MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ

Mesaj  Admin Bir Salı Eyl. 28, 2010 12:43 am

OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN, GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ Ol




ÜZÜLME!

İSTEDİĞİN BİR ŞEY OLMUYORSA,

YA DAHA İYİSİ OLACAĞI İÇİN,

YA DA GERÇEKTEN DE OLMAMASI GEREKTİĞİ İÇİN

OLMUYORDUR...


Aşksız olma ki, ölü olmayasın

Aşk ile öl ki, diri kalasın...


Bazı öldürmeler, kesmeler, darbeler hayat verir.

Bahçıvan ağaçları budamasa dallar gelişir mi?

Terzi kumaşı parça parça etmese elbise çıkar mı?



Ey burnu kanasa hemen kadere küsüp yüzünü ekşiten!

Gülden hiç ders almıyor musun?

Bütün yaprakları tek tek yolsan gül yine de gülmekten vazgeçmez.

Hale razı oluş şükürdür.

Gül de daimi bir şükür makamındadır.

Hem bilmez misin ki başına gelen sıkıntılar aslında daha büyük bir sıkıntıya set olur da başındaki belayı def ederler.

O halde yüzün gülsün..



'Neyi arıyorsan sen O'sun, zulmün peşindeysen zalimsin, aşk'ı arıyorsan aşık''



Nice kişiler surette kaldı, özü göremedi.

Göz aslında bir yağdır; gönülle birleşirse nur olur

Sen gözü gönülle destekle de nuru gör, sureti aş.




"Mezarımın toprağı bir yudum şarap gibidir.

Bedenimi içince, canım göklerin üstüne çıkar.

O padişah değilim ki tahttan ineyim de tabuta bineyim.

Benim fermanımın yazısı ebediliktir"




Gözünüz iki dirhemlik taş ağırlığında bir yağ parçasıdır, ama ruhunuzun nuru göklere kadar her tarafı kaplar.

Nursa, bu göz olmadan da uykuda her şeyi görür; fakat göz, bu nur olmayınca ancak harap olup gider!




Vefa nedir, bilir misin?

Vefâ arkanda bıraktığını, giderken yaktığını yabana atmamandır.

Vefâ; dostluğun asaletine, bir dua sonrası verilen sözlere, hayallere ihanet katmamandır.

Vefâ; ötelerin sonsuz mükafatı karşısında, cehennemi hafife almaman, ulvi güzellikleri dünyaya satmamandır.





Haydi şu benlikten kurtul, herkesle anlaş, herkesle hoş geçin.

Sen kendine kaldıkça, bir habbesin, bir zerresin fakat herkesle birleştin, kaynaştın mı, bir ummansın, bir madensin!

Bütün insanlarda aynı ruh vardır, ama hepsinde de aynı yağ bulunmaktadır.

Dünya da çeşitli diller, çeşitli lügatler var, fakat hepsinin de anlamı birdir, çeşitli kaplara konan sular, kaplar

birleşirler, bir su hâlinde akarlar.

Tevhidin ne demek olduğunu anlar da, birliğe erersen, gönülden sözü, mânâsız düşünceleri söküp atarsan, can,

mânâ gözü açık olanlara haberler gönderir, onlara gerçekleri söyler.




İnsanı öğrendim.

Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...

Sonra da her insanin içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu

öğrendim...





Aslında farkındayım hayatımdaki sahte varlıkların, istesem bir anda temizlemesini de bilirim...

Ama bunca sahteliğin benim samimiyetime ihtiyacı var.





Kapı Açılır Sen Yeterki Vurmayı Bil!...


Ne Zaman? Bilmem!... Yeterki O Kapıda Durmayı Bil. . . !




Çalınan her kapı hemen açılsaydı; ümidin, sabrın ve isteğin derecesi anlaşılmazdı.



Bir gönlü mü kırdın;

Ağlamalısın.

Hele özür dilemesini bilmiyorsan;

Senden dost olmaz…

Senden yâren olmaz…

Ya incittiğin kırdığın gönlü Allah seviyorsa,

Resulallah (S.A.V) seviyorsa,

Hatta arz-ü sema dahi seviyorsa!

Nerden bileceksin, bilmiyorsun.

Bilseydin ödün kopardı dokunmaktan…




"Kardeşim sen düşünceden ibaretsin

Geriye kalan et ve kemiksin.

Gül düşünürsün , gülüstan olursun.

Diken düşünürsün dikenlik olursun "






Ey Gönül! Sakın ola kederlenme!

Bir yandan korku bir yandan ümidin var ise iki kanatlı olursun..

Tek kanatla uçulamaz bilirsin!

Sopayla kilime vuranın gayesi kilimi dövmek değil, kilimin tozunu almaktır.

Hak sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır.

Hâlâ niçin kederlenirsin?

Taş, taşlıktan geçmedikçe parmaklara yüzük olabilir mi sanırsın?

Yüzük olmayı dileyen taş ezilmeyi ve yontulmayı göze almalıdır.



Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar..




Yanımda değilsin, ama boyuna seni anmadayım,

Benimlesin sen.

Gönlüm görüyor seni gözümde kaybolsan da.

Göz, sevdiğini, gördüğünü yitirebilir;

Can gözüyse gördüğünü boyuna görür, durur...





Aklın yoksa yandın, Ya kalbin yoksa, O zaman zaten Sen yoksun ki...




‎''Vücut ana gibi ruha gebedir. Ölüm ruhun doğumudur''









‎''Dünle beraber gitti düne ait ne varsa, bugün yeni şeyler söylemek gerek''







Bana;

"Herkesi gönlünden çıkar at!

Gönlünü cihan halkından yıka, temizle!"

demiştin.

Gönlümü nasıl yıkayayım?

Ayrılık ateşin bende su bıraktı mı?






AŞK topuklarından etine kadar işlenmiş bir nasırdır.

Ya canın acıya acıya adım atacaksın ya da canını acıta acıta söküp atacaksın.

Her iki yolda da bir gerçek olacak,

Canın çok ama çok yanacak!





‎''Can’ı teslime hazır değilsen 'Ben aşık oldum” deme kimseye.

Aşk gelmesin seninle dile.

İncinmesin ne gül ne de diken seninle.''





"Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez."



Tevazu ve merhamette toprak gibi ol...


Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol...


Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol...




"Ben seherin nûru, akşamın nefhasıyım

Ben ormanın iniltisi, dağların sesiyim

Ben geminin parçaladığı kayayım

Ben kuşcu, kuş ve tuzağım.

Ben resim, ayna, ses ve aks-i sadâyım

Ben sükût, düşünce, dil ve sesim

Ben neyin sadâsıyım

Ben insanın rûhuyum

Ben gül ve gülün hayran bıraktığı bülbülüm

Ben bütün varlıkların zinciri, âlemlerin dâiresi,

yaratılmışların mertebesiyim"





Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!

Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir.



Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5132
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ

Mesaj  Admin Bir Salı Eyl. 28, 2010 1:08 am

"Işık, aydınlığı sunar ve işi bitince kaynağına geri döner. Rumi, sevgi ve ışık kadar sonsuzdur."
Yaşar Nuri Öztürk.



DÖNMEKTİR SANIRSIN MARİFET.

ARŞ DÖNÜYOR ,YILDIZLAR DÖNÜYOR DERSİN:

ZAHİRİDİR GÖRDÜĞÜN

ZAHİRDE DÖNERSİN.

MARİFET DÖNMEK DEĞİL BULMAKTIR.

BİLESİN..





Diken ekersen nasıl gül biçebilirsin?

Toprak olmayınca narçiçeği nasıl meyve verebilir


Senin işlerin birer tohum

Cihan bir değirmendir

Değirmene kerpiç götürürsen

Toprak getirirsin




Bin nefes ol, bir muhtaç sahibine ...



Biz bu topraklara sevgiden başka bir tohum ekmedik...



Aynı vücutta bulunan sağ el,

Ne diye sol elini hor görür?

Her ikiside madem senin elindir,

Aynı tende uğurlu ne demek,

Uğursuz ne demek ?







Bütün güzel, hoş ve yaraşan şeyler, gören göz için yapılır.

Kulak sadece vasıtadır, vuslata erense göz.

Göz hal sahibidir, kulaksa dedikodu.

Gözün bir an içinde gördüğünü, dil yıllarca söylese anlatamaz;

Kulak, anlayışın bir anda gördüğünü, anladığını yıllarca dinlese bitiremez.








Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir.

Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.



Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.




"Ölüm günümde tabutum yürümeye başladı mı bende bu dünyanın gamı var,

Dünyadan ayrıldığıma tasalanıyorum sanma,

Bu çeşit bir şüpheye düşme.

Benim için ağlama, yazık yazık deme,

Şeytanın oyununa düşer, düzenine kapılırsan yazık olur,

Yazık yazık demenin sırası gelir.

Cenazemi görünce ah ayrılık, ayrılık demeye kalkışma;

Kavuşup buluşmam o zamandır benim.

Beni kabre indirip bırakınca elveda elveda deme,

Çünkü kabir, can topluluğunun bir perdesidir.

Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret;

Güneşe, aya, batmadan ne ziyan geliyor ki?

Sana batmak görünür amma doğmaktır o;

Mezar hapis gibi görünür amma canın kurtuluşudur o.

Hangi tohum, yere ekildi de bitmedi;

ne diye insan tohumunda da böyle bir şüpheye düşüyorsun yani?"


Isdırap, büyük erdirici,


"Dert, korku, bela, Tanrı kemendidir;

Zahmetmeşakkat, kulağından tutar da çeke, çeke cömertlik tapısına götürü seni."

"Yarabbi-yarabbi der, yüzünü göğe tutarsın; gözlerinden sapsarı yüzüne akan yaşlar, ırmağa döner."

"Gözyaşlarından yeşillikler biter yıkık-kırık gönlünde, canında; sabah çağı, yüzündeki örtüyü açar;

işte budur ölümsüzlük günü."

"Tahtayı yonmak, onu mahvetmek için değildir;

doğramacının, marangozun gönlündeki isteğe uydurmak içindir."

"Bu yüzdendir ki, Tanrı yolundaki şerlerin hepsi de hayırdır,

onun arılığı, güzelliği işin sonunda meydana çıkar, görünür."





"Daha yakın gel, daha yakın.

Niceye dek bu yol vuruculuk?

Değil mi ki sen bensin, ben de senim.

Niceye dek bu senlik, benlik? Tanrı ışığıyız,

Tanrı sırçasıyız.

Ne diye kendimize karşı bunca inat?

Neden aydınlık böylesine kaçar durur aydınlıktan?

Hepimiz bir tek olgun kişiyiz, neden böyle şaşı olmuşuz?

Neden zengin yoksullara hor bakar?

Sağ neden kendi solunu hor görür?

İkisi de senin elin değil mi?

Nedir bu yomluk?

Aşağılık ne?..

Birlik ağacını ne diye böyle eğer durursun?

Haydi kaç şu benlikten,

Katıl herkese,

Birleş,

Kendinde kaldın mı bir taneciksin,

Ama herkese katıldın mı, madene dönersin...

Dünyada nice canlar var, anlamda hepsi bir.

Testileri, kapları kırdın mı su bir olur gider.

Sen birliğe erer de, gönlünü sözden kurtarırsan,

Can, her görüş sahibine senden haber iletir artık..




Oraya gitme demedim mi sana,

Seni yalnız ben tanırım demedim mi?

Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben'im?

Bir gün kızsan bana,

Alsan başını,

Yüz bin yıllık yere gitsen,

Dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?

Demedim mi şu görünene razı olma,

Demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben'im asıl,

Onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi?


Ben bir denizim demedim mi sana?

Sen bir balıksın demedim mi?

Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,

Senin duru denizin ben'im demedim mi?


Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?

Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben'im,

Senin kolun kanadın ben'im demedim mi?


Demedim mi yolunu vururlar senin,

Demedim mi soğuturlar seni.

Oysa senin ateşin ben'im,

Sıcaklığın ben'im demedim mi?


Türlü şeyler derler sana demedim mi?

Kötü huylar edinirsin demedim mi?

Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?

Yani beni kaybedersin demedim mi?

Söyle, bunları sana hep demedim mi?







İnsaf et, aşk, güzel bir iştir.

O'nun bozulması, güzelliğini kaybetmesi tabiatın kötü niyetli oluşundandır.

Sen kendi şehvetine, aşk adını koymuşsun, halbuki, şehvetden kurtulup,

aşka ulaşabilmek için çok uzun yollardan geçmek gerekir.







İnsaf et, aşk, güzel bir iştir.

O'nun bozulması, güzelliğini kaybetmesi tabiatın kötü niyetli oluşundandır.

Sen kendi şehvetine, aşk adını koymuşsun,

halbuki, şehvetden kurtulup, aşka ulaşabilmek için çok uzun yollardan geçmek gerekir.













Aşk akıl ve can! Bu üçü üçgendir. Her derde çare, her yaraya merhemdir.






''BENİM CANIM , SENİN CANIN OLDU ..
SENİN CANIN BENİM CANIM .
ŞU DÜNYADA İKİ AYRI BEDENDE
BİR CANI KİM GÖRMÜŞTÜR...


Olduğum gibi kim görebilir beni,
Ne rengim var benim, ne nişanım.
Benim de bildiğim sırlar var, diyeceksin ama,
Hem o sırlarım ben,
Hem o sırları saklayanım.

Bu gönül ne vakit durulacak, bilmem.
Ama şu anda hiç kımıldamadan duran da benim,
Yürüyüp giden de ben.

Ben bir denizim,
Kendi varlığı içinde taşan,
Uçsuz bucaksız,
Alabildiğine geniş,
Kıyısız, hür bir deniz.

İki dünya da yok oldu gitti bende.
Artık ne bu dünyadan sorsunlar beni,
Ne o dünyadan.

Sen bizim tıpkımızsın, dedim, ey can!
Amma yaptın, dedi,
O da ne demek?
Şu gördüklerin hep ben'im.
Yoksa, dedim, sen o musun?
Hey, kendine gel, sus, dedi,
Benim ne olduğum, dedi, dile gelmez.
Öyleyse, dedim, işte sana dilsiz, dudaksız konuşan biri,
yYoklukta ayaksız yürümedeyim, gökteki ay gibi,
İşte sana elsiz ayaksız durmadan koşan biri.

Böyle koşup durmak, dedi bir ses, senin nene gerek.
Bak bana, apaçık ortadayım da gene gizliyim.
Sen beni gör asıl, beni!

Eşi bulunmaz bir gizli maden olmuşum,
Eşi bulunmaz bir deniz olmuşum ben,
Tebrizli Şems'i gördüm göreli.

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5132
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

.

Mesaj  Admin Bir Ptsi Mart 07, 2011 3:35 am


Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5132
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ

Mesaj  Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz