CENAP ŞAHABETTİN

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

CENAP ŞAHABETTİN

Mesaj  Admin Bir Cuma Nis. 02, 2010 11:41 pm

CENAP ŞAHABETTİN



Cenap Şahabettin (1870-1934) Edebiyat-ı Cedide'nin önde gelen temsilcilerinden, Türk yazar.

1870'te Manastır'da doğan Cenap Şahabettin edebiyata yakın ilgi duyan bir aileden geliyordu. Kendisi de küçük yaşta şiir yazmaya başladı; ilk şiirleri Saadet gazetesinde yayımlandı. Feyziye İdadisi'ni, Askeri Tıbbiye'yi bitirdikten sonra ihtisas için Paris' e gönderildi (1890). Dönüşünde (1894) Mersin ve Rodos'ta doktorluk, Hicaz' da sıhhiye müfettişliği yaptı. 1914'te emekliye ayrılarak Darülfünun'da müderrisliğe başladı; Batı edebiyatı ve Fransız dili okuttu. Fransız şiirinin havasını kaynağında solumuş, Verlaine'e yakınlık duymuştu. Yenilikçi bir şairdi. Çok süslü ve ağdalı bir dille, sonnet biçiminde yazdığı aşk ve doğa şiirleriyle sembolizmin öncüsü sayıldı. Servet-i Fünun'un Tevfik Fikret' ten sonra en etkili şairiydi. 1908'den sonra düzyazıya ağIrlık verdi. Tanin, Hürriyet, Kalem ve Hak gazetelerinde çıkan makalelerinde Genç Kalemler'in “sade dil” anlayışına karşı Osmanlıcayı savundu. Karşıtlarını eleştirirken alaycı bir üslup kullandı. Ona göre "istihza zekanın en tabii hakkı"ydı. Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu hareketine karşı yazılar yazdı; Cumhuriyetin ilanıyla birlikte görüşlerini değiştirdi. Şiirleri ölümünden sonra kitaplaştırılan Cenap Şahabettin’in gezi (Hac Yolunda, Avrupa Mektupları ve Afak-ı Irak), makale (Evrak-ı Eyyam ve Nesr-i Harb, Nesr-i Sulh), tiyatro (Yalan, Körebe, Küçük Beyler) kitapları sağlığında basılmıştı.

Cenap Şahabettin 12 Şubat1934'te beyin kanamasından öldü; ünlü şiiri "Elhan-ı Şita"yı anımsatan yoğun bir kar yağışı altında toprağa verildi. 14 Şubat'ta, sade bir törenle Bakırköy Mezarlığı'nda, kızı Destine Hanım'ın yanına gömüldü.

Meslektaşı ve dostu Mazhar Osman (Usman), kara ve fırtınaya karşın bir konuşma yaparak onu “dahi şair” olarak selamladı. Ertesi günkü Cumhuriyet'te de Abdülhak Hamit’in Yunus Nadi'ye yolladığı başsağlığı mektubu yayımlandı: “Yazıklar olsun! Yalnız ona değil; onu bilenlere ve sevenlere yazık, en büyük üstatlarından bulunduğu edebiyatımıza yazık, hatta Cenab’ın öldüğünü duyduğum için bana da yazık!” Cenap Şahabettin'in hayatı, sanatı ve eserlerine ilişkin bir kitap Ahmet Özdemir tarafından hazırlanarak Toker Yayınlarının MEB'ndan tavsiyeli 100 Edip Şair dizisinde yayınlanmıştır.



ELHAN - I ŞİTA Kış Ezgileri

Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş, Bir beyaz titreyiş, bir dumanlı uçuş,
Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar Eşini kaybeden bir kuş gibi kar
Gibi kar Gibi kar
Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar.. Geçen ilkbahar günlerini arar
Ey kulûbün sürûd-i şeydâsu, Ey kalplerin divane şarkısı Ey kebûterlerin neşideleri, (Ey güvercinlerin şiirleri)
O baharın bu işte ferdâsı O baharın bu işte yarını
Kapladı bir derin sükûta yeri Kapladı bir derin sessizliğe yeri
Karlar Karlar
Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar. Ki sessizce arasıra ağlar
Ey uçarken düşüp ölen kelebek Ey uçarken düşüp ölen kelebek
Bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek Bir melek kanadının beyaz püskülü
Gibi kar Gibi kar
Seni solgun hadîkalarda arar. Seni solgun bahçelerde arar.
Sen açarken çiçekler üstünde Sen açarken çiçekler üstünde
Ufacık bir çiçekli yelpâze, Ufacık bir çiçekli yelpâze,
Nâ'şun üstünde şimdi ey mürde Cansız bedenin üstünde şimdi ey ölü
Başladı parça parça pervâze Başladı parça parça altın kırıntıları
Karlar Karlar
Ki semâdan düşer düşer ağlar! Ki gökyüzünden düşer düşer ağlar!
Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar; Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar ;
Küçücük, ser-sefîd baykuşlar Küçücük, beyaz başlı baykuşlar
Gibi kar Gibi kar
Sizi dallarda, lânelerde arar. Sizi dallarda, yuvalarda arar.
Gittiniz, gittiniz siz ey mürgân, Gittiniz, gittiniz siz ey kuşlar,
Şimdi boş kaldı serteser yuvalar; Şimdi boş kaldı baştan başa yuvalar
Yuvalarda -yetîm-i bî-efgân! Yuvalarda -feryat etmeyen yetîm
Son kalan mâi tüyleri kovalar Son kalan mavi tüyleri kovalar
Karlar Karlar
Ki havada uçar uçar ağlar. Ki havada uçar uçar ağlar.
Destinde ey semâ-yı şitâ tûde tûdedir Ey kış göğü, elinde yığın yığındır
Berk-i semen, cenâh-ı kebûter, sehâb-ı ter.. Yasemin yaprağı, güvercin kanadı, ıslak bulut..
Dök ey semâ -revân-ı tabiat gunûdedir- Dök ey gökyüzü -doğanın canlılığı uykudadır-
Hâk-i siyâhın üstüne sâfî şükûfeler Siyah toprağın üstüne katışıksız çiçekler!
Her şahsâr şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! - Her ağaçlık yer şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! -
Bir tûde-i zılâl ü siyeh-reng ü nâ-ümid.. Bir gölge yığını ve siyah renkli ve ümitsiz
Ey dest-i âsmân-ı şitâ, durma, durma, çek. Ey kış göğünün eli, durma, durma, çek.
Her şâhsârın üstüne bir sütre-i sefîd! Her ağaçlığın üstüne bir beyaz örtü!
Göklerden emeller gibi rizan oluyor kar Göklerden emeller gibi dökülüyor kar
Her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar Her mutlu hayalim gibi koşarak düşüyor kar
Bir bâd-ı hamûşun Per-i sâfında uyuklar Sessiz bir rüzgar tüylü bir kanatta uyuklar
Tarzında durur bir aralık sonra uçarlar, Yolunda durur bir aralık sonra uçarlar,



Soldan sağa, sağdan sola lerzân ü girîzân, Soldan sağa, sağdan sola titreyerek ve kaçışarak
Gâh uçmada tüyler gibi, gâh olmada rîzân Bazen uçmada tüyler gibi, bazen dökülmede
Karlar, bütün elhânı mezâmîr-i sükûtun, Karlar, sessizliğin dualarının bütün nağmeleri
Karlar, bütün ezhârı riyâz-ı melekûtun. Karlar, ruhların bahçelerinin çiçekleri
Dök kâk-i siyâh üstüne, ey dest-i semâ dök. Dök siyah toprak üstüne, ey göğün eli dök.
Ey dest-i semâ, dest-i kerem, dest-i şitâ dök: Ey göğün eli, izzetin eli, kışın eli, dök :
Ezhâr-ı bahârın yerine berf-i sefîdi; Bahar çiçekleri yerine beyaz kar
Elhân-ı tuyûrun yerine samt-ı ümîdi... Kuşların nağmeleri yerine ümidin suskunluğunu...

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5028
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz