İÇTEN GELEN MUTLULUK- OSHO

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

İÇTEN GELEN MUTLULUK- OSHO

Mesaj  Admin Bir Perş. Nis. 21, 2016 12:19 am

Osho-Çoşku(İçten Gelen Mutluluk)




İNSANLAR NEDEN SAADET İÇİNDE DEĞİLLER?
Şayet depresyonundan,üzüntünden, mutsuzluğundan bahsedersen herkes ona inanır; bu normal gözükür.Şayet mutluluğundan bahsedecek olursan hiç kimse sana inanmaz.İnsanoğlu muazzam bir şekilde mutlu olabilir ve muazzam bir şekilde mutsuz olabilir. Ve seçiminde özgürdür.Bu özgürlük risklidir; bu özgürlük çok tehlikelidir çünkü sen sorumlu hale gelirsin.Ve bu özgürlüğün başına bir şey gelmiştir,bir şey yanlış gitmiştir.İnsan bir şekilde baş aşağı duruyor.Sen ve hayatın uyumluysa büyük bir ahenk içerisinde ne yaparsan yap keyif alırsın ve o zaman saadet gerçekleşir.Bir şeyler seni rahatsız ettiğinde,bu basitçe senin bu şeylerle aslında ilgili olmadığını gösterir. Gerçek bir insan kendisini mutlu eden şeylerle hareket etme cesaretini gösterir.Dıştakini elde edip içtekini kaybediyorsun. Kendi içsel hazineni kaybetmişsen ,zenginliklerinle ne yapacaksın.Sadece tekşeyi öğrenebilirsen;ki bu tek şey kendi içsel güdülerinin farkında olmak, tetikte olmaktır.Onu hiç gözünün önünden kaçırma, yoksa mutsuz olacaksın.Neden mutsuz olduğunu anlamaya çalış.O yüzden benim yaklaşımım hakikaten cesur olanlar, gözü pek olanlar, yaşam kalıplarınıdeğiştirmeye hazır olanlar, her şeyi riske etmeye hazır olanlar içindir. Çünkü aslında riske edeceğin hiçbir şey yok; sadecemutsuzluğun, sefaletin.Fakat insanlar bunlara bile yapışırlar.Bana göre ilk olarak mutluluk gelir, coşku gelir. İlk olarak kutlayıcı bir tavır gelir.İlk önce hayatı onaylayan bir felsefe gelir.Tadını çıkart! Şayet işinden tat almıyorsan değiştir. Bekleme!Unutma: Kimse senin için karar veremez. Başkaların tüm emirleri,tüm düzenleri,seni sakatlamaya hizmet ediyor.Kendi kendine karar vermek zorundasın,hayatını kendi ellerine almak zorundasın.Aksi taktirde hayat senin kapını çalmaya devam eder ve sen asla orada olmazsın;her zaman başka bir yerdesindir.Sen başka bir yerdesin, başkabirisinin maskesi altında, başka birisinin kıyafetlerine bürünmüş olarak, başka birisinin adı altında gizleniyorsun.Varoluş seni aramaya devam edip duruyor.Mutlu olmak hayatındaki keskin bir değişiklik; ani bir değişiklik demektir çünkü kaybedecek zaman yoktur.Ani bir değişim, bir kopuş, geçmişle bir devamsızlık.Ani bir yıldırım çarpması ve geçmişi öldürürsün ve her şeye taptaze olarak,ABC'den başlarsın.Sana dayatılan tüm bu kalıpları bırakmak zorundasın ve kendi içsel alevini bulmak zorundasın



Zevk Nedir?
Zevk fizikseldir, fizyolojiktir. Zevk hayattaki en yüzeysel şeydir; uyarılmadır. Cinsel olabilir, başkaduyularla ilgili olabilir, yiyeceklerle ilgili bir takıntı olabilir ama o bedende köklenmiştir.Uyuyan kişi bir zevkten diğerine yaşayıp durur. O, sadece bir duyudan diğerine koşturup duruyor.O, küçük heyecanlar için yaşıyor; onun yaşamı çokyüzeysel.Hiçbir derinliği yok, hiçbir niteliği yok.Para ve güç peşinden koşan biriysen, o zaman paraya ve güce bağımlısın demektir.çünkü ne kadar çoğuna sahip olursan,daha çok isteyecek ve ne kadar çoğuna sahip olursan onu kaybetmekten de o denlikorkacaksın. Paran seni efendi yapmaz, o seni bir köle yapar.Zevk yüzeye aittir;o nedenle de dışsal koşullara bağımlı kalmaya mahkûmsundur.Eğer bir kadınsa kadın senin efendin haline gelir İnsanlar böyle bıkarlar;bir gün bir kadının ya da erkeğin peşinden koşuyorsun ve sonraki günse aynı kişiden kurtulmak için bahaneler bulmaya çalışıyorsun.Aynı kişi; hiçbir şey değişmedi!Buarada olan şey nedir? Diğerinden sıkıldın çünkü tüm zevk yeni olanı keşfetmekteydi.Şimdi artık diğeri yeni değil; onun arazisini tanıdın.Diğerinin bedenine, onun bedeninin kıvrımlarına, bedeninin hissine aşina oldun.Artık zihin yeni bir şeyin özlemini duyuyor.Zihin her zaman için yeni olanı arzular.Zihin işte böyle seni her zaman gelecekte bir yere zincirler.Zihinde arzular ve umutlar vardır.Hedefine ulaştığında, sadece bir anlığına oradaydı.Bir kez hedefine ulaşmışsan zihnin artık onunla ilgilenmez; o çoktan yeni arzu ağları örmeye başladı bile.Zevk seni evhamlı, huzursuz, her zaman telaşlı halde tutar. Çok sayıda arzu var ve her arzu, ilgi çekmek için gürültü yapıyor, bastırılamıyor.Bir delirmiş - delirmiştir çünkü onlar doyurulamaz.Bir arzu seni sola götürür, diğeri sağa götürür ve sen aynı anda her ikiarzuyu da beslemeye devam edersin.Ve sonra da bir çatlak hissedersin, sonra bölünme hissedersin,yırtıldığını hissedersin. Sonra da parçalara ayrıldığını hissedersin.Başka kimse sorumlu değildir; zevki arzulamanın aptallığıdır bu durumu yaratan.Zevk peşinde koşan sadece sen değilsin; senin gibi milyonlarcainsan aynı zevklerin peşinden koşuyor.Bu yüzden çok büyük bir mücadele, rekabet, şiddet, savaş vardır.Zevk peşinde koşmakla fazlasıyla sarmalandığında sevemezsin çünkü zevk peşinde koşan kişi diğerini bir araç olarak kullanır


MUTLULUK NEDİR?O SANA BAĞLIDIR
Mutluluğun başarıyla,hırsla,parayla, güçle, prestijle hiç alakası yoktur.Zevk fizyolojiktir, mutluluksa psikolojiktirZevk başkalarına bağlıdır.Mutluluk o kadar başkalarına bağlı değildir ama hâlâ senden ayrıdır,birazcık daha iyidir birazcık daha incelmiş, birazcık daha yükselmiştir...ama zevkten o kadar dafarklı değildir.Zevk mutluluğun alt düzeydeki bir türüdür ve mutluluk zevkin daha üst düzeydeki bir türüdür diyebilirsin; madalyonun iki yüzüdür. İkisi de zihnin dünyasında oynanan aynı oyundur



ÇOŞKU NEDİR
Onun dışarıyla, diğeriyle hiçbir ilgisi yoktur;o içsel bir olgudur.Coşku koşullara bağlı değildir;o sana aittir





SAADET NEDİR?
Saadet bir şeye bağlı değildir; ne de ayrıdır:O senin varlığının ta kendisidir, o senin doğanın takendisidir. Çoşkunun da ötesine giden bir şeydir.Saadet bütündür.O ne fizyolojiktir, ne psikolojiktir, ne de manevidir.Ohiçbir bölünme bilmez, o bölünemezdir. Bir anlamda o bütündür Saadet, varlığının en derinindeki özüne ulaşmış olduğun anlamınagelir. Coşkuda sen birazcık da olsa varsın ama saadette yoksun.Ego ortadan kalkmıştır;o,bir olmama halidir.


ZEVK İLE SAADET ARASINDAKİ FARKLAR
KISACASI;
İlki zevktir, o mutluluğu da içerir.
İkincisi saadettir,o coşkuyu da içerir
Zevk vardır ve saadet vardır, ikincisine sahip olmak için ilkinden vazgeçDışarı bakmayı kes.İçeri bak, içeri dön.
Zevk anlıktır, o, zamana aittir,o,sadece "bir süreliğinedir"; saadet geçici değildir,zamansızdır.Zevk başlar ve biter;saadet sonsuza kadar ikamet eder.Zevk gelir ve gider;saadet hiçbir zaman gelmez ve hiçbir zaman gitmez; o,zaten senin varlığının en derindeki özündedir.Zevk diğerinden koparılıp alınmalıdır; ya bir dilenci ya da bir hırsız haline gelmek zorundasın. Saadetse seni bir efendi yapar.İnsanın perişanlığı budur:her zaman dışa doğru bakar, arar ve bulmaya çalışır.Ve onu dışarıda bulamazsın çünkü orada değil

HAKİKAT,BİLİNÇ,SAADET
Önce hakikat gelir.Gerçekliğinin, hakikatinin daha derinine indikçe, bilincin,muazzam bir bilinçliliğin farkına varırsın. Her şey ışıktır, karanlık hiçbir şeyyoktur.Her şey farkındalıktır,farkındalık olmayan hiçbir şey yoktur.Sen sadece bir farkındalık alevisin,farkındalık olmayanın gölgesi dahi hiçbir yerde yoktur.Ve daha da derine girdiğinde, o zaman en derindeki özün saadettir;Şu ana kadar anlamlı, önemli olduğunu düşündüğün her şeyden vazgeç.Zevk seni sürüklenip duran bir odun parçası olarak tutacak.Zevk seni daha çok ve daha çoksahtekâr yapacak;O seni giderek daha çok ve daha çok bir köle yapacak;o sana kendi varlığının krallığını vermeyecek. O seni daha çok ve daha çok hesapçı yapacak, o seni giderek daha çok ve daha çok sömürgen yapacakPara, güç, prestij; bunlar hep seni hilekâr yapar.Zevk peşine düş ve masumiyetinikaybedeceksin, masumiyetini kaybetmek her şeyi kaybetmektir.Şayet gerçekten dünyada kimseyle hasım olmak istemiyorsan, sahip olma fikrinden tümden vazgeçmelisin. Anın içinde seninle olmakta olan her şeyi kullan ama sahiplenme.Onun sana ait olduğunu iddia etme. Hiçbir şey senin değil

BOŞ ELLER
Ellerimiz boş geliriz ve ellerimiz boş gideceğiz,o halde bu esnada çok fazla talepte bulunmanın neyararı var?Ama bildiğimiz şey, dünyanın bize söylediği şey budur: sahip ol, hükmet, başkalarından daha çoğu senin olsun. Sadece birinci olmakla mutlu olamazsın ve birinci olmaya çabalarken öylesine büyük bir perişanlığın içerisinden geçersin ki birinci olduğun zaman perişanlığa alışmışsındır.Var olmanın başka bir yolunu bilmezsin;perişan olarak kalırsın. O yüzden birinci bile gelmiş olsan temkinli,kaygılı,korku dolu oluyorsun.Ne yaparsan yap, sonuçlar için değil de eylemin kendisinden hoşlandığın için çoşkuyla yap.Sonucu aklına bile getirme.Sadece her neyapıyorsan bütünlüğünle yap.Onun içinde kaybol.Asla bir başka insanın mutsuzluğu pahasına mutlu olmaya çalışma.



KARAKTER DEĞİL BİLİNÇ
Bir kimse daha bilinçli hale gelirse doğal olarak karakteri de dönüşüm geçirir.Ancak, bu dönüşüm tamamıyla farklıdır: O zihin tarafından yönetilmez;o doğaldır,o kendiliğindendir.Ve ne zaman karakterin doğal ve kendiliğinden olursa,kendine has bir güzelliği vardır; aksi taktirde değişip durabilirsin...öfkeni bırakabilirsin ama nereye bırakacaksın ki onu?Onu kendi bilinçaltına atmak zorunda kalacaksın.Hayatının bir kısmını değiştirebilirsin ama içeriye attığın her neyse kendisini başka bir köşeden ifade etmeyebaşlayacaktır. Böyleolması kaçınılmazdır.Bir akıntıyı bir kaya parçasıyla kapatabilirsin; başka biryerden akmaya başlayacaktır:Onu yok edemezsin.Öfke vardır çünkü sen bilinçsizsin,açgözlülükvardır çünkü sen bilinçsizsin,sahip olma var, kıskançlık var çünküsen bilinçsizsin. Esas iş bilincini değiştirmekte; bilinçli hale gelmekte, daha bilinçli,daha yoğun ve tutkulu bir şekilde bilinçli olmakta yatar.Bilinçli olduğunda öfkeli olmak imkânsızdır;açgözlü olmak imkânsızdır, kıskançolmakimkânsızdır, hırslı olmak imkânsızdır.Ve tüm öfke, açgözlülük, hırs, kıskançlık, paragözlük, şehvet kaybolur,onlarda mevcut olan enerji serbest kalır.Bu enerji senin saadetin olur.Artık o dışardan gelmiyor; artık o senin varlığının içinde, varlığının özündeki en derinlerdeki yerlerde gerçekleşiyor


GÖKKUŞAĞINI KOVALAMAK SAADETİN PEŞİNE DÜŞMEK
Şayet mutluluğun peşindeysen bir şey kesindir:Onu yakalayamayacaksın. Mutluluk her zaman bir yan üründür.O, doğrudan peşine düşmenin sonucu değildir.Şu ana kadar hiçbir hırslı insan mutlu olmamıştır;aslında, hırslı kişi dünyadaki en mutsuz olandır.Mutluluğun başarıyla hiçbir alakası yoktur. Mutluluğun hırsla hiçbir ilgisi yoktur, mutluluğun parayla, güçle, prestijle hiç ilgisi yoktur.Mutluluğun peşinden gitmek imkânsız bir şeydir.Mutluluğu aramaya çalış ve kesinlikle onu kaçıracaksın.mutluluk sadece sen rahat olduğundagerçekleşir. Arayan bir kimse rahat değildir.Mutluluk her zaman seninledir.O yüzden insanlar bir kadından diğerine, ondan diğerine, ondan diğerine; bir adamdan diğerine,ondan diğerine, ondan diğerine; bir işten diğerine, ondan diğerine; bir işyerinden diğerine, ondandiğerine geçiş yapıyor:Hep mutluluğun peşinden koşmak için.Ve çok garip bir şekilde, her zaman sanki mutluluk oradaymış ve birisi onun tadını çıkartıyormuş.İnsanları canlı tutan şey umuttur ve onların yeniden ve yeniden çabalayıp durmalarını sağlayanmazeretleri ve açıklamaları da budur. Çabalamak, çabalamak ve çabalamak


ISTIRABIN KÖKLERİ
İnsan mutlu olmak ister;bu yüzden berbat haldedir.Ne kadarmutlu olmak istersen, o kadar perişan olacaksın.Şimdi bu çok saçma görünür ancak temeldeki sebep budur.Ve insan zihninin nasıl çalıştığını anladığında bunu fark edebileceksin.Mutluluğu arzuladığın anda, şimdiden uzaklaştın.Bugün mutsuzsun.Yarının mutlu olacağını yansıtıyorsun ama yarın senin yansıtmandır; bugün herneysen onun yansıtmasıdır.Mutsuzsun; yarın bu mutsuzluktan çıkacak ve sen daha da mutsuz olacaksın.Elbette daha çok mutsuzluk yüzünden gelecekte yinemutluluğu arzulayacaksın.O zamanbir kısırdöngüye yakalanmışsındır:mutsuz oldukça mutluluğu daha çok arzularsın; mutluluğu arzuladıkça daha çok mutsuz olursun.Şimdi, artık o kendi kuyruğunu kovalayan bir köpek gibidir.O yüzden yapılacak ilk şey hayal etmemek, yansıtmamak. İlk şey şimdi ve burada olmak.Olan şeyher ne ise sadece şimdi ve burada ol ve senin için muhteşem bir hakikat seni bekliyor.Bu hakikat şimdi ve burada hiç kimsenin mutsuz olamayacağıdır.Dün hakkında düşünebilir ve mutsuz olabilirsin.Yarın hakkında düşünebilir ve mutsuzolabilirsin. Mutluluk senin bulunduğun yerdedir; sen neredeysen mutluluk oradadır.O seni çevreler, doğal bir olgudur.O tıpkı hava gibidir, tıpkı gökyüzü gibidir.Mutluluk aranmamalıdır,o evrenin yapıldığı şeyin takendisidir. Coşku evrenin yapıldığı şeyin ta kendisidir.Fakat tam önüne bakmalısın, o an olana bakmalısın. Yanlara bakarsan kaçıracaksın.Kendin yüzünden kaçırıyorsun. Kaçırıyorsun çünkü yanlış bir yaklaşımın var.Arzudan tamamıyla kurtulve tam o anda gerçekleşir.Tümarzu sona erdiğinde, tüm umut terk edildildiğinde gerçekleşir



ACIDAN COŞKUNLUĞA
Bir şeyi anlamak zorundasın: Aydınlanmak acıdan kaçmak değil, acıyı anlamaktır,ıstırabını anlamaktır,mutsuzluğunu anlamaktır; üstünü örtmek,bir şeyin yerini tutmak değildir ama,"Niçin mutsuzum, niçin çok fazla kaygı var, niçin çok fazla ıstırap var, içimde bunları yaratan nedenlernedir?" diye sorduğun derin bir kavrayıştır.Ve bu nedenleri net bir şekildegörebilmek onlardan özgürleşmek demektir.Ve hoşnutluklarını da, mutluluklarını da anlamaya çalış ve onların yüzeyselliklerini göreceksin.Birkez mutluluğunun yüzeysel ve ıstırabınınsa çok derin olduğunu anladığında - ve bu senin elindedir- tüm bilinçliliğinin tarzını değiştirebilirsin. Hoşnutluğun senin tüm varlığın haline dönüşebilir;hoşnutsuzluk için küçücük bir boşluk dahi kalmaz.Sevgin hayatının kendisi haline gelir.Ve kalır.


EĞLENCEDEN ÇOŞKUYA
Normalde bizim coşku olduğunu sandığımız şey coşku değildir; en iyi ihtimalle o eğlencedir.O sadece kişinin kendinden kaçınmasıdır.O bir kendini zehirleme yöntemidir,o kendini içinde kaybedip,bu sayede ıstırabını,endişeni, kederini unutabileceğin bir yöntemdir.Aslında coşkusuz olduğun için eğlence peşine düşersin.Bir şeye bağlı olan herhangi bir şey coşku değildir veolamaz. Coşku senin tam özündenyükselir. Dünya coşkusuz hale geldikçe, bizim daha çoktelevizyona, filmlere, çizgi romanlara ve bin bir tane şeye ihtiyacımız vardır Bir kez mutsuzluğunla yüzleşmeyi öğrendiğinde,coşku dolu hissetmeye başlarsın çünkü onunla yüzleşme sürecinde mutsuzluk ortadan kalkmaya başlar ve sen de giderek daha çok bütünleşmeye başlarsın.Artık biliyorsun ki sen bu değilsin ve bir coşku taşması, bir coşku patlaması vardır.


COŞKU DUYMAK ASİLİKTİR
Coşkulu bir insanı kontrol edemezsin,bu imkânsızdır.Ancak perişan haldeki bir insanı kontrol edebilirsin.Coşkulu bir insan özgür olacaktır.Coşku özgürlüktür.Coşkulu olduğunda sen bir köleye indirgenemezsin.Yıldızların altında dans etmek istersin ve rüzgârla birlikte yürümek istersin ve Ay ile ve Güneş ilekonuşmak istersin. Engin, sonsuz, kocaman,muazzam olana ihtiyaç duyacaksın.Karanlık bir hücrede yaşamak için baştan çıkarılamazsın.Esir alınamazsın. Kendihayatını yaşayacaksın ve kendi istediğini yapacaksın Coşkunluk asidir. Bir asi ne yönetmek, ne de yönetilmek istemeyen kişidir,dünyada hiçbir düzen olmamasını isteyen kişidirBir asi, insan yapımı yapılara değil doğaya güven duyan,şayet doğa kendi başına bırakılırsa her şeyin güzel olacağına güvenen kişidir.Böylesi uçsuz bucaksız bir evren hiçbir hükümet olmadan sürüp gidiyor. Hayvanlar, kuşlar, ağaçlar,her şey hiçbir hükümet olmadan sürüp gidiyor.Niçin insan hükümete gerek duyuyor.Bu nedenle ta çocukluğumuzdan beridir özgürlüğü tatmamıza izin verilmedi çünkü bir kez özgürlüğün ne olduğunu bilirsek,o zaman baş eğmeyeceğiz, uzlaşmayacağız;o zaman karanlık birhücrede yaşamaya razı olmayacağız. Hakkımızı savunacağız.Onun dışına çıkmadığın müddetçe, tümmekanizmasını, koşullanmasını - içinde yaşadığın hipnozu - anlamadığın sürece,eline alıp bakmadığın ve ondan vazgeçmediğin müddetçe hiçbir zaman coşkulu olamayacaksın ve hiçbir zaman söylemek istediğin şarkıyı söylemeye muktedir olamayacaksın.Ozaman kendi şarkını söylemeden öleceksin.O zaman kendi dansını etmeden öleceksin.O zaman hiç yaşamamış olarak öleceksin


GERÇEK Mİ SEMBOLİK Mİ?
Senin yaşamın sadece bir umuttan ibaret; o bir gerçeklik değil. Hırs bir hiledir.O zihnini başka bir yöne çekmek için bir hiledir.Sembolik hayat gerçek olanın yerine geçmiştir.Coşkun bir halde olmak istersen sembolik olanın dışına çıkmalısın. Sembolik olandan özgürleşmek demek toplumdan özgürleşmektir. Sembolik olandan özgürleşmek bir birey haline gelmektir. Sembolik olandan özgürleşmek için gerçek olanın içine girme cesareti gösterdin.Ve sadece gerçek gerçektir; sembolik olan gerçek değildir

OLMAK VE BİR ŞEY HALİNE GELMEK
Coşkunluk, olmaktır ve bir şey haline gelmekse perişanlıktır. Bir şeyolmak istersen perişan olursun. Bir şey olmak perişanlığın temel nedenidir.Eğer coşku dolu olmaki stiyorsan;o halde o sadece şimdidir, şimdi buradadır, tam şu andır.O senin doğandır.Onu halihazırda taşıyorsun. Sadece ona çiçek açması, tomurcuklanması için bir şans tanı.Ve coşkunluk kafaya ait bir şey değildir, unutma.Coşkunluk kalbe aittir.Coşkunluk düşünmeye ait değildir; o hissetmeye aittir.Daha çok kalbe ve daha az kafaya ait ol. Kafa senin sadece bir kısmın;benim kullandığım anlamıyla kalbinse senin tüm varlığındır.Kalp senin bütün olmandır. O yüzden ne zaman herhangi bir şeyiniçinde bütün olursan hislerin iş görüyor demektir.Ne zaman bir şeyin içinde bölük pörçük olursan,kafandan iş görüyorsun demektir.Ne zaman bir şeyin içine bütünüyle girersen, coşku dolu olursun.Bir şeyin içine yarım yamalak girersen,ıstırap içerisinde kalacaksın çünkü bir parça bütünden ayrı olarak hareket ediyor olacak.Bir bölünme, bir ayrılık, bir gerginlik, kaygıolacak. Şayet kafadan seversen, sevgin sana coşkulu bir deneyim vermeyecekCoşkunluk kalbe aittir,bütüne aittir.Kalp ile ifadeedilen şey senin tüm organik bütünlüğündür. Ve bugün dans et, yarın değil.Bırak dans şimdi ve burada olsun ve bırak bütünlüğünden gelsin.Kendini bırak;Evet, coşku çılgındır.Kafada yaşayan insan çokkurnazdır,çok hesapçıdır,çok hilekârdır. O coşkulu olamaz çünkü onu kontrol edemez.Neşeni kontrol edemezsin,coşkunu kontrol edemezsin. Kontrol eder halde kalmak istersen, hiçbir zaman asla coşkulu olmayacaksın; o zaman sadece mutsuz olabilirsin.Yalnızcamutsuzluk kontrol edilebilir; toplum tarafından ya da hatta senin tarafından!Pek çok insan bana gelir ve ıstıraplarından kurtulmak istediklerini söylerler Coşkuyu da kontrol etmek isterler.Bu mümkün değildir.Coşku sadece varlığındaki tüm kontrol kaldırıldığında ayağa kalkabilir.Çılgınca dans ederken, çılgınca şarkı söylerken, hiçbir kontrol olmadan, mevcudiyetin olmadan coşku doluyken - coşku o kadar çok dolu iken, taşıyorken, seni alıp götürüyorken ve tüm kontrol bırakıldığında - bir mucizeye tanık olacaksın. Ölüm ve yaşam birlikte dans ediyorlar çünkü tüm karşıtlıklar ortadan kalkar. Şayet sen bölünmüşsen zıtlıklar ortaya çıkar. Şayet sen bölünmemişsen,karşıtlıklar ortadan kalkar. Sen bölünmüş durumda olduğunda tüm dünya bölünür. Evren'in üstüne yansıtılan senin kendi çatlağındır.Sen bölünmemiş tümleşik,tek, organik, orgazmik bir haldeysen ozaman tüm zıtlıklar kaybolur.Bir kez tek haline geldin mi, ansızın tüm zıtlıklar ortadan kalkar.Bu nedenle gerçekten bilge olan bir kimse aynı zamanda bir aptaldır, öyle olmak zorundadırMutsuz olduğunda tek başına kalmak istersin;Mutsuzken kapılarını kapatırsın, dostlarınıgörmek istemezsin.Hiçbir yere gitmek istemezsin, hiçbir şeye katılmak istemezsin.dans içinden yükseldiğinde dışarı doğru infilak edersin, kapılarını ardına kadar açarsın,arkadaşlarını çağırırsın, komşularını çağırırsın ve, "Gelin bir ziyafet vereceğim; haydi biraz dansedelim ve eğlenelim. Paylaşacak çok şeyim var ve size sunmak istiyorum" dersin.Ve kapına gelen kim olursa selamlarsın, buyur edersin. Coşkunluk nihai özgürlüktür. Ve o zaman kişi coşkuyla bağırır, "İşte bu! İşte bu! Evreka! Buldum onu!"Ve ironi odur ki onu bulmak için bir yere gitmene gerek yok.O zaten var.O senin özünün, varlığınınta kendisi. Şayet bulmaya karar verirsen, tam şu anda bulabilirsin. Onun tek bir an bile ertelenmeyeihtiyacı yoktur. Yoğun bir susamışlık kapıyı açabilir.Çok büyük bir ivedilik seni tam şu an özgürleştirebilir



Niçin ıstırabımızı,cehaletimizi ve mutsuzluğumuzubırakamıyoruz?
Istırap senin egonu besler ve saadetse basitçe egosuz olma halidir.Sorun budur, sorunun can alıcı noktası budur.Bu nedenle insanlara çok zor gelir. Istırap seni insanların ilgisini çekebilir hale getirir. Ne zaman perişan bir halde olursan sana ilgi gösterilir,sempati duyulur.Herkes sana özen göstermeye başlar.Mutsuz olduğunda boyun eğersin.Toplum buna bayılır, insanlar sanasaygı duyar, çok büyük bir saygınlığın olur.Hiç kimse mutlu bir insandan hoşlanmaz çünkü mutlu bir insan diğerlerinin egosunu incitir. Diğerlerişöyle düşünmeye başlar: "Yani sen şimdi mutlu oldun ama hepimiz biz hâlâ karanlıkta, ıstırap içerisinde ve cehennemde sürünüyoruz. Mutsuz oldukları için de tüm coşkunun karşısındadırlar, lanetlerler.Şayet mutsuzsan daha çok arkadaşın olacaktır. Bu çok garipbir dünyadır, bir şeyler kökten yanlıştır onda. Bu böyle olmamalıdır, mutlu insanın daha çokarkadaşı olmalıdır. Fakat mutlu ol ve insanlar seni kıskansınlar: artık arkadaşça davranmazlar.Nasıl mutlu olunacağını öğren, mutlu insanlara saygı duymayı öğren ve mutlu insanlara daha çok ilgi göster. İnsanlığa büyük bir hizmet olur bu. Mutsuzinsanlara çok fazla sempati duyma. Bir insan ıstırap çekiyorsa yardım et ama sempati duyma. Ona perişanlığın değerli bir şey olduğu fikrini aşılama.Karmaşa şuradadır; ta çocukluğundan beridir mutlu olmana, coşku dolu olmana, neşeli olmana izin verilmedi.Hiçbir neden olmadan coşku dolu olmanın manyaklık olduğununöğretildiği delirmiş bir toplumda büyütüldün. Sadece bir hatırlama.. sadece toplumun seni maruz bıraktığı aptalca fikirlerin dışına çıkmak. Bunu anlarsan, tam şu an bu olabilir.Çünkü tam şu an görebilirsin ki mutsuzluk yok, keder yok. Sessizsin, yokluğun kapısında duruyorsun; içeri doğru bir adımcık daha ve binlerce hayat boyudur seni beklemekte olan hazineyi bulmuşsundur



Niçin affetmek, çoktan geçip gitmiş acılara yapışıp kalmayı bırakmak bu kadar zor?
Ego mutsuzlukla geçinir;ne kadar çok mutsuzluk varsa onun için o kadar beslenme vardır.Coşkudolu anlarda ego tamamen yok olur ve tam tersi: Şayet ego yok olursa coşku üzerine yağmayabaşlar. Eğer egoyu istersen affedemezsin, unutamazsın; özellikle de acıları, yaraları, hakaretleri, aşağılanmaları, kâbusları. Unutamayacağından değil.Onları abartmaya devam edip duracaksın,onları vurgulayacaksın.Hayatında güzel olan şeyleri unutmaya meyledeceksin, yaşamındaki neşelianları unutacaksın;onlar ego söz konusu olduğu sürece bir amaca hizmet etmezler.Neşe ego için zehir gibidir ve mutsuzluksa vitamin gibidir.Bir taraftan devamlı olarak, "Hayır, buperişanlığı istemiyorum" diyorsun ve diğer taraftan ise ona yapışıyorsun. Anımsanması gereken ilk şey egonun varoluştaki en negatif şey olduğudur.O karanlık gibidir.Karanlığın pozitif bir varoluşu yoktur;o sadece ışığın yokluğudur.Karanlık istemezsen içeriye ışık getir.Karanlıkistersen,o zaman da ışıkları kapat.İnsanlar nefret ettikleri şeyleri taşımaya devam ediyorlar. Nefretlerinin içinde yaşıyorlar.Yaralarınasürekli parmak basıyorlar ki busayede iyileşmesin; iyileşmesine izin vermiyorlar, onların tüm hayatı geçmişlerine bağlı.Şimdide yaşamaya başlamadıkça,geçmişi unutmayı ve bağışlamayı başaramayacaksın. Geçmişteolan her şeyi unutup bağışlamanı önermiyorum; benim yaklaşımım bu değil. Ben diyorum ki:Şimdide yaşa.Varoluşa pozitif yaklaşım budur;şimdide yaşa.Farkındalık geçmişte ve gelecekte olamaz.Farkındalık sadece şimdiyi bilir.Farkında ol ve sen şimdinin dahaçok tadını çıkartmaya başladıkça, şimdinin içinde olmanın saadetini hissetmeye başladıkça, herkesinyapmaya devam edip durduğu şu aptalca şeyi bırakacaksın.Geçmişe gidip durmayı bırakacaksın.Unutmak ve bağışlamak zorunda kalmayacaksın,o basitçe, kendiliğinden ortadan kayboluverecek.Ve bir kez geçmiş artık mevcut değilse gelecek de yok olur çünkügelecek sadece geçmişin bir yansımasıdır. Geçmişten ve gelecekten özgür olmak özgürlüğü ilk defatatmak demektir. Ve bu deneyimde kişi bütün, sağlıklı hale gelirse tüm yaralar iyileşir.


Niçin pireyi deve yaparız?
Çünkü ego pirelerle iyi hissetmez, rahat edemez;o develeri ister.İnsanlar hiçbir şey yokken problem yaratıp durur. Binlerce insanlaproblemleri hakkında konuşmuşumdur ve henüz gerçek bir sorunla karşılaşmadım! Tüm sorunlaruyduruk; onları sen yaratıyorsun çünkü sorunlar olmadan kendini boş hissediyorsun.Ego sadece mücadele ettiğinde,savaştığında var olabilir, unutma.Ve sorun ne kadar büyükse,meydan okuma ne kadar büyükse, egon da o kadar yükselir, yükseğe havalanır."Tamam, develer olmayabilir ama pireler vardır." Hayır pireler dahi yok;bunlar senin yaratımların. Önce hiçbir şey yokken pireleri yaratıyorsun, sonra da pirelerden develeriyaratıyorsun
Hiçbir sorunun yok; sadece bu kadarı anlaşılmak zorundadır.Tam şu anda tüm sorunları bırakabilirsin çünkü onlar senin yaratımların.Sen çok büyük bir sorun yaratıcısın sadece bunu anla ve birden problemlerin yok olacak.Şayet bu oyundan bıkmadıysan devam edebilirsin ama neden olduğunu sorma. Biliyorsun.Neden basit .Ego boşlukta var olamaz, o bir şeyle savaşmaya ihtiyaç duyar.Ne zaman bir çatışma varsa gerginlik yükselir ve ego varolur; çatışma yoksa gerginlik kalkar ve ego yok olur.Ego bir nesne değildir,bir gerginliktir.Şayet senin kendiproblemlerin yetmezse, insanlık hakkında ve dünya hakkında ve gelecek hakkında sosyalizm,komünizm ve tüm bu çöplükler hakkında düşünmeye başlarsın. Sanki bütün dünya senin tavsiyelerine mahkûmmuş gibi onun üzerinde düşünmeye başlarsın.Egonun bazı problemlere ihtiyacı vardır.Bunu anlarsan,bu kavrayışın kendisinin içinde tekrardandeveler pireye dönüşür ve sonra da pireler yok olur. Ansızın bir boşluk, her tarafta saf bir boşluk vardır Birden yaşamaya başlayacaksın. Yiyeceksin, uyuyacaksın, seveceksin, sohbet edeceksin, şarkı söyleyeceksin, dans edeceksin;yapılacak başka ne var ki?Tam şu anı yaşamaya başla ve daha çok yaşadıkça daha az sorun olduğunu göreceksin. Çünkü artıksenin boşluğun çiçek açıyor ve yaşıyor,buna gerek yok. Yaşamadığında aynı enerji acılaşır.Bir çiçekhaline gelecek olan enerji tıkanır. Ve tomurcuklanmasına izin verilmediğinde kalpteki bir diken halini alır.O aynı enerjidir.Şayet insanlar biraz daha çok dans edebilir, biraz daha çok çılgınlaşabilirse enerji daha iyi akacaktır ve onların sorunları yavaş, yavaş kaybolacaktır.Yaşa, dans et, uyu her şeyi mümkün olduğunca tam olarak yap. Ve tekrar ve tekrar hatırla: "Nezaman kendini herhangi bir sorun yaratırken yakalarsan kendini hemen onun içinden sıyır. Bir kezsorunun içine girdiğinde bir çözüme ihtiyaç olacak. Ve bir çözüm bulsan dahi, bu çözümün içindenbin bir tane başka sorun çıkacaktır yeniden. Bir kez ilk adımı kaçırdığında yeniden tuzağa düştün.Daha çok enerji kullan, o zaman taze enerjiler akıyor olacak. Sensadece bir cimri olma. Onları bugün kullan; bırak bugün tam olsun; yarın kendi başının çaresine bakar, yarın hakkında endişeye kapılma. Kaygı, problem, endişe, bunların hepsi sadece bir tek şeyi;doğru bir biçimde yaşamadığını, hayatının henüz bir kutlama, bir dans, bir şenlik olmadığınıgösteriyor.O yüzden de tüm bu sorunlar...Yaşarsan ego yok olur.Hayat ego nedir bilmez, o sadece yaşamayı, yaşamayı, yaşamayı bilir.


Niçin herzaman bu kadar berbat hissediyorumBenikurtaramazmısın?
Cevap sorunun içinde.Kendi varlığının sorumluluğunu almak istemiyorsun, başka birisi bunuyapmalı.Ve ıstırabın tek nedeni de budur.Başka birisinin senin ıstırabını dindirmesini sağlayacak hiçbir yol yoktur. Başka birisinin seni coşkudolu yapabilmesinin bir yolu yoktur. Fakat coşku dolu mu yoksa ıstırap içerisinde mi olduğunhakkında başka kimsenin hiçbir şey yapamayacağını, kendinin sorumlu olduğunu fark edebilirsenIstırabın senin yaptığın bir şeydir; coşkun da senin yapacağın bir şey olacaktır.Herkes kendi ıstırabından başkalarının sorumlu olduğunu hisseder.Ve başka birisi senin ıstırabının sorumlusu olduğunda, sorumluluğu başka birisine vererek özgürlüğünü kaybettiğinin farkına varmazsın.Sorumluluk ve özgürlük aynı madalyonun iki yüzüdür.Sen kendi insanlığına saygı duymuyorsun; sen kendine saygı duymuyorsun.Senin kendi varlığın için, kendi özgürlüğün için hiç sevgin yok. Sadece bir düşün: Sorumlusu olmadığın tek bir ıstırap dahi bulamazsın. Kıskançlık olabilir, kızgınlıkolabilir, açgözlülük olabilir ama içindeki bir şey bu ıstırabı yaratıyor olmalı.sebebi kendi içinde bulacaksın. Sebebi ortadan kaldır ve ıstırap yok olacakBir kez başkalarına yaslanmaya başladığında ruhunu kaybediyorsundur.Öz saygı ve özgürlük ve sorumluluk en temelprensiplerden birisi olarak anlaşılmalıdır


Niçin herkes olmadığı bir şeymiş gibi davranıyor?
Bunun nedeni herkesin ta çocukluğundan beridir ayıplanmasıdır.O yüzden herkes şu an olduğu hale, yani kendisine karşı hale gelmiştir. Herkesin olmadığı birşeymiş gibi davranmasının ardındaki psikoloji budur.Herkes şizofren bir haldedir.Onların asla kendileri olmalarına izin verilmedi, doğalarının mutluolmalarına müsaade etmediği bir başka kişi olmaya zorlandılar.Bu dünyada yalnızca tek bir mutluluk vardır ve o da kendin olmaktır.Ve hiç kimse kendisi olmadığıiçin de,herkes kendisini bir şekilde; maskelerle,ikiyüzlülüklerle,gösterişlerlesaklıyor. Kim olduklarından utanıyorlar. İstemediğin bir şeyolmak, birlikte olmak istemediğin birisiyle olmak,yapmak istemediğin bir şeyyapmak,bunlardır senin ıstırabının temelleri


Nasıl kendim olabilirim?
Bedeli ne olursa olsun ben sadece kendim olmak istiyorum.Ayıplanmak, kabullenmemek, saygınlığı yitirmek;hepsi tamam ama artık bir başkasıymış gibi yapamayacağım" demek zorundasın.Ve bu karar ve bu kararın ilanı - özgürlüğün ilanı, kalabalığınağırlığından özgürleşmenin ilanı- doğal varlığını, bireyliğini dünyaya getirir.Sadece şu öykünmeyi bırak,sadece şu başkabirisi olma güdüsünü bırak.Kıyaslamayı bırak. Sen eşsizsin. Hiç kimse senin gibi değil, senin gibi bir kimse hiçbir zaman olmadıve hiçbir kimse de asla senin gibi olmayacak.Sen basitçe eşsizsin ve ben sen eşsizsin dediğimde sen başkalarından daha iyisin demiyorum, unutma. Sadece onların da eşsiz olduğunu söylüyorum.Eşsizolmak her varlığın sıradan bir niteliğidir. Eşsiz olmak bir kıyaslama değildir,eşsiz olmak nefes almakkadar doğal bir şeydir. Kıyaslama geleceği araya koyar, kıyaslama hırsı araya koyar ve kıyaslama şiddet getirir.Savaşmaya, mücadele etmeye başlarsın, düşman hale gelirsin. O yüzden de onların üzerine atlayıp mutluluk kopartmak ve rekabet etmek zorunda değilsin


Saadeti bulmadan önce cehennemi kabul etmek zorunda mıyım?
Egonun kendisi cehennemdir.Bir kez egoolmadığında cehennem yoktur.Ego senin etrafında seni mutsuz eden seni perişan eden yapılaryaratır.Ego bir yara gibi çalışır:O zaman her şey acıtmaya başlar.Cehennemi anlamak zorundasın çünkü eğer cehennemi anlamazsan ondan asla kurtulamayacaksın ve anlamak içinse kabul etmek bir zorunluluktur.Yansıtma mekanizmasına bir bak.Kendinde neyi reddedersen başkalarına yansıtırsın.Onu bir yere koymak zorundasın.Onu başkasının üzerine koyacaksın. Egoyu bırak ve gör; ansızın tüm ıstırap kaybolur,tüm çatışma kaybolurstırabını saklayarak ondan kurtulamayacaksın;daha çok ıstırap yaratacaksın.İlk şey onunlayüzleşmektir. Gerçeğinle yüzleşmeden asla bir yere gitme ve asla başkası gibiymiş gibi yapma.Şayet perişansan perişan ol.Kötü hiçbir şey olmayacak. Zihninin tümünü ışığa getir ve göreceksin;tüm ıstırap verici şeyler ölmeye başlar ve tüm güzel ve coşkulu şeyler yeşermeye başlar



Ego (sahte benlik) ile sevgi mümkünmü.Sevgi egoyu yokedermi?
Birisine uzaktan baktığında cazip görünür.Yakına geldikçe cazibe azalır.Tüm vaatler yerine gelmemiş olur ve birbirinizinüzerinde bir yük olursunuz, birbirinize bir ıstırap olursunuz, birbirinize bir üzüntü olursunuz,birbiriniz için yıkıcı olursunuz.Ayrılırsın.Bir süreliğine bir rahatlama olur fakat içsel sahte gerçekliğin seni bu halde tutamaz;kısa sürede başka bir kadının, başka bir adamın peşinedüşeceksin ve aynı tuzağa gene düşeceksin.Sadece yüzler farklı; içsel gerçeklik aynı.Ve dikkatlice dinle: Diğerine ihtiyacın olmadığında sevebilirsin ve bu sevgi ıstırap getirmeyecektir.İhtiyaçların, taleplerin, arzuların ötesine geçerek sevgi çok yumuşak bir paylaşım,çok büyük bir anlayış haline gelir.Sevgi sana sadece bir tek şeyi; olmadığını fark etmeni, "benliğinin"hayal mahsulü olduğunu sunabilir.İki insan arasındaki bu fark ediş birdenbire onları biryapar çünkü iki hiçlik iki olamaz. İki hiçlik erimeye ve karışmaya başlar.Onların bir olmasıkaçınılmazdır.


Niçin bana ıstırap veren şeyleri bırakmak çok acı veriyor?
Istırabınla ilgili olarak sadece daha çok tetikte ol,gözlemle. Mesela kıskanç hissediyorsun.Bu ıstırap verir.Ama çevreye bir bak;bunda olumlu bir şey olmalı.Ve zihnin mantıklı nedenler bulma konusunda çok kurnaz ve hilekârdır. "Kıskanç hissetmekdoğaldır" diyecektir.Çünkü diğer herkes aynı şeyi yapıyor. Zihnin, "Sevgilin seniterk ettiğinde kalbinin kırılması doğaldır çünkü o kadar çok sevdin ki!Nasıl sevgilin seni terkettiğinde acıdan,yaradan kaçınabilirsin?"der.Aslında yarandan çok ince ve bilinçsiz bir şekilde keyifde alıyorsun.Yaran sana muhteşem bir sevgili olduğun, çok fazla, çok derinden sevdiğin fikrini veriyor.Çok büyük bir ıstırap içerisinde olduğuna inanacaksın, ağlayıp,sızlanacaksın ve gözyaşların hakiki falan olmayacaktır ama sırf kendini çok büyük bir âşık olduğuna ikna etmek için ağlayıp zırlayacaksın. Şayet an be an tam olarak yaşarsan,o zaman asla hiçbir pişmanlık,suçluluk olmaz.Şayet tamolarak sevdiysen,hiçbir soru yoktur.Bir gün sevgili ayrılırsa, bu şimdi yollarımızın ayrıldığıanlamınagelir.Elveda diyebiliriz,birbirimize şükran duyabiliriz.Çok şey paylaştık, birbirimizin hayatlarını çok zenginleştirdik; bunda ağlayıp sızlanacak ve ıstırap çekilecek ne var ki?Eğer ıstırabın hakkında insanlarla konuşursan sana sempati duyarlar.Herkes acı çeken insana sempati duyar.Şimdi, şayet insanlardan sempati edinmek hoşuna gidiyorsaıstırabını bırakamazsın;budur senin çıkarın.Aslında insanların sempatisini arzulamak çok çirkinbir şeydir:Seni bir dilenci yapar.Ve unutma ki sempati sevgi değildir;onlar sana acıyorlar,bir çeşitgöreviyerine getiriyorlar:Bu sevgi değildir.Senden hoşlanmayabilirler ama yine de sana sempatiduyacaklardır.Bu görgüdür, kültürdür, medeniyettir,formalitedir ve sen sahte şeyler üzerinden yaşıyorsundur. Istırabın gerçektir ve karşılığında elde ettiğin şey ise sahtedir.Sana ıstırap veren şeyleri bırakmazsın çünkü çıkarlarını görmemiş durumdasın,onlara derinlemesine bakmadın.Istırabından üretmekte olduğun birtakım zevkler olduğunu henüz anlamamış durumdasın. Her ikisini de bırakmak zorundasın ve o zaman bir sorun yoktur.Aslında ıstırap ve zevk sadece birlikte bırakılabilir.Ve sonrasında ortaya çıkan şey ise coşkudur.Tüm savunmaları, tüm zırhı bırak. Günlük hayatını an be an nasıl yaşadığını izle.Sadece izle ve neler olduğunu,neler olmakta olduğunu anlayabileceksin. Seçiyorsun ve sorun da budur;bir kısmı diğerine karşı seçiyorsun ve her ikisi debirliktedir.Hiç seçme.Sadece izle ve seçmeden farkında ol ve kendini cennette bulacaksın


Kişi bir ilişkiye girmeden önceyalnızlıkdönemindenmigeçmelidir?
Şimdi, şayet birisiyle yalnızlık çektiğin için bir ilişkiye giriyorsan,o halde diğerini sömüreceksindemektir.Diğeri seni tatmin edecek bir araç haline gelecektir. Diğerini kullanacaksın ve herkeskullanılmaktan rencide olur çünkü hiç kimse burada başka birisi için bir araç olmak için bulunmuyor.O yüzden ne zaman bir ilişkiyeyalnızlık nedeniyle girersen,ilişki halihazırda sallantıdadır. O yüzdenne zaman yalnızlığın doğrultusunda hareket edersen aynı türden insanları bulacaksın; bir yerdeki kendi yansımanı bulacaksın.İki dilenci buluşacak, iki perişan kişi buluşacak.Ve hatırla;iki mutsuz insan buluştuğunda bu basit bir toplama işlemi değildir,bir çarpım işlemidir.Kendi yalnızlıklarındayapacaklarından çok daha fazla ıstırap yaratacaklardır.Önce tek başına ol.Önce kendini sev. Önce öylesine hakiki bir şekilde mutlu ol ki kimse gelmese bile önemi olmasın.Sen dolusun,taşıyorsun.Şayet kimse kapınıçalmazsa bu mükemmelen iyidir; hiçbir şey kaçırmıyorsun.Senevdesin; birisi gelirse iyidir, güzeldir.Kimse gelmezse bu da iyidir,güzeldir.O zaman ilişkiye gir.Artık bir efendi gibi giriyorsun,bir dilenci gibi değil.Artık bir imparator gibigirersin,bir dilenci gibi değil.Ve kendi tek başınalığında yaşamış bir kişi her zaman için kendisi gibi tek başınalığını güzel birşekilde yaşamış bir kimseyi çekici bulacaktır çünkü benzerler benzerlerini çeker.Ve onlar sömürmez,onlar paylaşır.Onlar birbirini kullanmaz.Aksine onlar bir hale gelir ve onları çevreleyen varoluşun tadını çıkarır.Kendileriylederinden tatmin olmuş insanlar birbirlerini kullanmaya çalışmıyorlar.Daha çok yol arkadaşı haline gelirler.Aslında eğer kendinle mesutsan zaten durumun kendisisin ve diğeride mutluysa,o da halihazırda durumun kendisidir


Hayatım çok anlamsız ve boş geliyor,daha fazla bir şey olmalı?
Arzula ve kaçıracaksın,arzulama.Zihnimiz,daha fazlasını; sürekli olarak daha fazlasını istemektir.Ne kadarına sahip olduğun hiçbirşeyi değiştirmez, zihin daha fazlasını istemeyi sürdürecektir.Ve o daha fazlasını istemeye devam edeceği için de sen sürekli olarak boş olduğunu,çok şeyi kaçırdığını hissediyorsun. Arzulama yok olduğunda öylesine saadetle dolar, öylesine tatminle dolar, öylesine dolulukla dolarsınki paylaşmaya başlarsın.Bu kendiliğinden olur. Ve o zaman hayatta anlam vardır, o zaman hayattaönem vardır.O zaman şiir, güzellik zarafet mevcuttur. O zaman müzik, ahenk vardır; hayat birdansa dönüşür.Saadet bir arzulamama halidir, ıstırap bir arzulama halidir.Saldırgansın; daha fazlasını istiyorsun, bu inceden bir saldırganlıktır.Açık, alıcı, müsait ol...o zaman mümkün olan tüm mucizelere hak kazanırsın


Can sıkıntısı tam olarak nedir?
Canın sıkılsın ve ondan kaçma ve uyanık kal çünkü eğeruyursan kaçmış olursun. Uyanık kal! Onu izle, tanık ol ona. Şayet oradaysa oradadır. Onun içine, eniçindeki özüne doğru bakılmak zorunda.Şayet kaçmadan can sıkıntısının içine sürekli bakmaya devam edersen patlama gelir. Bir gün cansıkıntısına derinlemesine bakarken ansızın kendi yokluğunun içine nüfuz edersin. Can sıkıntısısadece senin manevi yokluğunun içinde olduğu ambalajdır, kaptır. Eğer can sıkıntısından kaçarsan,kendi yokluğundan kaçıyor olacaksın.Eğer doruğa ulaşırsan... sırası gelir. O gelir! Ve bu mevsimin dönmesiyle varlığına ışık girer; kaybolursun sadece ışık kalır. Ve ışıkla keyif gelir. Coşku ile dolarsın; sen yoksun ama hiç sebepyokken coşku ile dolusun. Basit bir şekilde coşku varlığında kabarır.Uyuşturucu kullanımını önleyecek tek yol insanların coşkulu, mutlu ve saadet dolu olmasını sağlamaktır


Niçin sürekli gelecek hakkında hayallere dalıyorum?
İnsan zihni olduğu hali ile bir hayal üretme mekanizmasıdır. Zihnin ötesinegeçmediğin sürece hayal kurmaya devam edeceksin. Zihin şimdide var olamaz; o ya geçmişte ya dagelecekte var olabilir. Zihin için şimdide var olma olasılığı yoktur. Şimdide olmak zihinsiz olmak demektir.Zihnin nedir? İncele onu, bak ona. O nedir? Sadece üst üste yığılmış, biriktirilmiş geçmiş deneyimler.Zihin sadece bir örtü terimdir, bir şemsiye terimdir; o basitçe tüm geçmişini tutar,başka bir şey değildir. Şayet geçmiş zihin için tek gerçeklikse o zaman zihin ne yapabilir? Olasılıklardan biri onun geçmişi yeniden ve yeniden çiğnemesi ve tekrardan çiğnemeye devam etmesidir. Senin hafıza, anımsama,nostalji dediğin şey budur. Yeniden ve yeniden geriye gidersin; yeniden ve yeniden geçmiş anlara,güzel anlara, mutluanlara. Onlar çok azdır ve arasında çok mesafe vardır fakat sen onlara tutunursun. Çirkin anlardan, ıstırap dolu anlardan kaçınırsın.Fakat bunu her zaman yapamazsın çünkü bu yararsızdır; bu eylem anlamsız gözükür. O yüzdenzihin "anlamlı" bir eylem yaratır; gelecek hakkında hayal kurmak budur.Her zihne olan şey budur; bir şey için arzu duyuyorsun,o gerçekleşecek ama o gerçekleşene kadargöreceksin ki memnun olmadığını göreceksin. Şimdi de başka bir şey sana ıstırap veriyor.Bu anlaşılması gereken bir şey; eğer arzun doyurulmamışsa hayal kırıklığı yaşarsın; eğerdoyurulmuşsa, o zaman da hayal kırıklığına uğrarsın. Arzunun sefaleti budur. Tatmin olmuşkentatmin olmuş değilsin. Birden yeni şeyler ortaya çıkar.Zihin sana sürekli olarak der ki: "Şunu yap şu al. Şuna sahip ol buna sahip ol.Bu hep böyle sürer gider. Ünlü değilken ünlü olmak istersin. İnsanlar seni tanımadığı için üzülürsün. Caddelerden geçersin ve kimse sana bakmaz, kimse seni tanımaz.Yokmuşsun gibi hissedersin. Ünlüolmak için çok çalışırsın. Bir gün ünlü olursun. Şimdi sokaklarda dolaşamazsın. Artık kalabalık sanagözünü dikip bakar. Hiçbir özgürlüğün yoktur, şimdi evinde kapalı kalman gerekmektedir. Dışarı çıkamazsın, hapsedildin. Şimdi, sokaklarda... sanki tek başınaymış gibi dolaştığın ve çok özgürolduğun günleri düşünmeye başlarsın. Şimdi bu günler için yanıp tutuşuyorsun.Zihin asla senin mutlu olmana izin vermez. Koşul ne olursa olsun zihin mutlu olmayacak bir şeybulur. Bunu şu şekildesöyleyeyim: Zihin bir mutsuzluk yaratma mekanizmasıdır. Onun tek işlevi mutsuzluk yaratmaktır.Zihni bırakırsan birden; hiçbir neden yokken mutlu olursunBu nedenle çılgın insanların daha mutlu olduğunu görürsün. Gelecek ile ilgili hayalkuruyorsun çünkü şimdinin tadına bakmamışsın. Şimdinin tadına bakmaya başla. Basitçe zevkaldığın bazı anlar bul. Ağaçlara bakarken sadece bir bakış ol. Kuşları dinlerken yalnızca bir kulak ol.Onların en derindeki merkeze ulaşmasına izin ver. Şarkılarınıntümvarlığına yayılmasına izin ver.Sahilde oturuyorken sadece dalgaların vahşi kükremelerini dinle onlarla bir ol... çünkü dalgaların buvahşi kükremesinin geçmişi, geleceği yoktur. Kumun üzerinde uzan, dünyayı unut, kumla birleş, onun serinliği ile; bu serinliğinseni doyurduğunu hisset. Nehre git, yüz ve bırak nehir seninle yüzsün. Suyla oyna ve oynama ol.Hoşuna gittiğini hissettiğin ve tamamıyla hoşuna giden ne olursa olsun yap. Az da olsa bu anlardageçmiş ve gelecek kaybolacak ve sen şimdi ve burada olacaksın.Tüm evren bir mesajdır. Çöz onu. Onun lisanını öğren. Onun dili şimdi ve buradadır.Senin lisanın geçmiş ve gelecektir. O halde eğer zihnin lisanını konuşmaya devam edersen hiçbir zaman varoluş ile ahenk, uyum içinde olmayacaksın. Ve eğer bu ahengin tadına bakılmadı ise hayal kurmaktan nasıl vazgeçeceksin? Çünkü senin hayatın budur.


COŞKU İLE YAŞA
Nefret edenlerin içinde dahi coşkuyla, sevgiyle yaşa.
Acı çekenlerin içinde bile coşkuyla, sağlıkla yaşa.
Sorunlu olanların içinde dahi coşkuyla, huzurla yaşa.
Sahiplenmeden coşkuyla yaşa, ışıldayan kişiler gibi.
Kaybedenler acı çektiği için kazananlar nefret eker.
Kazanmaktan ve kaybetmekten özgürleş ve coşkuyu bul.
Coşku sonsuza kadardır; mutluluk anlıktır. Mutluluk dışardan gelir, o nedenle de dışarısı tarafındangeri alınabilir; başkalarına bağımlı olmak zorundasın. Ve tüm bağımlılıklar çirkindir, tümbağımlılıklar köleliktir.Coşku içerden yükselir, onun dışarı ile hiçbir ilişkisi yoktur.Onun nedenidiğerleri değildir; onun nedeni bile yoktur. O enerjinin kendiliğinden akmasıdır.Şayet enerjin durgunsacoşku yoktur. Eğer enerjin bir akış,bir nehir, bir hareket haline gelirse çokbüyük bir coşku vardır; başka hiçbir neden yoktur, yalnızca daha akışkan, daha akıcı, daha canlı olduğun için. Kalbinde bir şarkı doğar, muhteşem bir coşku yükselir.O ortaya çıktığında sürpriz olur çünkü onun için bir neden bulamazsın. O hayattaki en gizemlideneyimdir: nedensiz bir şey, neden-sonuç yasasının ötesindeki bir şey. Onun sebebe ihtiyacı yokturçünkü o senin doğanın bir parçasıdır.Coşkuyla yaşa... Kendi doğanın en derininde, her kimsen mutlak bir kabullenişle yaşa. Kendinibaşkalarının fikirleri doğrultusunda maniple etme. Sadece kendin ol, sadece kendi hakiki doğanıyaşa ve coşkunun ortaya çıkması kaçınılmazdır; o senin içinden fışkırır.Coşkuyla, sevgiyle yaşa... Ve coşku ile yaşayan kişi doğal olarak sevgi ile yaşar.Coşku paylaşılmak zorundadır; onu paylaşarak hafiflersin, onu paylaşarak içinde açılan yenikaynaklar, yeni akıntılar, yeni su kaynakları bulursun. Coşkuyu böyle paylaşmak sevgidir. O yüzdenbir şey unutulmamalıdır: Coşkuyu coşkuya ulaşana kadar sevemezsin.Coşkun yoksa sevemezsin. Verecek hiç bir şeyin yok senkendin bir dilencisin. Önce senin bir kral olman gerekiyor ve coşku seni bir kral yapacak.Coşkuya ulaşmış bir kimse pek çok insan için büyük bir dönüşüm haline gelir. Ateş yanmıştır, şimdio başkalarına yardım edebilir. Yanmamış ateşler coşkuyla tutuşmuş bir kişiye yaklaştığında onlar dayanabilir. Yaklaştıkça alev üzerine sıçrar ve asla aynı olmazsın.Sevgi sadece senin ateşin yandığında mümkündür.Önce coşku ile dol.

Nefret edenlerin içinde dahi coşkuyla, sevgiyle yaşa.
Ve bundan sonra başkalarının ne yaptığı önemli değildir. O zaman senden nefret edenlerisevebilirsin. O zaman düşmanlarının arasında dahi sevgi ve coşku ile yaşayabilirsin.Aslında artık birini sevmek ya da birini sevmemek söz konusu değildir çünkü sen sevgi haline gelirsin; geride başka bir şey kalmaz.Eğer bir kimse ışıkla doluysa sana sadece ışık verebilir;senin bir dost mu düşman mı olduğun fark etmez.Sevgi ve coşku dolu birisinin elinde değildir. Kişi arkadaşlarını sever. Kişi, düşmanlarını sever.Bu bir karar alma meselesi değildir; sevmek artık nefes almak gibidir

Acı çekenlerin içinde bile coşkuyla, sağlıkla yaşa
Bütün dünyayı değiştiremezsin. Çok kısa bir hayat süren var, çabucak bitecek. "Bütün dünyadeğiştiğinde ve herkes mutlu olduğunda eğleneceğim," diye bir koşul koyamazsın. Bu hiçbir zamanolmayacak ve bu senin yapabileceğin bir şey de değil. Şayet mutlu olmanın tek yolu herkesin mutluolması olursa, o zaman hiçbir şekilde mutlu olmayacaksın.


Sahiplenmeden coşkuyla yaşa, ışıldayan kişiler gibi
Dünyadan, güneşten, aydan,yıldızlardan,çiçeklerden, gökyüzünden, yeryüzünden keyif al.Sahiplenmeden coşku ve huzur içinde yaşa.Sahiplenme. Sahip olan gerçekten kendi sahiplendiği şeyler tarafından ele geçirilir. Bu yüzden bukadar çok zengin insan böyle ıstırap çeker; fakir bir hayat sürer. Dünyadaki tüm paraya sahipolurlar ama fakir bir şekilde yaşarlar.Boş ellerle geliyoruz ve boş ellerle gidiyoruz o nedenle hiçbir şeyi sahiplenmenin anlamı yoktur. Sahiplenmek çirkindir.dünyanın onun için pekçok hazinesi vardır. O asla tutunmaz çünkü tutunduğun anda uykuya dalmışsındır

Kaybedenler acı çektiği için kazananaar nefret eker
Kazanmaktan ve kaybetmekten özgürleş ve coşkuyu.bul.
Coşkuyu nasıl bulmalı? Bırak hırsın kaybolsun; hırs engeldir. Hırs ego tatmini demektir: "Şunuolmak istiyorum, bunu olmak istiyorum: daha çok para, daha çok güç, daha çok saygınlıkEğer coşkuyu bulmak istiyorsan kazanmayı ve kaybetmeyi unut. Hayatoyun oynamaktır, bir oyundur. Onu güzel bir şekilde oyna, kaybetmeyi ve kazanmayı tamamen unut.Gerçek sportmenin ruhu kazanan veya kaybedenin ruhu değildir, bu onun gerçek uğraşı değildir. Ooynamaktan hoşlanır. Gerçek oyuncu budur. Eğer kazanmak için oynuyorsan, gerginlikle, kaygı ileoynayacaksın. Oyunun kendisi ile coşkusu ile gizemi ile ilgilenmezsin; daha çok sonucu ile ilgilisin.Dünyada yaşamanın doğru yolu bu değildir.Ne olacağın hakkında bir fikrin olmadan dünyada yaşa. Bir kazanan mı yoksa kaybeden mi olmanınhiçbir önemi yok. Ölüm her şeyi senden alır. Kazanman ya da kaybetmen maddesel değildir. Önemliolan tek şey ve bu hep böyle olmuştur oyunu nasıl oynadığındır. Hoşuna gitti mi? Oyunun kendisi? Ozaman her an bir coşku anıdır

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5031
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz