TÜRK DÜŞÜNCE HAREKETİ BİLDİRGESİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

TÜRK DÜŞÜNCE HAREKETİ BİLDİRGESİ

Mesaj  Admin Bir Ptsi Kas. 09, 2009 5:14 am

TÜRK DÜŞÜNCE HAREKETİ
Kas.07, 2009 İnternet
Değerli arkadaşımız,

Gaflet, ihanetin yol arkadaşıdır. Unutkanlık ise ferdi ve sosyal, vahim bir hastalıktır. Yanlışlıklara, tehlikelere sebep olur. Bunların ilacı, kimlik ve şahsiyetini korumak, bunun için de bilgi, iman ve ülkü sahibi olmaktır. Aslında, ağızlardan düşürülmeyen “mutlu olmak” için de bu vasıflar şarttır. Yoksa mutlu olmak, “doymuş bir domuz olmak” veya “mecrasında sürünüp giden bir solucan olmak” demek değildir.

Gaflet ve unutkanlıktan söz ederek başladık. Gafletimiz şunlardır: ABD ve AB’nin hâkimiyetlerini devam ettirebilmek için, Avrasya, Ortadoğu ve özellikle Türk dünyası üzerindeki oyunlarından, yeni dengeler kurmak isteyişlerinden birçoğumuz hâlâ gafil görünüyor. İçimizdeki işbirlikçilerden habersiz gibiyiz. Küresel güçlerin, çeşitli milletler içindeki tarihî olarak var olagelen “etnik yapılar” üzerinden yeni kimlik tartışmaları yaratma çabasını hâlâ görmemek, gaflet değil de nedir? Batılının bir taraftan Peygamberimiz’e hakaret edip, İslam’ı terör odağı gösterip, diğer taraftan İslam’a ve Müslüman’a şekil vermek istemesindeki, “Ilımlı İslam’a” destek verir görünmesindeki niyet ve taktiği hâlâ görmeyecek miyiz? Gafletlerimiz burada sayılamayacak kadar çoktur.

Halk kesimlerinin çoğunun güvendikleri boş çıktı, fakat farkında değiller. Şu “ehven-i şer” ya da “başka kim var ki” yahut “alternatif ne” psikolojisi, başımıza çok belalar açacağa benziyor.

Unuttuklarımız nelerdir? Hangi birini sayalım. Haçlı Seferleri’ni unuttuk. Unuttuk ki yeni haçlı seferi heveslerini, hatta açıkça dile getirmelerini göremiyoruz. Çanakkale’yi unuttuk. İstiklal Savaşı’nı ve öncesini unuttuk. Osmanlı’nın dağılmasını ve sebeplerini unuttuk. Biz, geçmişe saplanıp kalmaktan değil, hafıza kaybından söz ediyoruz. Onlar 1071’i unutmadılar, 1453’ü unutmadılar; Avrupa’ya insanlık götürdüğümüz günleri, birçok Balkan toplumlarının Müslüman olmasına hizmet ettiğimizi unutmuyorlar. Unutmadıklarını her şekilde belli ediyorlar.

Biz ise, yakın geçmişin siyasî oyun ve stratejilerini bile unutuyoruz. Onlar Avrasya’yı kontrol edenin, dünyayı kontrol edeceğini biliyorlar. Ortadoğu ve buna ait projeler de Avrasya meselesinin içine dahildir. Bunlar gözümüzün önünde cereyan ettiği halde, maalesef gaflet içindeyiz. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (GOP) hangi amaçlar içindir? Bunları görmemek, görmek istememek gafletten de öte bir şeydir. Üstüne üstlük Türkiye, bu işlere “eşbaşkanlık” yapıyor.

Bu bölge, özellikle Batılı için dünyanın merkezi olmaya devam ediyor. Çünkü;

· Petrol ve doğalgaz başta olmak üzere bütün madenler var.

· Musevilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet’in coğrafî ve dinamik merkezidir.

· Müslüman’ı kontrol etme var.

· Türk’ü kontrol etme var.

· Uzakdoğu’yu, Çin ve Hint’i kontrol etme imkânı var.

· İsrail’i ve Yahudi’nin açık veya sinsi zulmünü koruma buradan geçer.

1992 yılında ABD’nin o zamanki dışişleri bakanı Henry Kissinger, “Rusya ile olan soğuk savaşımız sona ermiştir, bundan sonraki soğuk savaşımız İslam dünyası ile olacaktır” dememiş miydi? Öyleyse İslam’ı terör odağı, Müslüman’ı terör eylemcisi ilan etmek, olmadı İslam’ı dönüştürmek, olmadı içeriden iş ortakları bulmak, olmadı, yumruğu vurmak gerekiyordu. Irak’ta 1 milyon Müslüman katledilmiş, 600 bin kız ve kadının ırzına geçilmiştir. Biz ne yapıyoruz: ABD, Rusya ve İsrail gibi birçok ülkede nükleer silahların ve daha birçok kitle imha silahının varlığı herkesçe bilindiği halde, İslam ülkelerinin üstün silahlar peşinde olmasını istemeyen Batılı’da hâlâ adalet, ahlâk, hürriyet, medeniyet, insaf ve vicdan olduğuna inanıyoruz. Bu özelliklere sahip olanları elbette vardır; ama onlar kendi ülkelerinde bile asla etkili ve yetkili olamamışlardır.

Bazı sözde aydın ve düşünürler ile siyasetçilerimiz Batılı’nın vicdansızlarına sığınarak işlerimizi, siyasetimizi düzenlemek istiyorlar. Bununla da yetinmeyip, Türk Devleti’nin kuruluş felsefesine ve millî kimliğine açılan savaşa destek veriyorlar.

Doğulu-Batılı, millî-küresel arasında şaşkın ördek gibi yalpalayıp duruyoruz. Hakikat ne doğuda ne batıdadır. Hakikat, hak ve hakikatin olduğu yerdedir. Bu anlamda hakikat hem doğuda, hem batıda, hem kuzeyde, hem güneydedir. Bunu hâlâ kavrayamadık. Asker veya sivil, batı ile doğu arasında bocalamaktan, bu yüzden de çelişkilerden kurtulamadı. Mesela 28 Şubat, hataları tamir etmeliyken, bu tamirden ziyade, tepki ve intikam psikolojisiyle harmanlandı. Fırsatçılara imkânlar verilmiş oldu. Sonra da başımıza bugün olanlar geldi. Şunu biliyoruz ki asker samimidir. Çünkü belli bir güce dayanır; bu güç, hile yapmaya, istismara, sinsilik etmeye gerek duymaz. Tavrı yanlış da olsa doğru da olsa samimiyetinden ve iyi niyetinden şüphe etmiyoruz. Sivil ise elinde gerçek güç olmadığı için, iç veya dış başka güçlere sığınır yahut istismara başvurur, fırsatçılık eder, hile yapar, sinsilik eder. Kamuoyu ya da seçmen kitlesinden güç almak istiyorsa, duygularına hitabetmek, istismarlara başvurmak, menfaatlerini okşamak, taviz vermek yoluna girer. Çünkü kendisine güç kaynağı oluşturmaya mecburdur. Buna başvurmayan siyasetçi çok azdır ve onların da bu yüzden iktidar olmaları ender vuku bulmuştur. İşte bu ender oluşu yakalamak ve çoğaltmak lazımdır. Bugün sivilin hile ve desiselerini birlikte yaşıyoruz. Sivil, doğruların arasına yanlışları karıştırıyor, hepsini doğru zannettiriyor. Bazen kendisi de buna inanır hale geliyor. Oysa doğru ve yanlış ancak tezat halinde bir bütün olabilir. Bir tepsi tatlının üzerine bir bardak sirkeyi boşaltırsanız, o artık tatlı mıdır? Bugün bize doğru diye telkin edilenler bu duruma gelmiştir. Sivil, bugün medyada, gafletimizden istifadeyle, çaktırmadan Kur’an’ı, İslam’ı sorguluyor. Türk kültür ve kimliğini sorgulamayı ise açıktan açığa yapıyor. Medya işin içine dinleyicileri de çekerek, kampları çoğaltmış, ortalığı horoz dövüşüne çevirmiştir.

Kafaları karıştıran şeylerden biri şudur: Birçok kimse bulunması gereken yerde değildir. Bir bakıyorsunuz milliyetçi veya ulusalcı, vatansever biri, hatta kuruluş, dinsizlik yapmaya devam ediyor. Şahsî dinsizlik zarar vermedikçe kimseyi ilgilendirmez; ama topluma yönelik tavır içine girerse iş değişir. Bir bakıyorsunuz, dindar görünen biri, vatanseverlik ve millî duyguları paylaşmıyor, hatta düşman oluyor. Bakıyorsunuz milliyetçi diye bildiğiniz biri, bunca olan bitene rağmen, Amerika’dan bize zarar gelmez, diyebiliyor. Benzer daha birçok çelişkinin sizler de içinde yaşıyorsunuz. Bunların önemli bir kısmı, hayatın cilvesi, sosyal gidişin tek yanlı olmadığının yansımalarıdır. Hiç kimse ve hiçbir kuruluş, kendisini diğerlerinden soyutlayıp tamamen hatasız gösteremez. Bunu kabul ediyoruz. Fakat gittikçe “adacıklar” yine de artıyor, birliği yakalamak zorlaşıyor. Temel meselelerde anlaşmamız ve birleşmemiz lazımdır. Bu iş, dirayetli, imanlı, adaletli, duygu ve menfaatlerine esir olmamış, gerçekçi olduğu kadar idealist aydınlar, bilim adamları ve özellikle yöneticiler ister ve bu mümkündür. Ehil, ahlâklı, millî şuur sahibi aydın ve yöneticilerden mahrum isek, işsizliğe, açlığa, yolsuzluğa, adaletsizliğe, nasıl çare bulunur? Bunlar hep istismar malzemesi olarak kalıp durmaktadır. Her gün inanılması çok güç olan çeşitlilikte ve sayıda suç işlenmektedir. Can ve mal güvenliğimizin kalmayacağı günler, bu gidişle uzak değildir.

Bıkmadan, usanmadan söyleyeceğiz, fikir alışverişinde bulunacağız. Tâ ki, insanlarımız uyanıncaya, etki ve yetki sahipleri gafletten kurtulup meseleleri ve doğru olanı anlayıncaya kadar. Tâ ki hainler, sinip inlerine çekilinceye kadar.

Siyasilere, medya mensuplarına, akademisyenlere, sözde aydın ve düşünürlere her gün şunları ezberletmeliyiz:

· Türkiye’de mozaik yoktur. Millî Kültür vardır. Bunun anası, babası, hamisi, mayası, tutkalı Türk kültürüdür.

· Her etnik grup millet değildir. Millet olmadan da devlet olunamaz. Bu iş aşiret reisliğine benzemez.

· Bu vatan ve bu devlet bölünmez. Kolay elde edilmemiş, kanla canla kazanılmış ve kanla canla savunulmuştur.

· Bu vatan Türk vatanıdır.

· Bu ordu Türk ordusudur.

· Resmî ve millî dil Türkçedir.

· İstiklal Marşı’mız dillerden düşmeyecek, Bayrağımız ilelebet dalgalanacaktır.

Cumhuriyetimizi bölmeye matuf sözler duymak istemiyoruz. M. Kemal Atatürk’e düşmanlık, Türk’e düşmanlıktır. Atatürk, “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” derken, o günlerdeki Anadolu’nun yapısından haberdar değil miydi? Atatürk ırkçı da olmadığına, ırkçılık yapmadığına göre, bu sözün anlamını idrak etmemek için geri zekâlı ya da hain olmak lazımdır.

Devir değişti, dünya küçüldü, o yollar tıkandı diye cesaretlendirilenlere, tarihimizi bir daha gözden geçirmelerini tavsiye ederiz.

20. yy.’ın başındaki şartlarda yedi düvelle savaşırken, ayağına dolanan hainlerden kurtulma becerisini gösteren Türk Milleti, 20. yy.’da elde ettiği güçle, millî varlığını tehdit eden her kuvveti yok etmeye muktedirdir. Herkes haddini hududunu bilsin ve yerinde otursun.

Türk Milleti’ni hür ve bağımsız yaşatma konusunda mücadele veren herkesi takdirle takip ediyor ve destekliyoruz. Bilerek veya bilmeyerek millî birlik ve bütünlüğe zarar verenlerin, hele hainlerin, sonuna kadar amansız takipçisi olacağız.

Saygılarımızla.

Türk Düşünce Hareketi

Adına

Hayrettin NUHOĞLU

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5025
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz