türk erkeklerinin kutsallık anlayışını da şu sözlerle dile getiriyor: ‘O evde eşim ama ben dışarıda yine yapacağımı yaparım!’

Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ile 15 yıllık evliliklerini geçtiğimiz haziranda sürpriz şekilde sonlandıran Aylin Kotil, Milliyet’e konuştu. Eski eşiyle görüşmediğini söyleyen Kotil, yeniden evliliğe sıcak baktığını belirterek, ‘Bir daha âşık olmam’ diyemem. Bu çok iddialı olur. Şu an kafamda evlenmek yok, ama tabii ki isterim” diye konuştu. Kotil, işlettiği çocuk yuvasında sorularımızı yanıtladı.

Boşanma gerekçesini açıklamadınız?

O göz önünde olan biri. Belki bir arkadaşımla paylaşabilirim ama herkesle değil. Zaten evliliğim süresince aile hayatımı korumaya çalıştım, çünkü ne kadar göz önünde olursanız o kadar zarar görüyorsunuz. Yine de onun zarar görmesini hiçbir şekilde istemiyorum çünkü oğlumun babası. Ömer’i üzecek her şey sonuçta beni üzecektir.

Sarıgül ile görüşüyor musunuz?

Ona henüz hazır değilim. Görüşmem gerektiğini biliyorum ama görüşmüyorum.

Boşanma olsa da dostluk sürebilir.

Dostluk demeyelim ama çocuk için bir şeyler yapmak zorundasınız. Ama şu anda böyle bir şeye hazır değilim.

Yeniden evlenip çocuk sahibi olmayı düşünüyor musunuz?

38 yaşındayım, çocuk için biraz geç. Ama ilk boşandığımda, ‘hiç erkek istemiyorum’, ‘Erkek yok, ağlamak yok’ dedim. Ama hayat büyük konuşmamayı da öğretiyor. Onun için ‘artık bir daha âşık olmam’ lafı çok iddialı bir cümle. Şu an kafamda evlenmek yok, ama tabii ki isterim. Benim en çok sevdiğim istediğim şey İtalyan ailelerindeki gibi bir masa etrafında çok sayıda çocuk. En büyük hayalim buydu ama olmadı.

Neden?

İlk zamanlar babam hastaydı, sonra da bazı özel sebeplerden ötürü yapmak istemedim.

‘Erkek yok, gözyaşı yok’ dediniz, bu istenmeyen bir ayrılık mı?
O tabii işin esprisiydi ama erkek insanı yoruyor yani.

Türk erkekleri mi biraz böyle?
Almanya’daki erkekleri de görüyorum, her şeyi paylaşıyorlar eşleriyle. Çocuk bakımını, ev sorumluluğunu. Aile onlar için hâlâ kutsal. Türk erkekleri için kutsallık anlayışı farklı, ‘O evde eşim ama ben dışarıda yine yapacağımı yaparım.’

‘Iskalayan oydu’

Siyasetin içindeki eşin aktif hayatı zor olsa gerek.
Ben kendimden ziyade çocuğum için zaman isterdim çünkü onun bu yılları geri gelmiyor ve hep ıskalıyor. Aslında kaçıran ve ıskalayan hep oydu. Sonuçta biz Ömer’le çok iyi bir ilişki kurduk. Baba figürü çocuk için çok önemli. ‘Ona zaman ayır’ diye bunu hep vurgulamak istemiştim ama artık günümüzün yaşam koşulları herhalde biraz böyle. Bu yüzden zamanınız yoksa yapmayın çocukları.

Hayat muhasebesi yapar mısınız?
Bazı insanlar hayatınızda size bir şeyler öğretmek için giriyor ve görevini tamamladığında çıkıyorlar. Acı çekmeden de olgunlaşılmıyor.

‘Boşanmayı bence o da istedi’

Hep pozitifsiniz...

Babam öldükten sonra şunu öğrendim, ölümcül bir hastalıkla uğraşmadıktan sonra hayattaki her şey geçici. Evet başımıza bir şey gelecek, hayat bu hep iyi gitmeyecek. Asfaltta yürümeyeceğiz, bazen çukurlara da gireceğiz ama mühim olan öğrenmemiz, deneyimlememiz.

Aşk acısı mı biraz da bunları söyleten?
Yoo, aşk acısı yok. Yakın olduğunuzu düşündüğünüz bir insanın kendini sizden bu kadar saklayabilmesine şaşırıyorsunuz sadece.

Tanıdığınızı sandığınız kişiyi tanımadığınızı fark etmek zor olsa gerek.
Siyasetle uğraşan ve politika yapan insanların farklı bir stresi var. Stresli hayat da kendine bile ‘niye böyle yaptım’ dedirtebilir. Belki de ikimizin birbirimizden öğreneceği şeyler bitti o yüzden ayrılmamız gerekiyordu.

Kadınların çoğu bununla baş edemiyor.
Babamın hastalığında yaşadığım o 3 sene ile evliliğimde yaşadığımı kıyas kabul etmem. Ben olaya üzüntü diye bakmıyorum, bu bir deneyim. Kadın ne istediğini bilecek. Hem adamla ilişkisini sürdürüp hem hayıflanmak doğru değil. Karar verecek: ya ilişkiyi bitirecek ya da hayıflanmayacak.

Boşanmayı kim istemişti?
Ben istedim ama bence o da istedi.

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5032
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz