KAYSERİLİ FIKRALARI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

KAYSERİLİ FIKRALARI

Mesaj  Admin Bir Perş. Ekim 07, 2010 9:09 am

Çatal

Mutfakta kullanılan kap kacak ve gerçelerin imalatını yapan fabrika temsilcileri bir seminer tertiplemiş ve yeniliklerle ilgili konuları tartışmak, birbirlerinden fikir edinmek için bir yemekte bir araya gelirler.

Bu yemek esnasında, katılanların fabrikalarından imal edilen malzemelrinden kulanılmak ve görücüye çıkması bakımdan, masalarda kullanılmaktadır.

Bizim Kayseri'li temsilci ile Musevi Mişon masada karşı karşıya oturmuşlardır.
Temsilciler herkes kendi ürünlerinin tanıtımını yapıyor, sohbet ediyor ve yemeklerinide yemeye devam ederken, Mişon Çatallardan birini kimseye çaktırmadan atar cebine ama bizim Kayserili bunu görür.

Sohbetler koyulaşır, konular konuyu açar. Sonunda fıkra faslı başlar, herkes bir fıkara anlatır gülmeler kahkahalar derken, Kayseriliye sıra gelir;

Kayseri'li der ki;
-Ben fıkra bilmiyorum, onun yerine size bir sihirbazlık gösterisi yapıyım.

Masadan bir çatal alır ve;
-Şimdi ben bu çatalı cebime koyacağım ve bir hokus pokus hareketiyle çatalı Mişon Bey'in cebine aktaracağım.
Masadakiler pür dikkat Kayseri'li izlemeye koyulduğu sırada,elindeki çatalı ceketinin iç cebine indirir;

-Bakın bakalım Mişon Bey'in cebine...
Mişon elini cebinne atar ve mecburen çatalı çıkarır. Alkışlar arasında Kayserili kendi cebindeki çatalı da fabrikasına bir model olarak götürür.


KAYSERİLİ VE PADİŞAH

Padişahın biri,
''Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!' demiş.
Yalancılar, hemensaraya koşuşturup başlamışlar yalana;
''Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.''
''Bunun neresi yalan?.. Kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabii!..''
''Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!..'' ''Ülkenin kralı,pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taçda pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!..''
''Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!''
''Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir.''
Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş.
Ama bir gün bir Kayserili gelmiş;
''Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!...

En son Admin tarafından Ptsi 12 Ocak 2009 - 23:12 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


YİNE BEN GELDİM DOKTOR


Bir Kayserili, ünlü bir doktorun muayenehanesinde ilk muayene için 250 YTL aldığını, ancak tekrar kontrola giden hastalardan bir ücret almadığını öğrenmiş.
Kayserili ya, muayenesini bedavaya getirmek için kendince bir plan yapmış ve doktorun muayenehanesine gitmiş. Girer girmez, "Ben yine geldim doktor bey." diyerek söze başlamış.

Kayserili'yi muayene eden doktor, durumu tabii ki anlamış.
"Sizde epey bir iyileşme görüyorum." demiş.
"Bence ilk sefer verdiğim ilaçları kullanmaya aynen devam edin !"


Dipnot: Doktorun da Kayserili olduğunu söylemeye herhalde gerek yok !.



GEÇİNİP GİDİYORUZ


Emekli öğretmen yolda giderken, yanına son model bir araba durmuş.
İçinden çıkan bir genç:
- Hocam sizi gideceğiniz yere kadar götüreyim.
Öğretmen genci tanımamış.Genç:
-Benim hocam Hacı Bekir, tanımadın mı? Kayseri Lisesi'nden.
Öğretmen biraz hafızasını yoklayınca genci tanımış.
- Oğlum Hacı Bekir seni tanıdım ama, bu ne zenginlik,
sen fakir bir öğrenciydin.
Hacı Bekir anlatır:
-Öyleydim hocam ama, okuldan sonra ticarete başladım.
Kısa zamanda biraz para kazandık.
Bunu duyan öğretmen iyice şaşırır:
- Oğlum ticaret hesap işidir. Ben seni matematikten sınıfta
bırakmamış mıydım?. Sen nasıl ticaret yapıyorsun?
-Valla hocam matematik falan bilmem. 1'e alıp 4'e satıyorum.
Aradaki % 3'le de geçinip gidiyoruz..


HEPSİ SATILMIŞ


.İstanbul’a giden bir Kayserili ne satıldığını anlayamadığı bir dükkana, dikkati çeker bir şekilde bakmaya başlar. Kuşkulanan dükkan sahibi:

-Ne bakıyorsun aptal aptal, diye sorar. Kayserili:
-Hiç! Burada ne satılıyor diye merak ettim. Dükkan sahibi:
-Eşşek başı satılıyor der. Kayserili bu münasebetsizliğin altında kalır mı hiç.
-Belli… belli… görülüyor, der. Hepsi satılmış bir tane kalmış!


Halo Dayı

Pazarören’in Kars Muhacirlerinden olan Halo Dayı, gençlerin şakalaştığı kişilerden biri imiş. Gençlerden biri Halo Dayı’ya bir muziplik hazırlamış. Ona demiş ki:
-Halo Dayi, sene bir şey diyecem, emme kimseye demiysen, söz veri misin? Halo Dayı:
-Söz verirem, söyle ne diyesen? Genç:
-Derim demesine de Halo Dayı, lakin kimseye demiyesen, yemin et. Halo Dayı:
-Yemin ederem, hadi söyle ne diyesen? Genç:
-Dayı kimseye demiyesen, bene şart et? Halo Dayı kızar:
-Ülen bugüne kadar Halo Dayı, neyinizi kime demiştir? Şart olsun demiycem, hadi söyle ne diyesen? Genç, Halo Dayının kulağına eğilir ve küfreder. Genç kaçar, Halo Dayı onun peşine düşer. Genç, kendi evlerinin önüne gelmiştir. Halo Dayı’nın peşinde koştuğunu gören gencin anası seslenir:
-Halo Dayı, ayıptır, bu çocuğu ne kovalisin. Halo Dayı:
-Bak sen benim anamsin bacımsin, sen alınma ama bu anasini evradini bilmem ne ettiğim bana diyemeycem söz etti!


Altın Sedef Kakmalı Nalın

Bir yabancı elçiyi padişah kabul edecekti. Bu elçi, ülkesinin çok varlıklı olduğunu göstermek İçin, ne kadar altın, inci, elmas gibi süs eşyası varsa, bunları üstüne başına takıp takıştırıp huzura çıkmak istedi. Saray görevlileri bu adamın yaptığı garipliğin önüne geçmek istiyorlardı ama ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Hemen akıllarına Kayserili İncili çavuş geldi :
- Aman çavuş, şu adamı sen yola getirirsin Ne yapacaksan yap şu haline engel ol. İncili,
- ''Çaresini buluruz'' dedi. Bir süre düşündü. Sonra atın, inci karışımı sedef kakmalı bir çift takunyayı onun gireceği tuvalete koydu. Adam tuvalete girip bunları görünce şaşırdı. Çıkınca İncili Çavuş'a sormadan edemedi:
-Altın, inci, sedef kakmalı nalın tuvalete konulur mu? Yazık değil mi?. İncili, taşı gediğine koyacağı zamanı bulmuştu. Hemen cevabını yapıştırdı :
- Bizim padişahımız böyle süs eşyasına değer vermezle. Elçi, verilen cevabı duyunca, üzerine bakındı, sonra sessizce bunları çıkarıp, huzura girdi...


Pazarlığa göre

Kayserilinin biri eşyalarını Haydarpaşa’dan karşıya geçirecek olur. Bir kayıkçı ile yirmi liraya anlaşırlar. Kayserili:
-Bak oğlum der, eşyalarım şunlar, yatak matak, karyola maryola, koltuk moltuk... Sirkeci’ye geçince Kayserili çıkartır bir on liralığı adama uzatır. Kayıkçı:
-Efendi, biz yirmi liraya pazarlık etmedik mi? Kayserili oldukça ciddi:
-Doğru, ben de pazarlığıma göre on lira veriyorum ya... Yatağı, karyolayı, koltuğu getirdin; matak, moltuk, maryola orada duruyor. Eşyaların yarısı geldi, yarısı kaldı. Ben de işte yarı parasını veriyorum. Afallayan kayıkçı bakar ki işin içinden çıkılacak gibi değil, özür diler:
-Haklısın efendim, kusura kalma, benim cahilliğime ver!.






TAKSİDE

Taksinin yokuşta frenleri patlamış, müthiş bir hızla aşağı iniyor...
Kayseri'li müşteri bağırmış:
- Durdur şu arabayı!
Şoför panik içinde haykırmış:
- Durduramıyoruuum!
Kayserili:
- O zaman taksimetreyi
durdur hiç değilse....



KAYSERİLİ ÖLÜM DÖŞEĞİNDE


Kayserili ölüm döşeğindedir:
Kayserili: Sevgili karım burada mısın?
Eşi: Evet hayatım buradayım.

Kayserili: Sevgili oğlum Mehmet burada mısın?
Mehmet: Evet babacım buradayım.

Kayserili: Oğlum Ahmet ya sen burada mısın?
Ahmet: Evet ben de buradayım.

Kayserili: Güzel kızım sen burada mısın?
Kızı: Evet buradayım babacım.

Kayserili: Allah hepinizin belasını versin.Dükkanda kim duruyor o zaman?

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5027
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HAYAT DERSİ

Mesaj  Admin Bir Cuma Ekim 08, 2010 9:33 am

Kayserili Ali'ye babası hayat dersi veriyormuş:

"Oğlum senden ne kadar isterlerse istesinler hiçbir zaman bir şeyin fiyatının yarısından fazlasını verme."

Bu nasihatı hiç unutmayan Ali birgün terziye takım elbise diktirmiş. Sormuş borcum nedir diye.

Terzi cevap vermiş:

"6 milyon."

"Mümkün değil 3 milyondan bir kuruş fazla vermem."

Terzi:

"Kurtarmaz abicim 4 milyona ancak olur."

"Mümkün değil 2 milyondan fazla vermem."

Terzi artık "Lanet olsun tamam 2 milyon" demiş.

Bu sefer Kayserili "1 milyondan fazla vermem." demiş.

Terzi artık sinirden köpürmüş ve:

"Para falan istemiyorum, al elbiseyi ve defol!" demiş.

Kayserili:

"Bir takım elbise daha dikmezsen şurdan şuraya gitmem."

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5027
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

SANA HELAL OLSUN

Mesaj  Admin Bir Cuma Ekim 08, 2010 4:08 pm

Karadenizli bir çoban dağda sürü otlatırken yanına gelen adam selam verip şöyle der:
- Selamun aleykum hemşerim sana bi oyunum var eğer senin nereli olduğunu bilirsem bana sürüden bi koyun verir misin?
Çoban:
- Madem senin öyle bir meziyetin var bil sana helal olsun.
Bu cevap karşısında adam
- Öyleyse hemşerim şüphe götürmez ki sen bir Karadenizlisin!
Bu cevaba çok şaşıran çoban
-Valalhi billahi doğru sana koyun helal olsun istediğini al git ama bunu nasıl anladın bana anlat der.
Diğer adam bi taraftan koyunu seçerken bi taraftan şöyle der:
- Şapkasının üstünden kafasını ancak Lazlar kaşır oradan anladım.
Ve koyunu alıp giderken bizim çoban arkasından bağırır:
- Heyy hemşerim ben de senin nereli olduğunu bileyim sen o koyunu bırak.
Adam:
- Hay hay. Bil bırakayım.
Çoban gülerek:
- Sen de Kayserilisin
Diğer adam hayret içinde:
- Vallahi doğru ama sen nereden anladın ?
diye sorunca. Çoban hafif sinirli:
- Sürüdeki en iri koyun diye tuttun köpeği götürüyon der.

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5027
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: KAYSERİLİ FIKRALARI

Mesaj  Sponsored content Bugün 6:43 am


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz