Pire itte.. Bit yiğitte

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Pire itte.. Bit yiğitte

Mesaj  Admin Bir Cuma Mayıs 21, 2010 2:20 pm

Selahattin Duman sduman@gazetevatan.com 28.11.2006

Peki tahtakurusu?
Atalarımızın dağarcığında “tahtakurusu” nam haşeratı onore edecek okkalı bir laf yok.. O yüzden katli vacip haşerenin başında gelir.. Ama mücadele etmeyi bileceksin.. Tahtakurusunun azmi seni yıldırmayacak..

Atalarımızın dağarcığında “tahtakurusu” nam haşeratı onore edecek okkalı bir laf yok.. O yüzden katli vacip haşerenin başında gelir.. Ama mücadele etmeyi bileceksin.. Tahtakurusunun azmi seni yıldırmayacak..


Haydi bakalım çevreciler! Buna bir çare bulun şimdi..

“New York’u tahta kurusu basmış..”

Beyaz Saray’dan aldığım bilgiye göre tahta kurusu salgını önce Brooklyn ve Queens’te görülmüş.. Oradan yayılarak Manhattan’a kadar gelmiş..

O geceliği altı yüz dolarlık orta halli otel odalarından tutun, beş yıldızlısının kremalısına kadar bütün lüks otellere kadar sıçramış..

Haberi ilk duyduğumda “Eyvah!” çektim.. Eyvahlanmamın sebebi kızım..

Haber onun New York’tan dönüşüne denk geldiğinden “Acaba?” dedim.. Olur ya!


***

Böyle bir ihtimali katiyen dert etmem hatta bizim de “Medeniyete bir katkımız oldu sonunda..” deyip sevinirim..

Sıkıcı toplantılarda önümüzdeki kâğıtlara yaptığımız karalamaları Metropolitan Müzesi’nde sergiletecek halimiz yok..

Bizim katkımız olsa olsa böyle bir şey olur..

NEYİN KURUSU?
Hem haberi paylaşayım hem de laf sokuşturayım fikriyle kızıma “Bak, sen döndükten sonra New York’u tahtakurusu basmış..” diyecek oldum..

El cevap: “Tahtakurusu ne? Hani elbiseleri yiyen bir böcek vardı o mu?”

Şimdi buna cevap da verilmez.. “Hayır, bıyıklı bir enişte vardı hani.. İşte onun emmi oğlu..” desem çocuk inanacak..

Bu devrin çocukları bunlar..

Beş altı yaşlarındaydı.. Arkadaşları ile başıma toplanmışlar, ben de masal anlatıyorum.. “Oradan bir keçi çıkmış..” der demez hepsi birden:

“Keçi ne?” diye sormuşlardı..

Tahtakurusu, bit, güve, pire, kakalak, hamamböceği..

Bizim zamanlarımızın evcil haşeratı bunlara cangıldan kaçıp şehre girmiş birer orman canavarı gibi geliyor..


***

Pireyi biraz biliyorlar ama tam tanımıyorlar.. Pireyi bilmeleri de kediye, köpeğe bağlılıklarından..

Tanımadıklarını şuradan anlıyorum.. Pireyi görüyorlar.. Telef etmek için vurmaya kalktıklarında hep ıskalıyorlar..

Pire atletik bir haşerattır.. Genellikle tersine sıçrar.. Mahlûkun bakış yönüne doğru zıplayacağını düşündün mü yanıltır..

En iyi çare mazot döküp evi toptan yakmaktır, ateşten kaçamaz..

(Adım gibi eminim.. Üç beş sersem bu öneriyi uygulayacak sonra bana lanet edecektir..)

EKOLOJİK ZİNCİR
İşte bu pire dediğim kedi, köpek dostu haşere; şimdi New York’u basan tahtakurusundan yakınan Amerikalılar’ın iyi bildiği bir şeydi..

Hapishane kaçkını, işsiz güçsüz ataları Avrupa’dan Amerika’ya göç ettiklerinde popolarında bu mahlûkat bol bol uçuşurdu..

Refah toplumu olduktan sonra unuttular.. Hatta şimdi o kıtada haşerata arka çıkılıyor..

Temsil sivrisineği telef etmek, adam telef etmek kadar ağır suç Kanada’da..

Fısfıs kullanamıyorsun.. Ozon tabakası şey oluyormuş.. O yüzden şımaran sivrisinekler Kanada ahalisine nefes aldırmıyor..

Avrupa’da ise bunun başka türlü merakı var.. Avrupa’nın enteli daha bir entel olduğundan “ekolojik zincirin önemli bir halkası” saydığı sivrisineği öldürtmüyor..

Sivrisinek ölürse filanca böcek azalırmış.. Onun azalması bokböceği’nin psikolojisini etkilermiş.. Bokböceği sayko olunca tarla faresi sapıtırmış.. Böyleyken böyle.. Gerisini anlatmayı içim kaldırmıyor..


***

Bundan on beş yıl önce Hollandalı bir gazeteci ülkemize gelmiş, turistik hallerimizi yazmıştı..

Unutmadığım iki saptaması vardı..

Bizim yolcu taşıyan bol süslü minibüsler için “Gece yolunuza çıkarlarsa karşıdan bir Noel ağacı geliyor zannedersiniz..” diye yazmıştı..

İkincisi de kara sinekler üzerineydi..

“Her yerde onlardan var..” diyordu.. “Özellikle açıkta bir şey yediğiniz zaman bu küçük siyah kuşlar gelip üzerine konuyor..”

Buyrun bakalım..

HAFIZA SORUNU..
Avrupalılar’a laf sokarken kendi kültürümüz içindeki yerlerini unutmayalım..

Kanuni Sultan Süleyman’ın kızına talip olan Topal Rüstem Paşa için istemezleri “cüzamlıdır” dedikodusu çıkarmış..

Paşa o zaman Diyarbakır Valisi.. Kanuni araştırılmasını istemiş.. Rüstem Paşa’yı görmeye giden heyet döndüğünde padişaha müjdeyi vermiş..

“Müjde sultanım.. Rüstem kulunuzun yakasında bit görülmüştür..”

Cüzamlı vücuda bit girmediğinden, bitlenmeyi sağlık belirtisi sayıyorlar..

NEYZEN TEVFİK..
Haşeratın kıymetlisi olur mu? Eskiden olurmuş.. Mesela yeşil renkli olduğu için haşeratın evliyası sayılıp, mübarek kabul edilen Kâbe biti..

Merhum Neyzen Tevfik senede bir su yüzü gören (veya görmeyen) titizlikte bir adam..

Gün gelmiş, geceleri takılıp ney üflediği bitirimhanelerde hatır hatır kaşınmaya başlamış.. O postunda neyini üflerken kumarbazlar küçük bir parayı postunun altına iterlermiş..

Kumarda bütün parasını kaybeden bir müşteri üstada yaklaşmış ve koynundan çıkardığı bir şeyi Neyzen’in koynuna bırakmış..

Birkaç gün sonra aynı kumarhaneye gelen Neyzen adamı bulup “Yahu Allah razı olsun senden.. O neydi öyle, bütün kaşınmam geçti” diye sorunca şu cevabı almış..

“Kâbe bitiydi.. Onun olduğu vücuda tahtakurusu da girmez bit de.. Hepsini kaçırır..”


***

Şimdi Amerikalılar’ın başı tahtakurusu ile belada.. Saddam’ı tacından edecek teknolojileri, kudretleri var ama tahtakurusuyla nasıl savaşacaklarını bilmiyorlar..

Bu konuda tecrübeli biri olarak söyleyeyim.. Gece uyurken aniden kalkıp ışıkları yakacaksınız.. Yatakta sağa sola kaçışan tahtakurularını telef edeceksiniz..

Vücutları elastiki olduğundan üzerine bastırmakla kolay ölmezler.. En iyisi çakmak ateşi ile ikna etmektir..

Bu da benden size “free” tavsiye.. Maksat Türk-Amerikan dostluğuna katkı olsun..

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5027
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz