Iyi günde, kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Iyi günde, kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta...

Mesaj  NICLENO Bir Çarş. Nis. 09, 2008 11:21 am

....diye başlayan yeminlerle evlilik müessesesini ayakta tutmak mümkün olmuyor artık. Başka bir şeyler yapmadıkça da bu ortaklığı sürdürmek pek olası gözükmüyor. Öyle bir ortaklık düşünün ki, bir kadınla bir erkeğin birbirine yakınlık duymasıyla başlasın. Ardından kendi istekleriyle birlikte yaşamaya karar vermeleriyle gelişsin, fiziksel ve ruhsal gizlilikleri ile düşüncelerini paylaşmalarıyla ve birbirlerinin çıkarını ön planda tutmalarıyla hayat bulsun.
Eğer evliliğe bir çiftin iletişim ortaklığı gözüyle bakacak olursak bunu yürütebilmek için de bir hazırlık döneminden
geçmemiz gerekiyor. Ne var ki çok az kimse evlenmeden önce bilgi eksikliğini gidermek için bir ön hazırlık yapmanın ciddiyetini kavramış durumda. Bir çoğumuzun evlenmeden önce yaptığı en önemli şey, düğünün veya nikahın nerede olacağını düşünmek, kurulacak yuvaya alınacak eşyaları modaya uydurmak.
Oysa evliliğin sürekliliğini alınan eşyalardan ziyade çiftlerin iletişim konusundaki bilgilerinin yoğunluğu sağlamakta.
Uygarlık tarihinin hiçbir döneminde evlilik ve onun getireceği sorunlar hakkında günümüzdeki kadar bilgi ve deneyim sahibi olmadık. Bugün geldiğimiz noktada herkes, ister evlenmeden önce, isterse evliyken evlilik konusunda birçok şeyi öğrenme olanağına sahip. Gerçek anlamda mutluluğu yaşamanın ilk adımı tabii ki öğrenmekten geçiyor. Ortaklık hiçbir önbilgi almadan devreye girince, daha ilk aylarda geçimsizlikler ortaya çıkıyor ve eşler arasındaki anlaşmazlıklar aileyi sarsmaya başlıyor. Belki aile içi anlaşmazlıklar eşleri hemen yargıç karşısına çıkarmıyor ama tatsız olaylar, gece-gündüz süren tartışmalar, artık bir istisna olmaktan çıkıp, bir alışkanlık haline geliveriyor.

~~~



Günümüzde sağlam ve mutlu bir yuva ancak eğitimli bir karı-kocanın desteğiyle ayakta kalmaktadır. Burada hiçbir

sorunun olmadığı evlilikten bahsetmiyoruz. Niye sorunsuz olsun ki evlilikler?

Tabii ki sorunlar çıkacak, problemler yaşanacaktır.

Aile hayatında inişler-çıkışlar, kayıplar-kazançlar, üzüntüler ve sevinçler de olacaktır.

Bunlar eşleri düşünmeye, soru sormaya, çözümler aramaya motive eder ve hayatı daha anlamlı kılar.

~~~

Eğer evlilik gibi bir iletişim ortaklığında uzun süreli tatmin arıyorsak, bu ilişkinin temelinin sağlam olmasına özen

göstermeliyiz.

Yani bu temelde sevgi, karşılıklı saygı ve anlayışın ön planda olmasına dikkat etmeliyiz.

O yüzden evlilik bize bu gibi değerlerin konuşulduğu Yaşama Sanatı’nı öğreten bir okul gibidir.

Bizi bu okulda nelerin beklediğini önceden kestirmek pek kolay bir iş değil tabii ki.

Ama evlilik süreci içinde karşılaşılacak sorunları önceden sorgulamak ve bunların önlemini almak amacıyla eğitime açık olmak da o kadar zor olmasa gerek.
İnsanlar binlerce yıldan beri evlenip, evliliklerini mutlu bir şekilde yürütmek için mücadele veriyorlar. Bunun bir nedeni olmalı. Belki de o neden evliliğin bize öğretmeye çalıştığı Yaşama Sanatı’ndaki değişmez şu tanım:
"Yaşama Sanatı, sevdiklerimize onlarla birlikte olmaktan ne büyük bir zevk duyduğumuzu göstermekten başka bir şey değil!"
Bakın İtalyan yazar Cesare Pavase bu konuda asıl başarısız insanın kim olduğunu nasıl ifade ediyor:

"Asıl başarısız insan, mutlu bir yuva kurmak, bir dostluğu, bir kadınla huzurlu bir ilişkiyi sürdürmek, ekmek parasını

kazanmak gibi küçük şeylerde başarısızlık gösteren kimsedir. Başarısızlığın en acısı budur"
Evliliklerin uzun soluklu olmamasının en önemli nedenlerinden biri eşlerin birbirlerine karşı ruhsal bakımdan yabancı

kalmaları, birbirlerine yeterli zaman ayırmamaları, bir diğer önemli neden de onları birbirine yakınlaştıracak

"ortak değerlerini" oluşturmamaları.

Evlilik gibi ikili ilişkilerdeki sorunlarla başa çıkmak için ilişkinin temel doğasını incelemenin ve anlamanın büyük önemi

olduğu unutulmamalıdır.

Yaşadığımız çevre evde yaşayan her iki karşı cins için hiçbir zaman aynı değildir ve olamazda. Çünkü yapı ve doğuştan

gelen program farkları onların aynı çevre içerisinde birbirinden az yada çok farklı yaşantılar edinmelerine, aynı olay için

farklı düşünmelerine, farklı karar vermelerine yol açmaktadır.

Her erkek ve her kadın evlikle ilgili sorumluluğunu mutlu bir şekilde yerine getirmeyi düşlüyorsa bilhassa bu özel durumu dikkate almalıdır.

Çevrelerindeki olumlu yada olumsuz örneklerden yola çıkarak olası durumlar için kendilerini hazırlamalı ve bilgi

dağarcıklarını geliştirmelidir.

~~~

Peki, duygusal ve ruhsal açıdan kendinizi geliştireceksiniz derken neyi kastediyoruz.?

Bir insanın duygusal ve ruhsal açıdan gelişmesi onun aklına ve inançlarına uygun olarak yaşayacak düzeye gelmesi demektir.
Ruhsal ve duygusal gelişim bu durumdaki bir insanın daha büyük bir sevinç, canlılık ve sevgiyle yaşamasına olanak
sağlayacak, onun yaşam ustalığına katkıda bulunacaktır.
Bu ustalığın ödüllerini ise, berrak bir yön duygusuyla, kendine söz geçirmeyle ve olanların nedenleri hakkında derin bir anlayışla hayatında görmeye başlayacaktır.
Bu durumdaki bir insandan hem kendi hayatına, hem de birlikte yaşadığı insanların hayatlarına gerekli özeni ve saygıyı göstermesi beklenir.
Onlar artık kendilerini etkileyen ve yönlendiren iç ve dış güçlerin (kayınvalide, kayınbaba, görümce, elti vd.) farkına varacak sonrada hayatlarını diledikleri gibi yöneteceklerdir
avatar
NICLENO

Mesaj Sayısı : 179
Kayıt tarihi : 07/02/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz