Çocukların Bilinç Altına Yerleştirdiğimiz Patlayıcılar‏

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Çocukların Bilinç Altına Yerleştirdiğimiz Patlayıcılar‏

Mesaj  Admin Bir C.tesi Ocak 01, 2011 1:47 am

Dr. Özgül KARAGÜZEL
Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü
P.K. 35 07100 Antalya /TÜRKİYE



Hiç ameliyat geçireniniz var mı?

Bir çok kimsenin "evet" dediğini duyuyorum. İkinci soru geliyor o zaman.

Peki ameliyat esnasında yanınızda konuşulanları hatırlıyor musunuz?

Narkozla yani anestezi ile ameliyat geçiren herkesin bu soruya "hayır"
dediğini duyuyorum.

İsterseniz ameliyata kadar gitmeyelim. Uyurken yanınızda biri konuşsa
sabahleyin uyandığınızda hatırlar mısınız? Bu soruya da herkesin "hayır"
dediğini duyar gibiyim.

Bu sorulara ben de sizler gibi cevap veriyordum ta ki az sonra yazdığım
şeyleri öğreninceye kadar.

Güzel insanlar sizlere bildiğinizi yerinden oynatabilecek ve sizi hayretler
içinde bırakabilecek bir şey söyleyeceğim. *Bilinçaltı biz farkında olmadan
her detayı kaydeder. *

Yukarıdaki hayati ifadenin en önemli sonucu şudur: Çocuklara verdiğiniz her
mesaja, yaptığınız her yüklemeye dikkat edin, özen gösterin!

Öyle ki verdiğiniz mesajlar ve yaptığınız yüklemeler onun kendisine güven
duymasını ve mücadele gücünü artırabilirken düşünce gücünü zayıflatarak onu
beceriksiz, özgüveni yetersiz biri haline de getirebilir.

Birçok anne babadan şu şikâyetleri çok duyarız: "Hocam dediklerimi hiç
dinlemiyor, yapmıyor. Hep tersini yapıyor. Oysa ben onun için güzel şeyler
düşünerek neler neler anlatıyorum. Söylediklerime bir dikkat etse inanın
hiçbir problem kalmayacak, çok iyi anlaşacağız."

Şöyle soruyorum hemen arkasından: "Çocuğunuza söylediğiniz o neler nelerden
birkaç tane de bana söyler misiniz?"
Bizimkiler başlıyor: "Oğlum, kızım şunu yapma. Buraya gitme, o öyle
yapılmaz. Sen beceremezsin."

"Eğer ben sizin evladınız olsam ben de yapmam" deyince anne babalar hemen
şaşırıyor.

Dostlar, sizler de çocuklarınıza yukarıdaki gibi yüklemelerde bulunuyorsanız
ve çocuğunuz yapmıyorsa bunun sebebi şudur:

*İnsan zihni olumsuz mesajları algılamaz yani olumsuzluk eki ile biten bütün
kelimeler zihnimiz tarafından olumluya dönüştürülerek algılanır.*
Kızınız elinde çay tepsisiyle geliyor. Siz şöyle dediniz: "Kızım dikkat et
sakın dökme!"

Emin olun sizi yalancı çıkartmaz, döker.

"Sigara içmek yasaktır" levhasını gören tiryakinin aklına sigara içmek
düşer.

Geçenlerde bir özel okulun öğretmenlerine gittiğim bir öğrenme seminerinde
orada bulunanlara şu iki soruyu sordum: "Öğrencilerin bir konuya
dikkatlerini çekmek istediğinizde çocuklar burayı unutmayın" diyenlerle
"burayı her zaman hatırlayın" diyenler el kaldırsın dedim.

Sonuç ne biliyor musunuz?

Neredeyse tamamı "çocuklar burayı unutmayın" diyorlarmış.

Arkasından aşağıdaki bilgiyi verdim:

Allah insan beynini iç içe geçmiş üç katman halinde yaratmıştır.

En altta, en içte ilkel beyin yer alır. Ortada limbik sistem, en dışta ve en
üstte de korteks yer almaktadır.

İlkel beyin; kuşlar dahil tüm canlılarda, limbik sistem; bazı memeli
hayvanlarda ve insanlarda, korteks ise sadece insanlarda bulunur.

Korteks te sağ ve sol beyin olarak iki parçadan oluşmaktadır. Öğrenme bu sağ
ve sol parçalarda (lob) meydana gelmektedir.

Beynimize ulaşan ilk mesaj en ortada bulunan limbik sisteme gelir. Limbik
sistem gelen mesajı değerlendirir, olumsuz ise ilkel beyine havale eder.
Olumlu ise kortekse gönderir. Yani olumsuz duygular ve mesajlar, sistemi
ilkel beyine, olumlu duygular ve mesajlar da kortekse yönlendirir.
*Onun içindir ki insan beyni olumsuzu algılayamaz.*

Beynimizin duygusal merkezi (limbik sistem) oldukça güçlüdür. Nefret,
şiddet, sinir, korku, kaygı, aşırı heyecan gibi olumsuz duygular beynin
sağlıklı düşünmesini ve konsantrasyonunu yani odaklanmayı engeller.

Duygusal yönün zayıflaması öğrenmeyi de zorlaştırır. Uzmanlar beynin düşünen
ve üreten parçasının (korteks) beynin duygusal parçasından ürediğini
söylerler. Güven, takdir, sevgi, canlılık, mizah gibi olumlu duygular
öğrenmeyi ve çalışmayı kolaylaştırarak olumlu düşünmeyi geliştirmektedir.

Her 10 kişiden 9 u çevresinde olumlu insanların olmasını istiyor ve bu tür
insanlarla çalıştıklarında daha verimli olduklarını söylüyorlar. Bunu herkes
istiyor ve nedense herkes o 1 kişi gibi davranıyor (kimse o 9 kişiden biri
olmaya uğraşmıyor). Neden? Yetiştiğimiz kültür, neyin doğru olduğunu
söylemek ve öğretmek yerine, neyin yanlış olduğunu göstermeyi önemli
buluyor. Sonuç: Bize olumsuz düşünmek ve problemleri görmek daha kolay
geliyor.

Filmlerden hatırlayın. Yabancılar cenazelerini gömdükten sonra "seni hep
hatırlayacağız" derler. Biz "seni hiç unutmayacağız" deriz ve unuturuz.
Araştırmaların çoğu olumlu duyguların yaşamak için gıda kadar gerekli
olduğunu ortaya koymaktadır.

Görmüş geçirmiş bir teyze iki torunuyla beraber gezerlerken teyzenin
tanıdıklarından biri onun ve torunlarının yanına yaklaşarak torunlarını
sever, onların adını ve yaşlarını sorar. Teyzenin verdiği cevap çok
ilginçtir: Doktor olanı 6, mühendis olanı 8 yaşında.

Sevgili dostlar, her zaman hatırlayın: İnsanların ortaya çıkaracakları
eserler genellikle yakın çevresindeki insanların kendilerinden
bekledikleriyle doğru orantılıdır. Başarının en önemli anahtarlarından
birisi de beynin olumlu düşünceye programlanmasıdır.

Uzmanlar bir günde ortalama 20.000 karşılıklı etkileşim yaşadığımızı
söylüyor. En kısa etkileşimimiz birkaç saniye sürüyor ve her etkileşimde,
kişiliğimiz üzerinde etki gücü yüksek *"iyi ki varsın"* veya *"sen de
kimsin"* mesajı alıyoruz. Bizde iz bırakanlar ise bu etki gücü yüksek olumlu
veya olumsuz olan etkileşimlerdir.

Kişiliğimizin temelinin bu duyguların ve anlık etkileşimlerin etkisiyle elde
ettiğimiz ve kendimize atfettiğimiz değerle oluştuğunu görürüz. Özsaygı,
kişilik ve özgüven değerlerinin temelinde hayatımızın ilk yıllarının hele
hele 6 yaşa kadar olan mesajların önemi ve etkisi vardır.

Eğer beynimiz her detayı kaydediyorsa biz ameliyatta olanları ve yanımızda
konuşulanları neden hatırlamıyoruz. Bırakın ameliyatı uykudayken yanımızda
konuşulanları bile hatırlamıyoruz. Peki neden? Çünkü bunlar bilinçaltına
kaydedildi, biz hatırlamıyoruz zannediyoruz.

Ameliyat anında ameliyatı yapanların "eyvah, kurşun kötü girmiş, her yeri
parçalamış, bu adam ayağa kalksa da sakat kalır" gibi şeyler söylemelerinin
ameliyat sonrasında olumsuz gelişmelere yol açtığının ortaya konmasıyla
cerrahların ameliyat esnasında hastanın yanında olumsuz konuşmamaları kural
olmuştur.

O zaman şunu bir düşünelim: Ameliyat esnasında veya uyurken yanımızda
konuşulan her olumsuz ifade bizi derinden etkiliyorsa ya uyanıkken
söylediklerimiz veya duyduklarımız.

Çocuklara verdiğimiz her olumsuz mesaj aslında bilinçaltına yerleştirilen
tahrip gücü yüksek bir bomba gibidir. Bazıları etkisini hemen gösterirken
bazıları da yıllar içerinde etkisini gösterir.

Çocuklarımıza yetişkin bir birey oluncaya kadar 144.000 defa "yapamazsın,
edemezsin, olmaz, beceremezsin, inanmam, gidemezsin, başaramazsın" gibi
olumsuz mesajları verdiğimizi ve bunları kullandığımızı biliyor muydunuz?

Bunların sonucunda beynimiz yanlış yükleme ve şartlandırmalarla adeta doğru
düzgün çalışmayı unutuyor. Bu şartlandırmalar zamanla yıkılmaz inançlar
haline dönüşüyor.

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5031
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz