SIMPLE PAST TENSE (Dİ'Lİ GEÇMİŞ ZAMAN)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

SIMPLE PAST TENSE (Dİ'Lİ GEÇMİŞ ZAMAN)

Mesaj  Admin Bir Çarş. Nis. 23, 2008 7:26 am

ZAMANGeçmişte yaşanmış ve şu an sona ermiş olayları anlatmak için kullanılan zaman kalıbıdır. Türkçe’de fiile –di eki getirilerek yapıldığı için di’li geçmiş zaman olarak ta adlandırılır.
İngilizce de farklı türde past(geçmiş) zamanlar vardır. Simple Past(basit geçmiş) zaman temel geçmiş zaman kalıbıdır.
Bu zamanda Fiilin ikinci hali kullanılır. İngilizce de fiiller düzenli (regular) ve düzensiz (irregular) fiiller olarak ikiye ayrılır. Düzenli fiillerin ikinci hali temel fiile –ed eki getirilerek yapılır fakat düzensiz fiillerde bu kural geçerli değildir. Düzensiz fillerin ikinci halinin öğrenilmesi gerekir.


NERELERDE KULLANILIR?

Geçmişte yapılmış, bitmiş, tamamlanmış olayları ifade eder.
I saw a movie yesterday. (Dün bir film seyrettim.) (see-saw-seen)

Geçmişte tamamlanmış olayları zamanları ile birlikte söylerken kullanılır.
We met yesterday. (Dün buluştuk.) (meet-met-met)

Geçmişte birbirini izleyen olayları hikaye etmede kullanılır.
I finished work, walked to the beach, and found a nice place to swim. (İşlerimi bitirdim, sahile yürüdüm ve yüzmek için güzel bir yer buldum.) (find-found-found)

Geçmişte belli bir süre içerisinde devam etmiş olayları,eylemleri anlatmak için kullanılır: (Simple Past Tense geçmişte başlamış ve bitmiş bir süreci anlatırken kullanılır. Bu süreç uzundur ve genelde "iki yıldır", "tüm gün" veya "tüm yıl" gibi zaman ifadeleriyle kullanılır.)
I lived in Turkey for two years. (İki yıl Türkiye'de yaşadım.)

Geçmişteki alışkanlıkları ifade eder: (Simple Past Tense aynı zamanda geçmişte vazgeçtiğimiz alışkanlıklar için de kullanılır. "used to" kalıbıyla aynı amaçla kullanılabilir. Bahsettiğimiz eylemin bir alışkanlık olduğunu açıkça belirtmek için cümlelerde "always" (daima), "often" (sık sık), "usually" (genellikle) ve "never" (asla)gibi zaman ifadeleri kullanılır.)
I played basketball when I was a child. (Çocukken basketbol oynardım.)
He often played the guitar. (Gitar çalardı.)


POSITIVE: OLUMLU CÜMLELER

Özne (Subject) + Fiilin 2. Hali (Verb 2) + (Others)

I got up early yesterday morning. (Dün sabah erken kalktım.)
You worked hard last night. (Geçen gece yoğun çalıştın.)
He sold his car last month. (Geçen ay arabasını sattı.)
She wrote a letter to her aunt. (O halasına bir mektup yazdı.)
It rained a lot last winter. (Geçen kış çok yağmur yağdı.)
We played football on Sunday. (Pazar günü futbol oynadık.)
You cheated us. (Siz bizi aldattınız.)
They wanted to change the rules. (Onlar kuralları değiştirmek istedi.)

(Bu cümleler olumludur ve görüldüğü gibi fiilin ikinci hali kullanılmıştır.)


NEGATIVE: OLUMSUZ CÜMLELER

Olumsuz cümle yapısında fiilden önce did not getirilir. Fiil birinci hale dönüşür. Did not yerine kısaltılmış hali didn’t kullanılabilir.

Özne (Subject) + Didn't + Fiilin 1. Hali (Verb 1) + (Others)

I didn't play well in the match. (Maçta iyi oynamadın.)
You didn't come to the party yesterday. (Sen dün partiye gelmedin.)
He didn't do his homework. (O ödevini yapmadı.)
She didn't understand anything. (O hiçbirşey anlamadı.)
It didn't rain a lot on that day. (O gün çok yağmur yağmadı.)
We didn't wait for them. (Biz onları beklemedik.)
You didn't obey the rules. (Siz kurallara itaat etmediniz.)
They didn't want to believe this. (Onlar buna inanmak istemedi.)

(Bu cümleler olumsuzdur ve didn't yardımcı fiili kullanıldığı için fiil yalın haliyle gelmiştir.)


QUESTION: SORU CÜMLELERİ

Olumlu Soru Cümleleri:

Soru cümlelerinde did yardımcı fiili cümle başına getirilir. Fiil ise birinci hale döner.

Did + Özne (Subject) + Fiilin 1. Hali (Verb 1) + (Others)?

Did I tell lies? (Ben yalan mı söyledim?)
Did you go out yesterday evening? (Dün akşam dışarı çıktın mı?)
Did he want coffee? (O kahve mi istedi?)
Did she play tennis? (O tenis mi oynadı?)
Did it snow here last week? (Geçen hafta burada kar yağdı mı?)
Did we pay our debts? (Borçlarımızı ödedik mi?)
Did you study for the exam? (Sınav için çalıştınız mı?)
Did they see the film? (Onlar filmi gördüler mi?)

Olumsuz Soru Cümleleri:

Olumsuz Soru cümlelerinde did yardımcı fiilinden sonra not getirilir. Fiil ise birinci hale döner.

Didn't + Özne (Subject) + Fiilin 1. Hali (Verb 1) + (Others)?

Didn't I tell the truth? (Ben gerçeği söylemedim mi?)
Didn't you read book? (Sen kitabı okumadın mı?)
Didn't he play tennis with her? (Onunla tenis oynamadı mı?)
Didn't she drink coffee? (O kahve içmedi mi?)
Didn't it snow in winter? (Kışın kar yağmadı mı?)
Didn't we study hard for the exam? (Sınav için yoğun çalışmadık mı?)
Didn't you tell the truth? (Gerçeği anlatmadın mı?)
Didn't they lend you any money? (Sana hiç ödünç para vermediler mi?)

(Bu cümleler soru cümlesidir ve "did" / "didn't" yardımcı fiilleri geldiği için fiil yine yalın haliyle kullanılmıştır.)


REGULAR AND IRREGULAR VERBS (DÜZENLİ VE DÜZENSİZ FİİLLER)

İngilizce'de fiiller düzenli ve düzensiz olarak ikiye ayrılır. Düzenli fiilerin ikinci halini kullanmak için fiilin sonuna "-d", "-ed", "-ied" takılarından uygun olanı eklenir.

Sonu "e" ile biten fiillere sadece "-d" takısı gelir.

Arrive - arrived
Smile - smiled

Sonu "-y" ile biten fiillerde (y kalkar)"-ied" takısı gelir. "y" den önce gelen harfin ünsüz olması gerekir.

Study - studied
Bury - buried

Sonu "e" veya "-y" ile bitmiyorsa ve fiil düzenli bir fiilse bu durumda kelimenin sonuna "-ed" takısı eklenir.

Want - wanted
Clean - cleaned
Wash - washed

Düzensiz fiiller adından da anlaşılacağı gibi düzensiz olarak değişirler bu yüzden ezberlenmesi gerekir. Düzensiz fiil tablosunu görmek için tıklayın.

List of Irregular Verbs

Not: Kırmızı renk kullanarak yazılmış olan kelimeler, fiillerin simple past tense (verb 2=fiillerin ikinci hali) halleridir.

Admin
Admin

Mesaj Sayısı: 4803
Kayıt tarihi: 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

TIME EXPRESSIONS IN SIMPLE PAST TENSE (Dİ'Lİ GEÇMİŞ ZAMANDA ZAMAN İFADELERİ)

Mesaj  Admin Bir Çarş. Nis. 23, 2008 7:27 am

Time expressions zaman belirten ifadelerdir ve İngilizce'de her zaman için farklı ifadeler kullanılır. Özellikle sınavlarda cümlenin hangi tense olduğunu anlamak için time expression'ların bilinmesi çok önemlidir.


Yesterday (Dün)

I went to theatre yesterday. (Dün sinemaya gittim.)
I didn't see a movie yesterday. (Dün bir film seyretmedim.)


Last (Geçen)
Last year (Geçen yıl)
Last week (Geçen hafta)
Last Tuesday (Geçen Salı)
Last month (Geçen ay)

He bought a car last week. (Geçen hafta araba aldı.)
Last night, I watched a movie last night on TV. (Geçen gece televizyonda bir film izledim.)
Last year, I traveled to Italy. (Geçen yıl İtalya'ya seyahat ettim.)

Ago (Önce)
Three hours ago (Üç saat önce)
Two days ago (İki gün önce)
Five weeks ago (Beş hafta önce)

I saw her two minutes ago. (İki dakika önce onu gördüm.)

In 1999 (1999’ da) / In September (Eylülde)

On Wednesday / Saturday / Sunday etc. (Çarşamba / Cumartesi / Pazar vs. günü)

I went to theatre on saturday. (Cumartesi gübü tiyatroya gittim)

At two o’clock (Saat 2’de)

He arrived from the airport at 8:00. (Havaalanından saat 8'de geldi)

The other day (Geçen gün)

I went to the park the other day (Geçen gün parka gittim.)

Admin
Admin

Mesaj Sayısı: 4803
Kayıt tarihi: 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

LIST OF IRREGULAR VERBS

Mesaj  Admin Bir Çarş. Nis. 23, 2008 7:33 am

LIST OF IRREGULAR VERBS

İnfinitive - Past simple - Past participle : (Anlamı)

Be - was/were - been : (olmak,bulunmak)
Beat - beat - beaten : (vurmak,çalmak,çarpmak,atmak)
Become - became - become : (olmak)
Begin - began - begun : (başlamak)
Bend - bent - bent : (eğmek,bükmek,kıvırmak)
Bet - bet - bet : (bahse girmek,emin olmak)
Bite - bit - bitten : (ısırmak)
Blow - blew - blown : (esmek,uçmak,üflemek,çalmak)
Break - broke - broken : (kırmak,kırılmak)
Bring - brought - brought : (getirmek)
Broadcast - broadcast - broadcast : (yayınlamak)
Build - built - built : (yapmak,inşa etmek)
Burst - burst - burst : (patlamak)
Buy - bought - bought : (satın almak)
Catch - caught - caught : (yakalamak,tutmak,yetişmek)
Choose - chose - chosen : (seçmek, tercih etmek, karar vermek)
Come - came - come : (gelmek)
Cost - cost - cost : (değeri olmak, mal olmak)
Creep - crept - crept : (sessizce sokulmak, emeklemek)
Cut - cut - cut : (kesmek)
Deal - dealt - dealt : (alıp satmak,dağıtmak)
Dig - dug - dug : (kazmak, bellemek, kazıp atmak)
Do - did - done : (yapmak)
Draw - drew - drawn : (çizmek, resim yapmak)
Drink - drank - drunk : (içmek)
Drive - drove - driven : (sürmek,araba sürmek)
Eat - ate - eaten : (yemek,yemek yemek)
Fall - fell - fallen : (düşmek)
Feels - felt - felt : (hissetmek)
Fight - fought - fought : (dövüşmek,kavga etmek,mücadele etmek)
Find - found - found : (bulmak)
Flee - fled - fled : (kaçmak, tüymek)
Fly - flew - flown : (uçmak, uçurtmak, uçak yolculuğu yapmak)
Forbid - forbade - forbidden : (yasaklamak, men etmek)
Forget - forgot - forgetten : (unutmak, hatırlayamamak)
Forgive - forgave - forgiven : (affetmek, bahışlamak)
Freeze - froze - frozen : (donmak, buzlanmak, buz tutmak, dondurmak)
Get - got - got : (almak, elde etmek, götürmek)
Give - gave - given : (vermek)
Go - went - gone : (gitmek)
Grow - grew - grown : (büyümek, yetiştirmek)
Hang - hung - hung : (asmak, takmak, asılı/takılı durmak)
Have/Has - had - had : (sahip olmak)
Hear - heard - heard : (duymak, işitmek)
Hide - hid - hiden : (saklamak, gizlemek)
Hit - hit - hit : (vurmak, çalmak)
Hold - held - held : (tutmak, kavramak, alıkoymak)
Hurt - hurt - hurt : (yaralamak, incitmek)
Keep - kept - kept : (saklamak)
Kneel - knelt - knelt : (diz çökmek)
Know - knew - known : (bilmek,tanımak)
Lay - laid - laid : (koymak,bırakmak,meslekten olmak,yatırmak)
Lead - led - led : (kılavuzluk etmek,yol göstermek)
Leave - left - left : (yola çıkmak,hareket etmek,ayrılmak)
Lend - lent - lent : (ödünç vermek,vermek,borç vermek)
Let - let - let : (izin vermek,müsaade etmek,kiraya vermek)
Lie - lay - lain : (yalan söylemek,yatmak,uzanmak)
Learn - learnt - learnt : (öğrenmek)
Light - lit - lit : (yakmak)
Lose - lost - lost : (kaybetmek,yitirmek)
Make - made - made : (yaratmak,yapmak,sebep olmak)
Mean - meant - meant : (demek,anlamına gelmek)
Meet - met - met : (tanışmak,buluşmak)
Pay - paid - paid : (para(sını) vermek,ödemek,vermek)
Put - put - put : (koymak)
Read - read - read : (okumak)
Ride - rode - ridden : (gitmek, binmek)
Ring - rang - rung : (etrafını çevirmek, çalmak, tel. çalmak)
Rise - rose - risen : (artmak, yükselmek, ayağa kalkmak)
Run - ran - run : (koşmak)
Say - said - said : (demek, söylemek)
See - saw - seen : (görmek)
Seek - sought - sought : (aramak, bulmaya çalışmak, araştırmak)
Sell - sold - sold : (satmak)
Send - sent - sent : (göndermek)
Set - set - set : (kurmak, batmak)
Sew - sewed - sewn/sewed : (dikiş dikmek)
Shake - shook - shaken : (sallamak)
Shine - shone - shone : (parlamak, parlatmak, boyamak)
Shoot - shot - shot : (atmak, ateş atmak)
Show - showed - shown : (göstermek)
Shrink - shrank - shrunk : (çekmek, daralmak, küçülmek, ürkmek)
Shut - shut - shut : (kapamak, kapatmak)
Sing - sang - sung : (şarkı söylemek)
Sink - sank - sunk : (batmak, batırmak, gömülmek, sıkışmak)
Sit - sat - sat : (oturmak, çömelmek)
Sleep - slept - slept : (uyumak )
Slide - slid - slid : (kaymak, kaydırmak, düşmek)
Speak - spoke - spoken : (konuşmak)
Spend - spent - spent : (para harcamak, sarfetmek, (vakit)geçirmek)
Spit - spat - spat : (tükürmek, atmak, çıkarmak)
Split - split - split : (yar(ıl)mak, yırt(ıl)mak)
Spread - spread - spread : (sürmek, yayılmak, yaymak, dağıtmak)
Spring - sprang - sprung : (sıçramak, doğmak, kaynaklamak)
Stand - stood - stood : (ayakta durmak, dikilmek)
Steal - stole - stolen : (çalmak)
Stick - stuck - stuck : (batırmak, sokmak, kakmak)
Sting - stung - stung : (sokmak, ısırmak, yakmak, acıtmak)
Stink - stank - stunk : (leş gibi kokmak, pis pis kokmak)
Strinke - struck - struck : (vurmak, çarpmak, saldırmak)
Swear - swore - sworn : (yemin etmek, ant içmek, söz vermek)
Sweep - swept - swept : (süpürmek,sürüklemek)
Swim - swam - swum : (yüzmek)
Swing - swang - swung : (salla(n)mak, savurmak, savrulmak)
Take - took - taken : (almak, götürmek)
Teach - taught - taught : (öğretmek)
Tear - tore - torn : (yırtmak, yırtıp koparmak, yırtılmak)
Tell - told - told : (söylemek, anlatmak)
Think - thought - thought : (düşünmek)
Throw - threw - thrown : (atmak)
Understand - understood - understood : (anlamak)
Wake - woke - woken : (uyanmak, uyandırmak)
Wear - wore - worn : (giymek, giyinmek)
Weep - wept - wept : (ağlamak, göz yaşı dökmek)
Win - won - won : (kazanmak, yenmek)
Write - wrote - written : (yazmak)

Admin
Admin

Mesaj Sayısı: 4803
Kayıt tarihi: 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz