SEVGİ KALPTEN GELİR, NEFRET SUÇTUR

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

SEVGİ KALPTEN GELİR, NEFRET SUÇTUR

Mesaj  Admin Bir Perş. Nis. 21, 2016 1:47 am



(TUNA ERDEM)
Nefret tercih değil suç olsun/bana haklarımı ver sevgin senin olsun #kaplumbağaları bizim meselelere karıştırmayın, almayın ve satmayın
Bozacağım slogan, Uluslararası Af Örgütü’nün “Gay Turtle” diye anılan videosunun sonunda beliriyor. Sloganı didiklerken yer yer videodan da söz edeceğim ama yazının sınırlarını belirleyen video değil, slogan:




Öncelikle “nefret etmek tercihtir” sloganından başlayalım.

“Nefret suçu” diye bir suç var. Nitekim bu slogan belirmeden hemen önce, videonun yazılı kısmının başında, “son beş yılda homofobi ve transfobi nedeniyle yüzlerce nefret suçu işlendi” diye son derece muğlak, ne idüğü belirsiz bir şekilde de olsa “nefret suçu” diye bir suç olduğu belirtiliyor. Nefret suçu 2014’ten beri Türk Ceza Kanunu’nda da yer alıyor ve TCK’ya bu maddenin dahil edilmesinde lgbti örgütlerinin mücadelesinin azımsanmayacak bir payı var. Lakin bu katkıya rağmen, maalesef nefret suçunun kapsamına “cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” dahil edilmedi ve nefret an itibarıyla lgbti’lere yöneltildiğinde suç sayılmıyor. Başka bir deyişle TCK, eşcinsel ve translara yönelik nefreti, tıpkı bu sloganın önerdiği gibi, kişilerin kendi tercihine bırakmış durumda.

Lakin hem bir çok ülke vatandaşlarına nefreti tercih etme hakkını tanımıyor hem de bu ülkedeki eşcinsellerin bizzat kendileri, nefretin suç olduğunu ve suç kabul edilmesi gerektiğini öne sürüyor, bunun için mücadele ediyor ki Uluslararası Af Örgütü’nün bundan haberdar olmaması mümkün değil. Nefretin suç olması gerektiğini düşünen bir noktadan duyulduğunda bu slogan kulağa, “cinayet tercihtir”, “tecavüz tercihtir” gibi cümleler nasıl gelirse, aynen öyle geliyor. Nitekim bu slogan, videoda nefret cinayeti istatistiklerini belirten bir cümlenin hemen arkasından belirdiği, yani nefreti doğrudan cinayete zaten kendisi bağladığı için, bu tını çok daha bariz hale geliyor. Nasıl ki “cinayet bir tercihtir, tercih etmeyin bunu, değiştirin tercihlerinizi” demek mevzuyu en hafif tabiriyle hafife almak olacaksa, aynı şey nefret için de geçerli. Nefret cinayetinden şu kadar insan ölüyor yazıp, hemen arkasından “nefret tercihtir” dersen, “nefret cinayeti tercihtir” demiş durumuna düşersin. Kısacası tercih edilesi slogan olsa olsa şu olabilir:

Nefret tercih değil, suçtur.

Öte yandan nefret tercih değildir çünkü, nefrete, hele de eşcinsel ve translara yönelen nefrete, bir alternatif sunmuyor düzen. Heteronormatif düzen, tam da nefretten başka tercih hakkı sunmayan, nefretten başka tercih olmadığını, olamayacağını belleten düzenin adı. O kadar ki, eşcinseller bile kendilerinden nefret etmek dışında bir çıkar yol, zor buluyor. Eşcinsel nefreti kişinin doğduğu andan itibaren ona aşılanan, öğretilen, dayatılan bir şey. “Heteronormatif bir düzen var” demek, tam da bu demek: Sistemli biçimde, egemen kültürün her tür aygıtı kullanılarak sürekli insanların bu konuda beyinleri yıkanıyor. Nefret etmeyi aile, eğitim ve öğretim müfredatı, akran zorbalığı ile mahalle baskısı öğretiyor, belletiyor, dayatıyor insanlara, kafasına vura vura. Televizyon programlarında, reklamlarda, sinemada, medyada pompalanıyor nefret durmaksızın.

Tam da bu yüzden videonun hedef kitlesi olsa olsa doğru tercihi yapmış olmanın haklı gururuyla gerinerek kendi sırtını sıvazlamaya ve üstünlük taslamaya tamah edecekler olabilir. İçindeki nefretle mücadele noktasından mücadeleye başlamış, en yakınındakilerin nefretiyle mücadele ederek devam etmiş eşcinselleri içerdiğini de sanmıyorum bu hedef kitlenin. Daha ziyade, “cahil” olmamayı da tamamen bir “tercih” sayan, eğitimin dünyada ayrıcalıklı konumuna kör kalacak kadar sınıfının at gözlükleriyle sınırlandırılmış bir bakış açısından, “yoook artttık”lanabilir, videodakiler bence. Oysa egemen kültürün eğitiminden herhangi biri azade kalabilse, yani “cahil” olabilse, bu kadar yaygın olmazdı nefret elbette.

Video izleyicisini, en iyi ihtimalle homofobik bireyleri küçümsemeye, onlara gülmeye davet ediyor (tabii bir yandan da sevimli kaplumbağaya acımaya, empati marifetiyle “fena olmaya” da davet ediyor.) Nitekim gülünüp geçilmesi gereken bir videonun neden bu kadar ciddiye alındığını sorgulayan tuzukuru troller de var sosyal medyada. “Küçümseme” ve “alayın” tam da homofobinin üslupları olduğunu es geçerek, homofobik bireyleri küçümsemenin homofobi gibi vahim sonuçları olan bir olguyu küçümsemek olduğunun farkına bile varmadan. Pet shop’tan içeri adımımı atmam (bana sorsanız suç kapsamına alınması gereken bir başka olgu da “pet shop”tur) ama bana da dükkanda “tercih” ettiğim kaplumbağanın gay olduğu söylense, satıcının benim gay olduğumu anladığını ve benimle alay etmek için bu saçma sapan lafı ettiğini düşünür, dükkanı hışımla terk ederdim. O halde sözde “sosyal deney”inize, gülünesi homofobik olarak ekleyin beni de.

Özetle sistematik sorunları bireysel tercih gibi sunmak, arkada yatan sistemin devamını garantiye alır olsa olsa. Egemen kültürün öğrettiğini “cahil”lik sanmak, egemenin ateşini karmaktır. Özetle: nefret bireysel tercih değil, sistemin dayatmasıdır. Sisteme direnmenin ilk adımı, içinize yerleştirilmiş nefretle mücadele etmektir. İçinizdeki nefreti yok saymak için, başkalarının nefretini küçümsemek, bir nefret etme biçimidir. Nefret ederek nefretle mücadele edilmez. Bir nefret biçiminin yerine bir başkasını geçirmekten ibaret olmamalıdır mesele.

Tabii bir de şu var: “nefret tercihtir” sloganı, başka bir sloganı çağrıştırmak için var: Lgbti hareketinin açık ara en ünlü sloganı, “tercih değil yönelim”i. Yani diyor ki, “eşcinsellik tercih değildir, asıl eşcinsellerden nefret etmek tercihtir”. Yani diyor ki “eşcinsellik doğuştandır ve değişmez ama nefret sonradan olmadır değiştir gitsin”. “Tercih değil yönelim” bozmalara doyamayacağım bir slogan, bambaşka bir yazıya bırakacağım hak ettiği gibi etraflıca, evire çevire bozmayı. Yine de, “velev ki tercih”cilerden bile daha sekter konumumu açıklama işine girişmeden, burayı ilgilendirdiği bir yönününe parmak basmadan geçemeyeceğim. “Tercih” kelimesinin neredeyse homofobi göstergesi sayılacak hale getirilmiş olmasında, “tercihse kolayca değişiverir” inancının yattığına şüphe yok. Keşke hayatta değişim bu kadar kolay olsaydı diyesi geliyor insanın. Ama işte “nefret tercihtir” sloganını benimseyenler de, tercih olduğunu anladığın anda mevzunun biteceğini sanıyorlar belli ki. Sanırsın ki değişebileceğini bilmek, değişmeyi garantiliyor. Onun için koskoca örgüt, malumu beyan etmenin en fena yolundan başka bir tercih bulamamış, “nasıl değişecek bu nefret” konusunda en ufak bir öneri sunayım dememiş. Yok tabii aslında sunmuş, “nefret edeceğine sev” diyor sonuçta videomuz. Bu da bizi sloganın ilk cümlesine geri getiriyor:

“Sevgi kalpten gelir”

Sahiden ne demek bu? Kalbin varsa seversin mi demek? Sevgi nefes almak gibi otomatiktir mi demek? Sevmek doğaldır kendini suni olarak kasmazsan zaten seversin mi demek? Beyne, akla, bilince, emeğe gerek yok, kalp sevgiyi kendiliğinden üretir mi demek? Kalbi olan yani her canlı zaten sever mi demek? Buyrun tercih sizin, artık ne anlıyorsanız. Sevgi konusunda hamasi laf bol zaten, onlara ekleyiverin gitsin. Sevgi koşulsuzdur, bırakın sevgi kazansın falan da filan. Ama tabii videonun sunduğu sevgi koşulsuz falan değil. Köle pazarında satılıp, ömürboyu hücreye kapatılan kaplumbağalar sevimlilikleri oranında sevgi görüyorlar en iyi ihtimalle. Sevginin bedeli özgür olmamak, mal muamelesi görmek, başkasının keyfi için yaşayıp ölmeye eyvallah demek. Sevgisi böyle olanın, nefreti tercih edilebilir gerçekten de.

Bir kere şu konuda anlaşalım: kimse eşcinselleri sevmek zorunda değil. Eşcinsellerin de bekledikleri sevgi değil. Eşcinseller haklarını talep ediyorlar, o yüzden nefrete suç diyorlar zaten. Oysa önce, sevgi kalpten gelir deyip sonra nefret tercihtir dediğinizde, nefreti bir duygudan ibaret gibi yansıtmış oluyorsunuz. Hak hukuk terminolojisinin dışına çıkacak bir kelime arıyorsan illa, sevgi değil saygı bekliyor gayler.  Saygı bir tercih değil, misal yasalara, mahkeme kararlarına “saygı duymuyorum” deme hakkına sahip değil kimse.

Ama “sevgi kalpten gelir” ile, aynı sloganın İngilizcesi olarak sunulan cümle arasında da bir fark var. “Love is love” lafının doğru Türkçe karşılığı: “aşk aşktır” olmalı, ki bu haliyle daha önce de eşcinsel haklarını özellikle de evlilik hakkını savunmak için kullanılmış bir slogan çıkıyor karşımıza. Slogan, “aşkın eşcinseli, heteroseksüeli olmaz, aşk aşktır” anlamına gelecek bir argümanın, totolojik olduğu oranda akılda kalan kısmından ibaret. Ve yine bozmalara doyamayacağım bir slogana gelmiş oluyoruz böylece. “Aşk Aşktır” sloganı ile aşkın ne kadar da farklı çeşitleri olduğunu fark etmemize vesile olabilecek eşcinsellik, tam tersine, aşkın tek ve bir olduğunun kanıtlarından birine dönüştürülüyor: Tek dil, tek bayrak, tek millet, tek vatan, tek aşk.

Tabii şu da var: Aman ha eşcinselliği cinsel bir mesele sanmayın, aslen aşktır aşk. Çünkü seks kötüdür ve ancak ve ancak yüce bir aşkla temize çekilebilir. Çünkü aşksız seksi savunmak kabul edilemez ama korkmayın farkı fark edecek konumda olsalar bile eşcinseller tıpkı sizin gibi aşkın olmadığı yerde haşa seks olmazmış gibi yapacaklardır. Hadi ordan demek istiyorum. Hayır seks, aşk ile yüceltilmeye, evlilikle evcilleştirilmeye muhtaç, aksi takdirde facialara yol açacak bir şer değil.  Ve eşcinseller, siz onlardan nefret etmeyeseniz diye, “aşk olmadan seks olmaz” düsturunuzun hapishanesine gönüllü girmek zorunda değil.

Lakin, aynı cümlenin Türkçe’sinde aşk değil, sevgi kelimesini tercih edince konu buraya bile gelemeden çok daha geri bir noktada takılıyor. Türkçe versiyonda mevzu eşcinsellerin birbirine duyduğu aşk değil, eşcinsellere duyulan sevgi haline geliyor: Hayvanları sevelim, eşcinselleri sevelim, güzel Türkçemizi sevelim, bayrağımızı sevelim, vatanımızı sevelim.

Beni ne sev, ne de nefret et. Tanımam etmem, neden duygusal bir ilişkimiz olsun ki zaten. Ne evcil hayvanın, ne de zararlı mahlukatın olayım. Senin olmayayım, başıma buyruk olayım. Mümkünse senle ilgisi olmayan bir farklılığa yaşam hakkı tanıyıver ki, aramızda saygılı bir mesafe kuralım ve bu mesafeyi koruyalım.

Zira nefretin kadar mütecaviz sevgin. Homofobikler kadar yaralayıcı, homofobiye karşı duruşun.

Şimdi elindeki kaplumbağayı yavaşça doğaya bırak ve git kendini çok sevdirmeden.

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5032
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz