KARIŞIK ON FIKRA

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

KARIŞIK ON FIKRA

Mesaj  Admin Bir C.tesi Ekim 09, 2010 2:15 am


AB VE BİZ

Yıl 2050. AB Komisyon Başkanı odasında otururken, yardımcısı içeriye heyecanla girer:

- Efendim, Türkiye tüm isteklerimizi yerine getirdi. Onları AB'ye alacak mıyız?
AB Başkanı:
- Yok canım, henüz olmaz. Git, duyur, tüm Türkiye İngilizce konuşacak, Türkçeyi yasaklıyorum.
- Efendim onu 5 sene önce yaptılar. Hatırlamıyor musunuz?

- O zaman söyle Kıbrıs'ı versinler..
- Efendim onu da 40 sene önce verdiler zaten...

- O zaman söyle Güneydoğu'ya özerklik versinler.
- Aman efendim, Türkiye'de Güneydoğu mu kaldı, 2020'de bağımsız devlet oldu ya orası zaten.

- O zaman söyle (sözde) Ermeni soykırımını tanısınlar.
- Efendim, sadece Ermeni soykırımı değil, Pontus, Yunan, Bulgar, Rus, Ukrayna, Moldova soykırımını bile tanıdılar, hatta Çanakkale savaşından dolayı İngiliz, Avustralya, Yeni Zelanda soykırımını bile tanıdılar ya.. Nasıl unuttunuz.

- Hmm o zaman söyle kokoreç yasaklansın
- Aman efendim, onu yemeği 2008'de bıraktılar.

- İsa aşkına, ya ne bileyim? Kınayı yasaklayın, yakamasınlar.
- Ooooo Beyefendi. Hatırlayacaksınız..Cumhuriyeti el birliğiyle yıkınca toplu kına yaktılar. Kına bu sarfiyata dayanamayıp bitince de kına yakmayı bıraktılar yıllar önce.
AB Başkanı düşünüp taşınır ve;

-EEEE... ALMAMAK İÇİN BİR SEBEBİMİZ KALMADIYSA DAĞITIN O ZAMAN AVRUPA BİRLİĞİNİ...

TÜRK CEHENNEMİ

Dört samimi arkadaş aynı arabada yolculuk ederken trafik kazasında ölürler.
Azrail:
- 'Türk cehennemine mi Avrupa cehennemine mi gitmek istersiniz ?' diye sorar.
--Fark nedir?' diye sorarlar.
Azrail:
- 'Avrupa cehenneminde her gün bir kepçe, Türk cehenneminde her gün bir kova bok yersiniz' der.
Üç tanesi
- 'Biz Türk doğduk, Türk ölürüz!!...' derler.
Bir tanesi ise uyanıktir, Avrupa cehennemini seçer...
Aradan epey zaman geçer.
Avrupa cehennemindeki adam artık kepçe kepçe yemekten bıkmıştır, arkadaşlarının durumunu merak eder, hallerini görmek için ziyarete gider.
Oysa onlar halay çekerek, şen şakrak gülerek karşılarlar onu. Dayanamaz sorar:
-'Ben bir kepçesini hazmedemezken siz her gün bir kova bok yiyip nasıl bu kadar neşeli olursunuz yahu ?'
- 'Oğlum, oğlum!!..' derler, 'Burası Türk cehennemi, bir gün bok olur kova olmaz, bir gün kova olur bok olmaz, bir gün görevli işe gelmez, gelen her boka karışır, anlayacağın:
3 aydır bir bok yedigimiz yok...!!!!


KARPUZ DERSİ

Yaşlı adamın çevresinde bulunan herkes ona çok özenir ve sorarlarmış.
"Bu gençliğin sırrı nedir" diye.
İhtiyar delikanlı güler geçermiş her soruldukça bu soruya…
Ama sorular sık, soranlar çoğalınca cevap vermek vacip olmuş sanki.
Düşünmüş nasıl anlatırım bu sırrımı kolayca herkese. Sonra karar vermiş tüm meraklıları yemeğe davet etmeye evine.
"Bu davette size sırrımı açıklayacağım" demiş.
Herkes merakla davete gelmiş.Yemekler yenilmiş, içilmiş, sohbetler edilmiş, vakit iyice gecikmiş.Ama gençlik sırrı ile ilgili tek kelam edilmemiş.Herkes konu ne zaman açılacak diye merak
ederken adamcağız huri gibi sevimli hanımına seslenmiş.
"Hatun , şu kilerden bir karpuz getirirmisin bize sana zahmet!.." Hanım hemen doğrulmuş kilere giderek kaş ile göz arasında gidip bir karpuz getirmiş.
Adamcağız şöyle eliyle bir vurmuş tık tık diye sonra da :
" Bu olmamış hanım, güzel çıkmayacak, başka getirir misin bir zahmet" demiş. Hanım onu götürmüş bir tane daha getirmiş.Adam onu da bir yoklamış yine beğenmemiş.
"Hanım sana yine zahmet olacak ama bu da olmamış başka bir tane getirir misin" demiş.
Bu böylece dört sefer daha tekrarlanmış .
Dedemiz beşincide karpuzu beğenmiş ve karpuz kesilmiş,
misafirlere ikram edilmiş?. Herkes karpuzunu afiyetle
yerken bizim dedecik sormuş.
"Eeeee?. Arkadaşlar işte benim gençliğimin sırrı burada anladınız mı??" Herkes birbirinin yüzüne bakmış.Kimse bişey anlamamış..
"Aman dede demişler nerde? Anlamadık biz bu sırrı!"
Dedecik gülmüş.
"Efendiler" demiş,
"O gördüğünüz karpuz kilerde bir tanecikti, tekti. Ben hanıma git de başka getir dedikçe o kilere gidip geliyor aynı karpuzu getiriyordu.Bir kere bile (aman be adam, delimisin nesin şu tek karpuzu ne taşıtttırıyorsun bana defalarca…) demedi. Beni sizin
önünüzde mahcup duruma düşürmedi. İşte bütün bu
gençliğimi hanımıma borçluyum."
"Biz birbirimizi hiç başkalarının önünde zor duruma düşürmeyiz. Aile içindeki hiçbir şeyi dışarıya yansıtmayız.Hep birbirimize destek olur, dert ortağı olur, yardım ederiz. Birbirimizle ilgili olan
problemleri yine birbirimize anlatırız.İyi kötü her olayı da birlikte paylaşırız." Demiş.




ÇOK YAŞA

Diktatör general askerleri ile yolda giderken askerlerden biri hapşırmış. Diktatör arkasını dönüp. Kim hapşırdı demiş:
Askerler korkudan bir şey söyleyememiş. Diktatör bunun üzerine birinci sırayı kurşuna dizmiş. Sonra yola devam etmişler biraz sonra yine bir hapşırık sesi gelmiş.
Diktatör kim hapşırdı deyince yine korkudan kimse kimin hapşırdıgını söyleyememiş .Bunun üzerine diktator ikinci sırayı kursuna dizmiş. Biraz sonra yine birisi hapşırmış.
Diktatör arkasını dönüp sormuş kim hapşırdı diye.
Bir asker ben hapşırdım demiş .
Diktatör general askere dönüp: Çok yaşa demiş.

KAPLUMBAĞANIN SUYU

Bir zaman gelmiş ve kaplumbağalar ülkesinde su tükenmiş. Ne yapacağız, ne edeceğiz diye düşünürken aralarında en yaşlı, en bilgin olanı demiş ki:
-"Şu dağı görüyor musunuz...o dağın arkasında büyük bir göl var." Ee, koca dağı hepsi birden aşamazlar.
Aralarında çok yaşlı olanlar var. Bunun üzerine oraya gidip su getirmeleri için en genç 2 kaplumbağa seçilmiş.
Genç kaplumbağalar 25 yıl sonra göle ulaşmışlar..Şaşırmayın. Ancak çıkmışlar dağı. (Hem nasıl olsa uzun yllar yaşıyorlar). Ve o anda farketmişler.. Suyu alıp götürmek için yanlarına kap almayı unutmuşlar..
Kaplumbağalardan biri;
-Ee ne yapacağız şimdii?? Birimizin gidip kap alması lazım.. Diğerimiz de burada beklesin ki kimse gelip içmesin sudan!!
-En iyisi sen git!
-Olmazz.... Ben gidicem sen ya suyu içersen?.. O zaman köy susuz kalır ve hepimiz ölürüz susuzluktan!
-Yok valla bak yemin ederim ağzımı sürmeyecem.. sen git al gel kabi ben beklerim.. Söz veriyorum.
Bunun üzerine diğer kaplumbağa yola çıkmış.. Orada kalan da beklemeye başlamış.. Aradan 30 yıl geçmiş.. 50 yıl.. 60 yıl.. Sonunda bekleyen kaplumbağa bu böyle olmayacak demiş..Galiba gelmeyecek bu.. Köydekiler de öldü herhalde susuzluktan..
En iyisi ben biraz su içeyim de bari ben hayatta kalayım.. Kaplumbağaların soyu devam etsin..
Tam eğmiş kafasını göle doğru bir yudum alacakken çalıların arkasından bir ses duyulmuş..:

- Bak böyle yaparsan gitmem amaaa!!!!!!!!

SARHOŞ

Adamın biri bir gün meyhaneden çıkmış tabii kafasıda iyi. Yolda bir ayağı kaldırımda bir ayağıda yolda yürüyormuş.
Adamın biri bunu görüp yanına yaklaşmış. Ve de merakını gizleyemeden sormuş. -Ya, niye bir ayağın asfaltta bir ayağın kaldırımda yürüyorsun Hemşerim? Bir yerde yürüsene? demiş.

Adamda ona:-Allah razı olsun Hemşerim sana. Bende acaba ne zaman topal oldum diye düşünüyordum.

SİNYAL
Temel oğluna:
"Arabadan çık bak bakalım, sinyal çalışıyor mu ?" demiş...
Oğlu çıkmış ve rapor vermiş:
"Çalışıyor, çalışmıyor, çalışıyor, çalışmıyor, çalışıyor, çalışmıyor..."

NEYDİ

Uzun yıllardır arkadaşlık eden seksenli yaşları geçmiş iki çift, yine bir araya gelmişler ve bir akşam yemeği yemişler birlikte.
Yemekten sonra kadınlar kalkmış mutfağa gitmişler.
Adamlar da salonda sohbete koyulmuşlar.
Adamlardan biri:
-"Dün gece yeni bir restorana gittik, harikaydı vallahi !" demiş.
Diğeri sormuş:
-"Neydi adı restoranın ? Söyle de biz de karımla gidelim."
Adam duraksamış:
-"Yahu neydi şu çiçeğin adı ? Hani kırmızı olur, pembe olur, beyaz olur, sarı olur, dikenleri olur. Sevgililere filan verilir."
Diğeri biraz düşündükten sonra:
-"Tabii ki gül..." demiş.
Adam gülümsemiş ve mutfağa seslenmiş:
-"Gül, karıcığım, neydi dün akşam gittiğimiz restoranın adı ?"

SEVGİLİLER GÜNÜ HEDİYESİ

14 Şubat sabahı kadın uyanır uyanmaz:

- ''Kocacığım" demiş, ''Rüyamda ne gördüm biliyor musun? Akşam eve, elinde çok güzel bir paketle geliyorsun. Ben de paketi heyecan içinde açıyorum ve içinden ne çıkıyor biliyor musun? Bir inci kolye! Sence bunun anlamı ne olabilir?"

Adam gülümsemiş ve:

- ''Bu akşam öğrenirsin sevgilim.'' diye cevaplamış.

Adam akşam eve gelmiş, elinde gayet güzel paketlenmiş bir kutu...

Kadın gözlerine inanamamış:

- ''Kocacığım sen bir harikasın!' diyerek paketi alelacele açmış...

Ve kutunun içinden ne çıkmış dersiniz?

Rüya tabirleri kitabı!!!

İSTATİSTİK
Temel açmış bir gazete okuyormuş...
Gazetede bir istatistik görmüş.
Yalan yanlış bir istatistik, ama Temel okuyunca çok sinirlenmiş.
İstatistik şöyle diyormuş:
"Dünya nüfus dağılımında her erkeğe 2 kız düşmektedir."
Temel atmış gazeteyi elinden, haykırmış:
"Ula benum hakkumu kim yiyorsa zehür zıkkım ossun daaa!"



Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5031
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz