YAMYAMLIK ÜZERİNE

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

YAMYAMLIK ÜZERİNE

Mesaj  Admin Bir Salı Ekim 11, 2016 10:38 pm

Bize yutturulan masallara göre; neredeyse sadece Afrika'da görülebilecek durum. Ancak, gerçek manada yamyamlık; bize bu masalları anlatan Avrupalılar'ın ataları tarafından, Avrupa'nın göbeğinde; Berlin ve Paris gibi merkezlerde bile 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar icra edilmesidir.

O devirde insan etini kullanmak, yemek, içmek o kadar yaygındır ki; 16. ve 17. yüzyıl Avrupasında bunları her eczanede bulmak mümkündür. Bu konuyla ilgili bir Alman eczacı kitabında: "insan eti, önce küçük parçalara ayrılır; daha sonra şaraba yatırılır. Hastalık yüzünden ölmemiş olması gerekir. Öldükten sonra bir gece ay ışığı altında bekletilir..." şeklinde bir tavsiyede bile bulunmaktadır.

İnanışa göre insan yağı romatizmaya iyi gelmektedir ve bazı protestanlar dini törenlerde insan eti yiyerek İsa'nın vücudunun tadına baktıklarını düşünmektedir.

1492'de papa ölüm döşeğindeyken, doktorlar 3 tane çocuğun kanını kendisine içiriyorlar. Sonuç; hem papa hem de üç çocuk ölüyor.



Yukarıda bahsedilen yamyamlığın püf noktalarının bir ecza kitabında anlatılmasının esprisi, insan eti yemenin bir alışkanlıktan ziyade, tıbbi inanışlara dayandırılmış olmasındandır. O yüzden Avrupa'da birçok yamyamlık "tıbbi" gerekçelere dayandırılarak yerine getirilmiştir. Bununla birlikte, elbette ki aşırı sefaletten dolayı insan eti de yenmiştir. Bu konuda, idam edilmiş mahkumların etini yiyen İspanyol askerlerin resmedilmesini örnek gösterebiliriz:




Otuz Yıl Savaşları esnasında da açlıktan ölmek üzere olan insanlar mezarları bile kazmışlardı. Bu olay da tıbbi yamyamlığın Avrupa'da hoş karşılanan bir mazeret olmasına katkı sağlamıştır:


Avrupa'da bir idam sahnesini izlemeye gelen insanları cezbeden şey sadece sadece merak değildi. 1649'da İngiltere'de Birinci Charles'ın boynunun vurulmasının ardından, pek çok izleyici mendillerini onun asil kanına bandırmışlardı:



Tıbbi yamyamlık bugün eskisi kadar yaygın olmasa da Avrupa'da hâlâ devam etmektedir... *


"Neandarteller"i Yeryüzünden: Yamyamlar Mı Sildi?


Tarih boyunca, Yamyamlığı inceleyen bir araştırmaya dayanan teori; neandartallerin neslinin tükenmesinde, yamyamlığın da etkili olduğunu ileri sürüyor:

"Neandarteller, birbirlerini yedikleri için; deli-dana hastalığına benzer bir salgın hastalık yayılmış ve bu Avrasyalı insan topluluğunu güçten düşürüp nüfuslarını azaltmış olabilir."

Bir türün kendi kendini yemesinin sağlıksız bir beslenme olmasını bir tarafa bırakırsak; bu teorik model, 250.000 yıl önce ortaya çıkan ve 30.000 yıl önce yeryüzünden tamamen silinen neandartellere ne olduğu gizemini çözümleyebilecek. "Discovery News"e bilgi veren yazar Simon Underdown şöyle diyor:

"Neden büyük bir beyine sahip, zeki ve bizimle pek çok ortak özelliğe sahip olan neandarteller yok oldu? Neandartel neslinin yok olması hikayesi, insan evrimi açısından en merak edilen konulardan biridir."

Underdown; bu sorunun çözümü için; Oxford Antropoloji Departmanında öğretim görevlisi olan bir bilim adamı ile Papua Yeni Gine Fore'da  yaşayan ve yamyam ayinleri yapan bir kabile ile detaylı çalışmalar yaptı.

1999 yılında, Fransa'da ki bir mağarada neandartellerin yamyamlık yaptığına dair kanları donduran kanıtlar elde edildi. Moulaguercy'deki kazı bölgesinde keşfedilen 100.000 ila 120.000 yaşında olduğu tahmin edilen en az 6 tane neandartal iskeletinin kemikleri, yine kendileri gibi neandartaller tarafından etlerinden ayrılmış, ilik ve beynin, kemiklerin içinden çıkarılması için, kemikleri çekiç taşı ve örsle parçalanmıştı..

Neandartellerin birbirlerini yemiş olmaları, kesinlik kazanmamasına rağmen, Fore'daki araştırma; o bölgede yaşayanların, organları ayırma alışkanlığı olduğunu ve insan etini çok değerli bir besin kaynağı olarak gördüklerini saptamıştır.

1900'lü yılların başlarında, Antropologlar Fore'da adına "Kuru" denen bir hastalığa dikkat çektiler. 1960 yılına gelindiğinde, "Kuru hastalığı", salgına dönüşerek; 1100 insanın ölümüne neden oldu. Daha sonraki araştırmalar, "Kuru salgını"nın, Fore'daki yamyamlık alışkanlığı ile ilgili olduğunu saptamıştır. Bu hastalık, Transmissible Spongiform Encephalopathy(TSE), hastalığının farklı bir formudur. Bu hastalık grubu, "deli dana" hastalığını da içerir. Underdown'a göre TSE hastalığı milyonlarca yıldır vardır.

Underdown'un "Tıbbî Hipotezler" gazetesinde yayınlanan yeni makalesine göre;TSE, beyin dokusunun süngere benzer bir görünüme sahip olmasına neden oluyor. Çünkü hastalığın ilerlemesi esnasında beyin dokusunda küçük delikler oluşuyor.



Hastalığın sonraki evrelerinde, şiddetli zihinsel özür, konuşma ve hareket kaybı meydana geliyor.
Underdown; "Kuru salgını"ndan elde ettiği bulgulara göre, bir model oluşturdu. Bu model; bir popülâsyonun boyutunun hastalık sayesinde nasıl büyük oranda azalabileceğini açıklıyor.

Örneğin, Underdown, 15000 bireyden oluşan teorik bir grup, 250 yıl sonra yok denecek kadar azalabiliyor. Underdown, o dönemde yaşanan öteki zorlukları da, "salgın modeli"ne ekleyerek; Neandarteller'in bu şekilde yeryüzünden silinmiş olduklarına inanıyor.

Underdown'a göre:

"TSE hastalığı ve neandartellerin neslinin tükenmesini sağlayan iklim değişikliği gibi öteki faktörler, popülasyonun sayısının azalmasını sağlamıştır."

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5031
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz