Hakim mi şaşkın yoksa...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Hakim mi şaşkın yoksa...

Mesaj  Admin Bir Perş. Kas. 12, 2009 4:56 pm

From: kamikoc@hotmail.com
Subject: FW: hakimmi şaşkın yoksa...
Date: Wed, 11 Nov 2009 19:25:06 +0000



OKUMADAN SİLMEYİN VE BİR YEREDE KAYDEDİN

--------------------------------------------------------------------------------




Mahkemeci geldi!
Otuz dört sanıklı, kırk beş avukatlı ve bolca Bürokratlı seyyar mahkemede
duruşma başlar.
Hakim bey yerini alır,
— On dokuz on iki bin dokuz günü mahkememize kafa atarak…
— Hakim bey kimse mahkemeye kafa falan atmadı.
— Pardon Başvurarak,
— Hakim bey, mahkemeye de kimse başvurmadı.
— O zaman bizim ne işimiz var burada. Bunlar kim?
— Onlar konuk. Şey sanık. Size geldiler.
— Ben onları tanımıyorum. Bize niye gelmişler.
— Efendim, siz bu mahkemenin Hakimisiniz ya onun için size
geldiler.
— Yatıya mı geldiler?
— Aman efendim! Yatıya olur mu? Hemen gidecekler.
-- Eee o zaman hiç gelmeselerdi.
— Mahkemesiz olmaz efendim.
— Ama benim mahkemem burası değil ki! Kim getirdi beni buraya?
Bunlar asker değil mi?
— Evet efendim asker biz de şu anda bir askeri kışlada bulunuyoruz.
— Yoksa darbe mi oldu?
— Aman Beyefendi ağzınızdan yel alsın.
— Öyleyse ne işimiz var bizim askeri kışlada. Askeri kışlada
bağımsız mahkeme olur mu? Kim getirdi beni buraya?
— Siz kendiniz geldiniz efendim! Kendi hür iradenizle geldiniz.
— Yok ya! Helikopteri de ben mi aldım.
— Yok, onu Devlet verdi.
— Sen benimle dalga mı geçiyorsun? Devlet Hakimine araba vermiyor.
Helikopteri nereden versin.
— Siz bunlara layıksınız efendim.
— De git yahu! Benimle kafa bulma. Dışarıdaki eğlenceler neyin
nesi?
— Mahkeme geldi diye seviniyorlar.
— İnsan mahkeme geldi diye sevinir mi yahu! Hem sen kimsin ki, yanı
başımda kazık gibi dikiliyorsun?
— Ben hükümet görevlisiyim efendim. Buradaki organizasyonu ben
yapıyorum.
--Haa Aç Aç Organizatörü. Aç açları organize ediyorsun. Hadi kolay gelsin.
Mübaşir!
— Buyurun efendim!
— Sen kimsin yaa!
— Ben Mübaşirim efendim.
— Seni kim mübaşir yaptı?
— Biraz önce konuştuğunuz bey efendi görev verdi. Paramı da peşin
aldım.
— Adın ne senin?
— Vicdani Sızlar efendim.
— Peki! Buranın savcısı da var mı?
— Var efendim! Bendeniz Savcı İktidar Sesli.
— Müşerref oldum! Bende bu mahkemenin hakimi, Halim Harap.
—Bende müşerref oldum efendim.
— Bu mahkemenin Yaz Kızımı da var mı?
— Var efendim, Ben! Adalet Şaşkın.
--Oooo mahkemeye bak. Savcı İktidar Sesli, Katip Adalet Şaşkın, Mübaşir
Vicdani Sızlar, Hakim bendeniz Halim Harap.
Hadi bakalım duruşmaya başlayalım.
— Konuklar aman! Kafa mı kaldı. Sanıklar ayağa kalkın!
— Sayın Hakim! Bize sanık diyemezsiniz?
— Pardon ben size sanık mı dedim? Sanık değilseniz üzerinize
alınmayın. Mübaşir sanıklar gelsin.
— Sanıklar onlar efendim. Üzerlerinde haki elbise olanlar.
— Onlar biz sanık değiliz diyorlar.
— Efendim bizler Barış elçisiyiz. Önderimizden size mektup
getirdik.
— Oğlum burası Dış işleri Bakanlığı değil. Mahkeme. Siz barış elçisi
iseniz bakanlığa gideceksiniz.
— Hakim bey biz dağdan geliyoruz.
— Terörist idiniz pişman oldunuz öylemi?
— Biz Pişman olmadık. Önderimiz gidin dedi geldik. Bu mektubu da
getirdik.
— Ben kimi yargılayacağım şimdi. Savcı bey bu ne hal hani iddianame?
— Hakim bey, iddianameyi hazırlayacak polisler İstanbul’dalar
buraya yetişemediler.
— Siz şey etseydiniz.
— Açılım gereği biz iddianame hazırlamıyoruz efendim. Siz karar
verin ben temyiz etmem.
— Teşekkür ederim de, Bu ne davası şimdi!
— Dağdan gelip bağdakini kovma davası efendim.
— Aferin Mübaşir. Hakikaten ismin gibisin. Vicdanın Sızladı değil
mi?
— Hakim bey siz bu mektubu alın, bizim suçsuz olduğumuza karar verin
de biz gidelim.
Sınırdan gireli üç saat oldu halen bekliyoruz. Daha gezecek çok yerimiz
var.
Otobüsler dışarıda hazır bekliyor. Boşuna para yazmasınlar.
— Bir şey anladıysam Arap olayım!
— Yaz kızım,
Ceza Mahkemeleri Usul Kanununun birinci ve müteakip maddelerince
İddia makamında Savcı İktidar Sesli, Katip Adalet Şaşkın, Mübaşir Vicdani
Sızlar
ve Hakim bendeniz Halim Harap ile teşekkül ettirilen mahkememizce
aşağıdaki kararlar verilmiştir.
Terörle Mücadele Kanunlarına göre terörist iken,
Terörle Müzakere kanununa göre suçsuz olan otuz dört kişinin beraatına,

Sanıklara, konuk muamelesi yapılmasına,
Gezecekleri yollarda güvenlik güçlerin tarafından tedbir alınmasına,
Gezdikleri yerlerde kendilerinden yol ve konaklama parası alınmamasına,
Vicdanlarda temyizi kabil olmak üzere oy birliği ile karar verilerek
Yüzlerine tükürülmeden ve hiç sıkılmadan açıkça okunarak tebliğ
edilmiştir.

— Mübaşir, şu Hükümet görevlisini bul da beni buralarda bırakmasın.

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5031
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Hakim mi şaşkın yoksa...

Mesaj  Admin Bir Cuma Kas. 13, 2009 12:55 am

-Mahmur'dan abim gelmiş!

Ben senin, dağlarda 14 yıldır patates soyup, dereden su taşımış olabilme, askere, polise, bebeğe tetik çekmemiş olabilme ihtimalini de sevebilirdim ama, 2008 yılında yakalanan 9 bin 200 kilo eroin, 9 bin 400 kilo esrar, 569 kilo afyon, 100 kilo kokainin, paketlenmesinde bile çalışmadın mı be cigerim?

Ah cigerim, ah bana hiç benzemez kardeşim!
Ben senin ‘Barış Bilmemnesi’ olabilme ihtimalini de sevebilirdim ama, o 150 bin dolarlık cipleri, yılda 500 milyon dolarlık uyuşturucu kaçakçılığı,
her yıl Türkiye’ye soktuğun 400 bin ton kaçak et, milyon dolarlık akaryakıt kaçakçılığı parasıyla almadın mı?
O son model ciplerde, Türkiye üzerinden TIRlarla Avrupa’ya sevk ederken havasızlıktan öldürdüğün Afganistanlı Pakistanlı garibanların da kanı yok mu be kardeşim?
Senin ‘torbacı’larına önlem olarak ilkokulların önüne bile polis dikilmemiş olsaydı, kamyonda havasızlıktan öldürdüğün mültecileri çöp gibi tarlalara dökmemiş olsaydın, “Mağarada yıllarca zor koşullarda yaşadılar” cümlesi vicdanımı sızlatabilirdi bile...

Merhametim sevgimden güçlüdür benim, hoşlanmasam bile sana merhamet duyabilirdim.
AKP’nin “ Artık Nevruz’da, yanan lastiğin üzerinden, birlikte, elele atlayacağız“, “Çiğköfteyi aynı leğende birlikte yoğuracağız...” edebiyatına da inanabilirdim.
Benim şedit kardeşim! Son gelişmelerde doğal bulduğum tek şey, AKPlilerin, ‘terörist’, ‘vatan haini’ dediğimiz seninle empati yapabilmesidir.

AKPKK koalisyonu olarak, aynı kaba zıçmakta tamamen haklısınız.
Çünkü;

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1.maddesi, ‘terör’ü şöyle tanımlar:

“Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir.”


Bu tanıma göre, AKP bir terör örgütüdür. Yedi yıldır yaptığı tüm icraat, yukarıdaki tanıma aynen uymaktadır. Sadece adı ‘parti’dir.
PKK’nın da aslında ‘örgüt’ değil, ‘siyasi parti’ (Partiya Karkare Kurdistan) olduğunu söyleyen Kürtçü liboşlar, AKP’yi ‘terör örgütü’ tanımından koruyan ‘siyasi parti’ etiketini PKK’ya da yapıştırma gayretindedirler.

Ah cigerim!
Bebeğin nüfus kağıdına, ırkını, etnisitesini doğduğu saat kaydeden ırkçı Amerika’dan gelen talimatla, “Amerika’ya Anahtar Teslim Mezopotamya Açılımı” yaptığını bilmesem, hala sana ‘Kürt’ derken rahatsız olmasam, bana yaptığın ırkçılık suçlamasına bile ses çıkartmayabilirdim.
Ama, ırkçının feriştahı efendilerin, Kuzey Irak’ı Türkmen-Kürt-Arap diye bölerken ırkçılık değil, ben “Türklük hem alt hem üst-kimliktir. Türküz” derken ırkçılık...öyle mi?
Bana ırkçı diyen dillerini yesinler senin!

Senin kaçak elektriğini, suyunu ödemekten anam ağlamasaydı, vallahi inanırdım şu “Analar ağlamasın...birlikte...elele...” martavalına.
Şu G3 denilen telefonlara, Diyarbakır’dan bir günde 3 milyon başvuru olmasaydı, kişi başına üç G3 telefonu düşmeseydi billahi “Güneydoğu’ya yatırım yapılmadı. İhmal edildi, en fakir bölge” hikayelerini de yutabilirdim. “Mahmur’dan abim gelmiş, hoş gelmiş” başlıklı yazılar attırabilirdim bu köşelere.
“Abime Bağkur’dan maaş bağlansın. Dağda geçirdiği yıllar hizmete sayılsın. TOKİ’den ev, OYAK’tan Röno verilsin” derdim. “Kamu’ya alınacak 32 bin yeni personel içinde, Kandil’den gelen kızkardeşime de kota açılsın” falan yazardım.
Ha, yoksa benim yazmama gerek yok mu, bunlar zaten sağlanacak mı sana?

Ah benim biji biji biji le le le le diye transa girmiş, bana hiç benzemez kardeşim! AKP’nin nekropolise çevirdiği memleketine hoşgeldin! Bak Norveç de yan çiziyor. Birkaçınızı ihraç edecektik, edemiyoruz. Norveçli seninle elele çiçek toplamak istemiyor, neden acaba?
Ya da efendilerinin ülkesine, Amerika’ya, İngiltere’ye gitmeye kalk bakayım. Vize formundaki “Bir terörist örgüte üye oldunuz mu?” sorusuna YES de bakayım, teey teey, gör başına neler gelir...

Ah cigerim, ah aklını ter gibi kafasındaki poşuya silmiş ebleh ve hayin kardeşim!
Sen sınırda 7 dakikada biten sorgunda kanlı ellerini yıkamış gibi yapacaksın, AKP seni yargılamış da suçsuz bulmuş gibi yapacak, hepbirlikte ‘savaş’ dediğin bölücü terör bitmiş gibi yapacaksınız. Böylece TSK’ya da, savunma harcamalarına da gerek kalmayacak, bütçeden savunmaya ayrılan payı da AKP cebellezi edecek, Cumhurbaşkanlığının, Başbakanlığın nereye gittiği belirsiz örtülü ödenekleri yüzde 1500 artırılacak, AKP çocuklarına üçer gemi daha alınacak, beşer tv kanalı daha kurulacak...
Ha! Bir de 8 bakanlık bütçesi kadar bütçesi olan Diyanet’e daha fazla ödenek aktarılacak elbette...

Bu arada TSK konuşsa sen ‘siyasete karışmakla’ suçlayacaksın, konuşmasa ben ‘sessiz kalmakla’. Her hal ve karda TSK suçlanacak yani.
Biz de moronuz ya, ekrana yapışıp AKP kamerasından seyredeceğiz olanları...Ah siz ne uyanık AKPKK koalisyonusunuz böyle! Ne Şark tüccarısınız hepiniz!

Ah benim “Feda kültüründen” gelen, eli kanlı katillerin, aşiret ağalarının tecavüzüyle çocuk yaşta kadın olmuş, feda edilmiş, heba edilmiş kızkardeşim!
Sırf kadınlık-annelik üzerinden vallahi empati yapabilirdim seninle. Ajda, Sezen, Hülya ve püsküllü abajur gibi giyinen först leydiler için, senin kıyafetlerine bakarak yılın modasının anahatlarını verebilirdim;
“Boyunda fular yerine poşu, gömlek haki renk, dört cepli. Üst cepler kapaklı, alt cepler fermuarli. Altta haki renk dökümlü (drape) şalvar. Ayakkabı: Mekap.”
Fekat şimdi aksesuar olarak, bu kadınlara ne önerebilirim, emin değilim; “Üst ceplerde zula esrar-eroin, belde el bombası, elde kalaşnikof, çantada mayın” mı desem, ne desem...zaten bir kısmının mayını türbanında saklı.
Hani sinerji olsun, empati-sempati olsun diye giyerler mi, takarlar mı emin olamıyorum. Arkadan çekişli Terzi Cemil, cepte esrar aksesuarına ne der bilemiyorum.

Ah benim cigerim! Ah benim mesleği ‘mayın döşemek’, bana hiç benzemez kardeşim! ‘Vatandaş’a kurşun sıkmış ‘vatandaş’ım!
Tam zamanında geldin. Azerbaycan ve KKTC gibi iki Türk Devleti hariç, bütün komşularımızla ‘sıfır sorun’ yaşadığımız, ülke sınırlarını tartışmaya açtığımız (Bkz. Ermeni Protokolü) dönemde teşrif ettin. Her derdimiz bitmiş, geriye “Apo’nun kasık ağrılarını nasıl etsek de dindirsek, kadın göndersek yumuşar mı acep?” sorunsalı kalmıştı.
Ha bir de, “Apo’yu Bodrum’a Türkbükü Paşası mı yapsak?” diye düşünüyorduk.
Selahattin Duman, Bodrum sosyetesinin fırınlanmış hallerini yazmaktan, bir anda “Apo ve bıyıkları sahilde ultraviyole emiyorlardı”ya geçiş yapabilir mi, afallar mı onu konuşuyorduk.

Ah cigerim, ah aynı leğende birlikte çiğköfte yoğuracağım, kardelen mardelen toplayacağım kardeşim!
Benim barışçı, 15 yıldır dağda silahsız, piknik yapan ağabeyim!

Şimdi seni Cumhurbaşkanlığı Köşk’üne yemeğe de davet edeceklerdir. Porselenli, kristalli, gümüşlü sofralarda ağırlamak da isteyeceklerdir.
Git! Git ama, orada da kendi kurallarınla oyna!
Masaya keten örtüler, chemin de table falan serilmiş olabilir. Kaldırt, gazete kağıdı serdir. Cumhurbaşkanı’nı ‘Kürt töre, örf ve adetlerine karşı’ gelmekle, ‘burjuva adeti dayatmakla’ falan suçla.
Ay-yıldızlı tabak takımlarını çıkartmışlarsa, Köşk personelini ‘aşırı milliyetçilik’le suçla. Yemekte Türk mutfağından nadide örnekler sunacaklardır. Köşk aşçısını ‘ırkçılıkla’ suçla.
Sen en iyisi yemeğin mönüsünü önceden Köşk’e ilet. Bir tas asker-polis kanı, yanına iki dilim de ekmek. Doğrarsın.

Hoşgeldin abi! Gelirkene sevkiyata ‘mal’, bavulda nakit de getirdin mi?

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5031
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz