W I K I L E A K S

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

W I K I L E A K S

Mesaj  Admin Bir Paz Kas. 28, 2010 6:15 pm

http://www.ted.com/talks/julian_assange_why_the_world_needs_wikileaks.html

Chris Anderson: Julian, hoşgeldin Söylenen o ki, çocuğun sayılan WikiLeaks sitesinde dünyanın geriya kalan bütün medyası aracılığı ile bugüne dek ortaya konulandan çok daha fazla gizli belgeyi yayınlamışsınız. Bu doğru olabilir mi?

Julian Assange: Bu mümkün mü, evet... Bu bir endişe aslında, değil mi? medyanın tümünün bu kadar kötü iş çıkarırken küçük bir grup aktivistin bu tarzda bilgileri içeren dökümanları dünyanın toplam medyasından daha fazla yayınlaması düşündürücü.

CA: Bu iş nasıl oluyor? İnsanlar bu belgeleri nasıl açığa çıkarıyor? Mahremiyeti ve gizliliği nasıl sağlıyorsunuz?

JA: Bunlar, benim söyleyebileceğim kadarıyla-- klasik muhbirler. Ve bize bilgiyi iletebilmeleri bir kaç yol takip ediyoruz. Yani sadece şifrelendirme sanatını kullanarak internette bilgi iletiyor, izlerimizi saklıyoruz, İsveç veya Belçika'nın yasaları sayesinde yargının içinden sıyırılıp hukuki engelleri aşabiliyoruz Bilgileri normal posta ile alıyoruz, bildiğiniz normal posta, şifreli veya şifresiz farketmez sıradan bir haber gibi hazırlıyoruz, formatlıyoruz-- ki bunu bazen yapabilmek oldukça da zor oluyor aslında konuşurken kolay ama burada çok büyük bilgi database'ları söz konusu-- daha sonra bunu kamuya yayınlıyor ve kendimizi de kaçınılmaz olan yasal ve politik saldırılara karşı savunmaya başlıyoruz.

Yani bu belgelerin yasallaşması için belli bir emek harcıyorsunuz. Ama aslında kaynağın kimliği hakkında neredeyse hiç bir zaman bilginiz yok.

JA: Evet öyle. Çok nadiren belki ama neredeyse hiç. Ve eğer bir noktada da bu ortaya çıkarsa o bilgiyi olabildiğince çabuk ortadan kaldırıyoruz. (telefon) kahretsin..

(kahkahalar)

CA: Arayan CIA sanırım, TED üyeliğinin kodunu soruyor olmasınlar.

(kahkahalar)

Şimdi cidden bir örneğe girelim. Bu önemli bir şey. bir kaç sene önce bilgi sızdırdınız O belgeyi şimdi alabilir miyiz?... Bu sizin bir kaç sene önce Kenya'daki hikayeniz. Burada neyi sızdırdığınızı ve ne olduğunu söyler misiniz?

JA: Bu Kroll Raporu. Bu Kenya hükümetinin 2004'te seçilmesi sonrasında onlar tarafından yapılmış gizli bir istihbarat raporuydu. 2004 öncesinde, Kenya 18 yıldır Daniel arap Moi tarafından yönetilmekteydi. Kenya'nın yumuşak diktatörlerindendir. Kibaki yetkiyi devir alınca-- Kenya'daki yolsuzlukları temizlemeye çalışan güçler koalüsyonu aracılığı ile bir rapor hazırlatıldı ve ilişkili bu rapor için yaklaşık 2 milyon pound harcandı. Ama sonrasında hükümet bu raporun üstüne oturdu ve Kenya'da hala da en zengin kişi olan Moi üstünde politik baskı kurmaya başladı. Bu Kenya gazeteciliğinin kutsal kasesidir. 2007'de ben oraya gittim ve 28 Aralıktaki ulusal seçimlerin hemen öncesinde bu raporu ele geçirmeyi başardık. Raporu şu nedenle yayınladık, başkanlığının üçüncü gününde Kibaki, güya ortadan kaldıracağı yolsuzluklarını temizleyeceği kişi olan Daniel arap Moi ile arkadaş olmaya başlamıştı. Ve bu rapor da başkan Kibaki'nin boynuna dolanmış ölü bir albatros'a dönüşüverdi.

CA: Ve kısaca anlatacak olursak-- Kenya'ya bu rapordakiler resmi medya ile değil indirek yoldan yansıtılmış oldu. Ve size göre de gerçekten de Kenya seçimlerinin yönünü değiştirdi. JA: Bu rapor Guardian gazetesinde manşet oldu ve Kenya çevresindeki ülkelerde basına yansıdı, Tanzanian ve kuzey Afrika basınında kullanıldı. Ve aslında bilgi dışarıdan geldi. Ve bir kaç gün sonrasında Kenya basını da bunlar hakkında yazmaya başladı. Kenya TV'sinde aralıksız 20 gece haberi yapıldı, ve Kenya istihbaratına göre de oyları da yaklaşık %10 civarında etkileyerek seçim sonuçlarını değiştirmiş oldu.

CA: Yani bu sızıntı aslında özünde gerçekten de dünyayı değiştirdi.

JA: Evet.

(alkışlar)

CA: Şimdi-- size Bağdat'a yapılan CA: hava saldırısının videosunu göstereceğiz. Videonun kendisi daha uzun. Bu kısa bir klibi. Bu--şiddet içeriyor.. Sizi uyarmalıyım.

Telsiz; ...lanet olsun sadece, üstlerine gel ve onları deş. Elemanı gördüm, of, dört tane Humvee jip var, işte orada... Görüş net. Tamam. Ateş ediyorum. Onları hellettiğinde haber ver. Ateş edelim hadi. Hepsini ışınlayalım. Hadi, ateş! (makinalı tüfek sesi) Ateşe devam. Ateşe devam. (makinalı tüfek sesi) Ateşe devam. Otel... Çalıların Efendisi iki-altı, Çalıların Efendisi iki-altı, hareket etmeliyiz, şimdi! Tamam, tamam sekiz şahısla bağlantı kuruldu. Evet, iki kuş görüyoruz (helikopter), hala ateş ediyoruz. Anlaşıldı. Onları gördüm. İki-altı, burası iki-altı, hereketliyiz. Hop, Özür dilerim. Neler oluyor? Lanet olsun, Kyle. Neyse, hahaha. Onları vurdum.

CA: Peki, bunun etkili yanı nedir?

JA: Üstünde çalışan kişiler için etkisi çok, çok ağır bir etki. Bağdat'a iki kişi yolladık ve bu konuyu hikayeyi daha detaylı araştırdık. Bu, bu alanda olan toplam üç tane saldırının sadece birincisiydi.

CA: Yani, demek istediğim, bu atakta 11 kişi öldü ve bunlardan ikisi de Rueters muhabiriydi?

JA: Evet. İki Reuters çalışanı, iki genç çocuk da yaralandı. Yani birlikte 18 ve 26 kişi ölmüş oldu.

CA: Ve bunun yayınlanması da çok yaygın bir harekete neden oldu. Buradaki asıl anahtar eleman aslında bu hareketin başlamasına neden oldu, ne diyorsun?

JA: Bilmiyorum, sanıyorum insanlar güçler arasındaki inanılmaz uyumsuzluğun farkında. Sokakta arkadaşlarınla sakince yürüyorsun, sonra bir Apache helikopter 1 km uzakta havadan herkesin üstüne 30 mm çapında kurşunlarını ateşliyor-- bunu yapmak için bir bahane bekliyor-- ve yaralanan kişiyi kurtaranları da öldürüyor. Ve orada tam gün gazeteci olarak çalışan, isyancılardan olmayan iki gazeteci de var.

CA: Demek istediğim, Amerikalı istihbarat analizcisi Bradley Manning tutuklandı. Ve bir sohbet odasında bu videoyu 280.000 gizli US elçilik kablo bağlantısı ile sana sızdırdığını itiraf ettiği konusunda söylentiler var. Yani, yaptı mı?

JA: Biz bu kablo yayınlarını aldığımızı reddettik. Suçlu bulundu, yaklaşık 5 gün önce, 150.000 kablo yayınını ele geçirip 50 tanesini sızdırdığı söylendi. Şimdi bu senein başlarında Reykjavik ABD elciliğinden bir kablo yayınını sızdırmıştık. Ama bunlar bağlantılı değildi. Yani o elçiliğin bilinen bir ziyaretlçisiydim zaten.

CA: Yani eğer binlerce ABD elçiliğinin diplomatik kablo yayınını ele geçirmiş olsaydın...

JA: Şimdiye kadar çoktan sızdırırdım. (CA: Yapar mıydın?)

JA: Evet. (CA: Çünkü?)

JA: Çünkü asıl gerçekleri anca böyle şeyler ortaya koyabiliyor, yani söz gelimi Arap hükümetleri aslında o hükümetlerdeki gerçek insan hakları ihlalcileri. Eğer tasnif edilmemiş yayınlara bakarsanız, bu tarz materyalleri görüyorsunuz.

CA: O zaman bu konuda az daha detaya girelim. Yani, genel anlamda, felsefen nedir? Neden gizli bilgilerin açığa çıkmasını desteklemek gereklidir?

JA: Aslında önemli olan hangi türden bilgilerin dünya için önem taşıdığı ve hangi türde bilginin bir reform yapabileceği. Ve çok fazla bilgi var aslında. Yani özellikle organizasyonların özellikle ekonomik çabaya girerek üstünü örttüğü bilgi bizim için olumlu bir sinyal bu tarzda bilgi dışarıya sızdığında bayağı işe yaraması da söz konusu. Çünkü konuyu en iyi bilen organizasyon, yani içeriden dışarıya biliyorlar, ve kapatmak için çaba harcıyorlar. Ve pratikte de bununla karşılaşıyoruz. Gazeteciliğin tarihi de bundan ibarettir.

CA: Ama bunun bazı riskleri var, bireylerle ilgili veya büyük ölçekte tüm toplumla ilgili bu bilgi sızdırmanın amaçlanmayan bazı sonuçları da olabilir.

JA: Şimdiye kadar sızdırdıklarımızla ilgili böyle bir şey olmadı. Yani bizim zarar bağışıklığı politikamız var. Bizim elimizdeki bilgi ile ilgilenirken bir çeşit kişisel bir yaklaşımımız var-- kişisel olarak bilgiyi tanımlıyoruz. Ama bazı yasal sırlar var-- yani, doktorunuzdaki kayıtlarınız gibi, bunlar yasal sırlardır. Ama bizler aslında doğru şekilde motive olmup öne çıkan muhbirler ile ilgileniyoruz.

CA: Yani iyice motive olmuş haldeler. Peki ya şöyle birine ne dersin, örneğin, birisinin anne-babasına-- diyelim ki oğulları ABD ordusunda çalışıyor, ve diyor ki, "Biliyor musunuz, bu bulduğunuz şey, birilerinin teşviki ile bulunan bir şey aslında. Bu ölmüş insanlara gülen bir askeri olsun. Bu öyle bir izlenim veriyor ki--böyle bir izlenim verdi ki dünyadaki milyonlarca insan artık ABD askeri insan değilmiş gibi hissediyor. Ama değil. Öyle değiller. Oğlum öyle değil, bu ne cesaret?" Buna ne cevap verirsin?

JA: Evet, bunlardan çok duyuyoruz. Ama anımsayın, Bağdat'taki o insanlar, Irak'taki o insanlar, Afganistan'daki o insanlar-- onların bu videoyu seyretmesine gerek yok; onlar bunu her gün görüyor. Yani bu onların fikrini değiştirmez. Algılarını değiştirmeyecektir. Her gün gördükleri şey bu çünkü. Ama tüm bunların hesabını veren kişilerin algılarını ve fikirlerini değiştirecektir. Ve umudumuz da budur.

CA: Yani sen şirketler ve hükümetlerdeki bu tarzdaki karanlık sırların üzerine ışık tutmanın bir yolunu buldun. Işık iyidir. Ama şu ironik olan da bu ışığı tutabilmek için aslında senin, kendi kaynaklarının çevresinde bir çeşit gizlilik yaratmak zorunda olduğun gerçeği.

JA: Aslında hayır, demek istediğim, henüz wikileaks karşıtına denk gelmedim. Kaynaklarımız diğer kaynaklara henüz hiç karşı çıkmadı. Eğer bu olursa durmum bizim için aldatıcı bir hale geliyor demiştir. Ama tahminim öyle bir şekilde hareket ediyoruz ki insanlar ahlaki açıdan misyonumuza devam etmemizi ve kendimizi batırmamamızı istiyor.

CA: Aslında merak da ediyorum, yani şimdiye dek duyduğumuz kadarı ile-- TED izleyicilerinin fikrini önemsiyorum. Yani WikiLeaks ve Julian hakkında bir kaç fikir olacaktır diye düşünüyorum. Yani, kahraman--kişilerin kahramanı-- bunu gün ışığına çıkarıyor. Tehlikeli bela yaratan. Kim kahraman olduğunu düşünüyor? Peki kim tehlikeli bir bela çıkarıcı olduğunu düşünüyor?

JA: Hadfi ama. Birisi olmalı.

CA: Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar. Daha iyi olalım. Bir örnek daha gösterelim onlara. Şimdi henüz sızdırmadığın bir şey var, ve sen TED için böylesin. Yani az önce olan çok şaşırtıcı bir hikayeydi, değil mi? nedir bu?

JA: Yani bu bizim her gün yaptığımız şeyin bir örneği aslında. Geçen sene sonu--geçen sene kasım ayında-- Meksika körfezindeki muhbirlikteki gibi çok büyük olmasa da Arnavutluk'ta da bir seri bilgi sızdırıldı. Ve bir de rapor aldık-- olan biten ile ilgili analiz mühendisliği gibiydi-- söylenene göre, aslında birbiri ile rekabet eden petrol şirketlerinin güvenliklerinin verdiği bilgiye göre, bu şirketler kendi yük araçlarını patlatıyorlardı. Ve Arnavutluk hükümetinin bir kısmı da bu işin içindeydi vs vs... Ve mühendislik raporunun üstünde hiç bir şey yazılı değildi. Bizim için inanılmaz zor bir dökümandı. Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık. Ve acaba rakip bir petrol şirketinden gelen ve gerçek dışı bir konu olabilir mi diye de şüpheye düşmüş olduk. Bu temelin üstünde "bak biz bu konuda şüpheye düştük. Bilmiyoruz ki, ne yapalım Aslında bilgi gayet güzel, gerçek gibi duruyor ama bunu doğrulayamıyoruz" yazıp belgeyi sayfaya koyduk. Ve aslında raporda ismi belirtilmemiş olan bu şirketten bu belgenin kaynağını soruşturan bir mektup aldık-- (kahkahalar) şöyle diyordu, "Hey, belgenin kaynağını bulmak istiyoruz" Bizde cevap verdik "Oh, daha fazlasını anlatsanıza tam olarak hangi dökümandan bahsediyorsunuz ki? Bu döküman ile ilgili yasal bir hakkınız olduğunu gösterebilir misiniz? Gerçekten size mi ait?" Onlar da bize belgenin yazarının Microsoft Word kimliği ile görüntüleyen bir ekran print-screen'i yolladı. Evet... (alkışlar) Bunu çok sık yaşıyoruz aslında. Bu bizim kimliği ortaya çıkarmamızın yollarından birisi--yani materyalin içeriğini doğrulama yolu, bu adamların bize mektup yazmasını sağlıyoruz.

CA: Evet. BP'nin içinden de aldığın bilgi var mıydı?

JA: Evet, hem de çok, yani şu anda bir takım ciddi mühendislik ve maddi destek toplama çabası içindeyiz. Son bir kaç ayda toplumdan gördüğümüz inanılmaz ilgiden dolayı kullandığımız sistemlerin mühendisliğini yenilerken yayın sayımız ve hızımız biraz azaldı. Bu aslında sorun. Yeni başlayan ve büyümekte olan her organizasyon gibi kendi büyümemizden dolayı boğulmuş haldeyiz. Bu aslında çok fazla sayıda muhbirden çok fazla sayıda bilginin büyük yetenekle sızdırıldığı anlamına geliyor ama bu bilgiyi işleyecek araştıracak yeteri kadar insana sahip değiliz.

CA: Yani sık boğaz olduğunuz şey temelde yeterli sayıda gönüllü gazeteci ve/veya gazetecilik maaş bağışına sahip olmamanız.

JA: Evet. Ve bir de güvenilir kişilere. Yani biz bir organizasyonuz çabuk büyümek zor bir iş özellikle ilgilendiğimiz materyal yüzünden böyle. Bu nedenle yeniden yapılanıp yüksek ulusal güvenlikle ilgilenecek ve sonra da güvenlikle ilgili vakaları azaltacak kişilere ihtiyaç duyuyoruz.

Bunu kişisel olarak nasıl yapmaya başladığını anlamamız için bize biraz yardımcı olur musun? Doğru okuduysam çocukken 37 farklı okula gitmişsin. Bu doğru mu?

Ebeveynlerim film işindeydi ve bu arada da bir tarikatten kaçıyorlardı, bu ikisi birleşince de...

(kahkahalar)

Yani, bir psikolog bunun paranoya üretmek için bir reçete olduğunu söyleyebilir.

JA: Hangisi, Film işi mi?

(kahkahalar)

(alkışlar)

Ve ayrıca da-- Yani sen çok erken yaşlarda hacker olmuşsun yetkili kişilerle de erken tanışmışsın. JA: Evet, ben gazeteciydim. Yani çok küçük bir yaştayken de küçük bir gazeteci ve aktivisttim. Bir magazin yazdığım için daha ergenliğimde soruşturuldum. Bir hacker ile dikkatli olmalısınız. Yani, pek çok şey için kullanılabilen bir metod olabilir. Ne yazık ki şu anda bu daha ziyade rus mafyası tarafından büyükannelerimizin banka hesaplarını çalmak için kullanılıyor. Yani deyim yerindeyse-- eskisi kadar iyi bir şey değil.

CA: Evet, ben kesinlikle kimsenin büyükannesinin banka hesabını çaldığını düşünmüyorum. Peki ya temel değerleriniz neler? Bize temel değerlerinizin neler olduğu ve bunları belirlerken yaşadıklarınızla ilgili bir parça bilgi vermeniz mümkün mü?

JA: Yaşadıklarım konusunda emin değilim Ama temel değerlerim; iyi, becerikli ve yüce gönüllü erkekler kurbanlar yaratmazlar; kurban olanları iyileştirirler. Ve bu aslında babamdan gelen bir şey ve hayatıma giren diğer becerikli ve yüce gönüllü erkeklerden kaynaklanıyor.

CA: Becerikli, yüce gönüllü erkekler kurban yaratmazlar kurbanları iyileştirirler mi?

JA: Evet, bilirsiniz, Ben hırçın biriyim, ve aslında iyileştirme konusunda çok iyi değilim. Ama bir şekilde-- Kurbanları iyileştirmenin başka bir yolu da var, bu da suç faillerine karşı polislik yapmak. Bu benim karakterimde çok uzun zamanlardan beri var olan bir şey.

CA: Peki bize çok hızlı bir son dakika hikayesi anlatın; İzlanda'da ne oldu? Orada bir şey yayınladınız, ve bir banka ile sorun yaşadınız, ve oradaki haber servisleri bu hikayeyi yayınlamaktan men edildi. Bunun yerine, sizin reklamınızı yaptılar. Bu da izlanda da sizi bayağı meşhur etti. Sonra ne oldu?

JA: Bu harika bir vakaydı. İzlanda'da finansal bir kriz yaşandı. Dünyadaki bütün ülkelerden daha büyük bir hasar aldılar. Banka sektöründeki GDP ekonominin geri kalanından 10 kat daha fazlaydı. Geçen sene haziran ayında biz bu raporu yayınladık. Ve ulusal televizyon kanalı yayına girmesine beş dakika kala men edildi. Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkın "Bu daha önce hiç olmamıştı. Şimdi ne yapacağız?" diye sordu. Bizde yayın boyunca arka planda kendi web sitemizi gösterdik. Ve izlanda'da çok meşhur olduk, İzlanda'ya gidip konu hakkında konuştuk. Toplumda öyle bir duygu vardı ki sanki bu asla olmamalıydı. Sonuç olarak, bazı İzlanda politikacısı ile birlikte çalıştık daha sonra da uluslararası yasal bir kaç uzmanla ve birlikte İzlanda özgür basınına açık denizde sığınacak bir liman sunan bir yasa paketi hazırlamış olduk, dünyadaki en güçlü gazetecilik korumasıyla birlikte konuşma özgürlüğü için yeni bir de Nobel Ödülü geldi. İzlanda da Norveç gibi bir İskandinav ülkesi ve yine Norveç gibi sistemin içine dokunabiliyor. Ve henüz 1 ay önce bu izlanda parlementosundan anonim şekilde geçirildi.

CA: Wow.

(alkışlar)

Son sorum, Julian. Geleceğe bakınca ne görüyorsun, Big Brother (hükümet) üstümüzde daha büyük bir kontrol ve gizlilik mi uyguluyor, yada bizler, Big Brother'ı mı izliyoruz veya bunların ikisi birden mi devam ediyor?

JA: Hangi yolla devam edecek emin değilim. Yani dünyada şu anda konuşma özgürlüğü yasası ve şeffaflık yasası için inanılmaz bir baskı uygulanıyor-- EU içinde, Çin ve ABD arasında. Hangi yöne gidecek görmek çok zor. Bu nedenlerle bunlar de yaşamak için çok ilginç günler. Çünkü sadece bir parça çaba ile bu yollardan birine de diğerine de yönelmek mümkün.

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5028
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz