Nedir bu nesil, kuşak meselesi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Nedir bu nesil, kuşak meselesi

Mesaj  Admin Bir Perş. Tem. 02, 2009 2:02 am

Kaynak: Anneyiz.biz Dergi, Haziran 2008
Çocuğunuzda, sizde tuhaflık yok, evrim geçiriyoruz!
Fütürist Anne
Ufuk Tarhan
tufuk@m-gen.biz


Son yıllarda bir takım nesil tanımlamaları duyar oldunuz.
BabyBoomers, X, Y, Milenyum ve şimdi de Z kuşağı geldi aman dikkat diyorlar!
Nedir bu nesil, kuşak meselesi, bir bakalım;

Çeşitli kaynaklarda birkaç yıl farkla, değişik yıl ve yaş bulabilirsiniz. Aşağı yukarı, en çok kabul edilenlerinden derlediğim özet şöyle;

1946-1964 - Baby Boomer Kuşağı (BB): En yaşlısı 62, en genci 44 yaş civarında.
Gazlı radyo, kurmalı gramofon, gazlı buzdolabının olduğu ortama doğdular. Sadakat duyguları yüksekti, kanaatkarlardı, tek bir yerde uzun süre çalıştılar, teknoloji kimine yakın kimine uzak oldu, çok benimsemediler. Toplumsal olaylara tepki gösterdiler, idealist ve otoriteye saygılıydılar. İstediklerini elde ettiklerinde mutlu ve tatmin oldular. İkinci Dünya savaşından sonra doğan 1 milyar bebeğe ''Baby Boomers'' deniyor. Bu bebekler büyüdükçe, onların ihtiyaçlarına göre çeşitli sektörler de her on yılda bir müthiş büyüme gösteriyorlar. 60'lı yıllar; fast food, 70'li yıllar; bebekler evlenme çağına geldiği için gayrimenkul, 80'li yıllar; elektronik ev aletleri, mikrodalga gibi küçük ev aletleri, 90'lı yıllar; internet ve cep telefonu yılları oldu. 2000 sonrası bebeklerin artık paraları var ve yaşlanmak istemediklerinden ''iyi hissetmek, iyi görünmek'' için wellness sektörünü patlattılar.

1965–1979 - X Kuşağı: En yaşlısı 43, en genci 29 yaşında. Merdaneli çamaşır makinesi, transistorlu radyo, bantlı teyp, pikapla anıştılar, kullandılar. Sadakat duyguları duruma göre değişir, daha iyi kariyer imkanları ararlar, çoğu teknolojiyi kerhen, zorunluluktan kullanmaya başladı. Toplumsal olaylara duyarlılar, iş motivasyonları var, otoriteye saygılı ve kanaatkarlar.

1980-2003 - Y Kuşağı: En yaşlısı 28, en genci 18 yaşında. Televizyon, müzik seti, video, kamera, çamaşır, bulaşık makinesi ile tanıştılar. Sadakat duyguları az. Yaşamak için çalışmak istiyorlar. Teknoloji hayatlarında pek çok şeyin simgesi. Narsist, bireyci ve girişimciler. Çalışmayı sevmiyor, eğlenceyi, kazanmayı çok seviyorlar. Otoriteye saldırgan davranıyorlar, tatminsizler, istekleri çok. Hızlı tüketiyorlar.

2000-2021- Z Kuşağı: Net kuşağı da denen bu ufaklıkların en yaşlısı 8 yaşında. Bunlar tam teknoloji çağı çocukları. Teknoloji oyuncakları. Taşınabilen, hep yanlarında olan küçük aygıtları, bilgisayar, MP3 çalar, i-Pod’ları, cep telefonları, DVD oynatıcıları ayrılmaz parçaları. Web’de sörf, mesajlaşma, blogging, chat, facebook gibi çeşitli dijital eğlencelere doğdular. Onlar, ev ödevi yapamadıklarında ‘’elektrikler kesildi, ondan yapamadım’’ değil; ‘’internet bağlantımı kopuk olduğu için yapamadım’’ diyerek doğan nesil.

Refah düzeyi ebeveynlerininkinden daha yüksek, daha güvenli ve korunaklı ortamlara doğdular. Bu, onları aile koşul ve değerlerine, aynı zamanda da birbirlerine daha bağımlı hale getirirdi. Yeni teknolojik olanaklarla iletişim ve ulaşım kolaylıkları ile hep bir aradalar. Uzakta olsalar bile ufak cihazlarıyla her an sözel, hatta görsel iletişim kurarak, birbirlerine bağlanabiliyorlar. Onlar, önceki jenerasyonlardan farklı olarak, ‘network’ gençleri; çeşitli ağların üyeleri oluyorlar. Daha çok ve kolay ilişki kurmak pozitif etkiler kadar, aşırı uçlarda negatif sonuçlara da zemin hazırlıyor. Uzaktan da ilişki kurabildikleri için, fiziksel olarak tek başlarına, yalnız yaşıyorlar ve yaşayacaklar.

Aynı anda birden fazla konuyla ilgilenebilme (multi-tasking) becerileri gelişiyor. İnsanlık tarihinin, el, göz, kulak vb gibi motor beceri senkronizasyonu en yüksek nesli. Ancak bu avantajlar, dikkat ve konsantrasyon zorluklarıyla dezavantaja da dönüşebiliyor. İnsanlık tarihinin, el, göz, kulak vb gibi motor beceri senkronizasyonu en yüksek nesli.

Olanak fazlalığı, eğlenceyi erteleme güçlüğü yaşamalarına neden oluyor. Bu da onların başarıya giderken önlerine çıkan en önemli engel haline geliyor. Bunlar dijital çağda büyüyen, yaşayan ilk nesil. Geleneksel eğitim yolları, onlar için yeterli ve etkin görünmüyor. Algılamalarını sağlamak ancak işbirliği içinde, katılımcı olmalarıyla mümkün. Onlar kendi zamanlarında, kendi belirledikleri koşullarda öğrenmek istiyorlar. Yaratıcılığa izin veren aktivitelerden hoşlanıyorlar. Kendilerini ilgilendiren ‘gerçek yaşam’ konuları ilgilerini çekiyor. Onlara bir şey kabul ettirmek, birlikte bir şey yapmak, ancak Z-Kuşağı çocuklarının ‘’aktif katılımcı’’ olmasıyla sağlanabiliyor. Edilgenliği kabul etmiyorlar.

Uzun dönemli hafızaları, ezberden çok oyun, hikayeleştirme ve hayallerle etkin hale gelebiliyor. Bir şey öğretirken, canlandırmayla onların kendi örneklerini oluşturmaları işi kolaylaştırıyor. Kotarılması gerekenlerle kendi yaşam deneyimleri arasında ilinti kurmayı istiyorlar. Aksi halde tepkili oluyorlar.

Sonuç odaklılar. Sorgusuz yaşayacaklar çünkü, iş yaşamına atıldıklarında karar vermelerini gerektiren her şey sistemler tarafından yapılıyor, yapay zeka tarafında karar veriliyor olacak. Çok diplomalı, uzman ve buluşçu olacaklar. Yaşamlarında otorite kavramının önemi kalmayacak. Tatminsiz, kararsız ve doğuştan tüketiciler.
Nesiller arası bu kadar fark olursa, aynı anda dört nesil bir arada yaşarsa, olacağı bu!
"Tanrım, galiba çocuğum anlamıyor, algılamıyor, dikkati dağınık, yaramaz, moda deyimiyle hiperaktif veya konsantrasyon bozukluğu var!" diye endişeleniyorsanız, çevrenizde böyle hissedenler varsa, aman dikkat!
Aslında teknolojik ve toplumsal sistemler değiştiği için insanlık, hepimiz evrim geçiriyoruz! Algılama sitemlerimiz gelişiyor, iletişim yöntemlerimiz çeşitleniyor ve yaşam biçimlerimiz değişiyor… Anormal, problem diye gördüğünüz, başta kendinizi ve daha bir sürü şeyi suçlamanıza sebep olan şeyler; değişime fiziksel ve zihinsel uyum sağlama farklılıkları olabilir!
Yani anormal, uyumsuz diye nitelendirdiğimiz pek çok durumda, söz konusu kişi, çocuk, genç; sadece hızlı teknolojik gelişmeler ve bununla değişen yaşam koşullarına fiziksel ve psikolojik açıdan uyum sağlama güçlüğü çekiyor olabilir. Yüksek tempo, bedenle beraber beyni de zorluyor olabilir. Bazı bünyelerde kendinden beklenenleri karşılamaya çalışan beyin, yorulduğunda dinlemeyi dahi beceremez hale gelebiliyor. Ne olduğunu anlamadan kolaycı bir şekilde "Tamam dikkatsiz işte!" demek çok sakıncalı olabilir. Aslında, beyinle ilgili bazı gerçekleri bilmek, performansının ciddi biçimde artmasına yardımcı olabiliyor. Beyin performansını artırmaya dönük elektrofizyoloji uygulamaları ve Neurofeedback Beyin Eğitim Programı, son yıllarda yaygınlaşan ve bu tür sorunları büyük ölçüde çözen önemli bir alan. Bu programla, gevşeme ve dikkat etme kapasitesi kolaylıkla artırılabiliyor.
Uzman laboratuvarlarda gerçekleştirilen "Neurofeedback Brain Training (NFBT)" programı, gevşeme ve dikkat etme kapasitesini artırmayı ve bunu bisiklete binmek gibi, gerektiğinde otomatik olarak devreye sokmayı sağlıyor. Basit anlatımı ile kişinin beyin dalgalarının, elektrotlar aracılığıyla bilgisayara aktarılmasından ve monitörde sayısal değerleriyle görülmesinden oluşan bir sistem. Bu şekilde kişinin ne gibi beyin dalgalarına ihtiyacı olduğu belirleniyor ve geri bildirim sinyalleri ile normal değerler konusunda beyin eğitiliyor.
Beyin dalgaları, NFBT egzersizleriyle, kişi tarafından istenen yönde değiştirilebiliyor. Örneğin, teta dalgaları azaltılırken beta dalgaları artırılarak kişinin daha dikkatli olması sağlanıyor. NFBT'nin en çok kullanıldığı rahatsızlıklar, dikkat eksikliği ve hiperaktivite (aşırı hareketlilik), madde bağımlılığı ve kötüye kullanımı, mizaç bozuklukları (depresyon), kaygı ve panik halleri, opsesif-kompülsif gibi durumlar olarak sıralanıyor.
Tedavide olduğu kadar üstün performans elde etmede de NFBT yöntemi kullanılabiliyor. Örneğin, herhangi bir rahatsızlık olmaksızın yaratıcılığı artırmak, iş yüküyle başa çıkmayı kolaylaştırmak, sürdürülmesi gereken sıkıcı bir işte sebat etmek, stresten daha kolay kurtulmak ve dikkati odaklamak istendiğinde, çeşitli NFBT protokolleri uygulanabiliyor.

Rahat olun, anormallik yok, adaptasyon, uyum sağlama süreci var!
Şimdi kendinize, çocuğunuza, çevrenize biraz daha farklı bakabildiğinizi umuyorum.

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5032
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz