BULMACA SÖZLÜĞÜ -E-

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

BULMACA SÖZLÜĞÜ -E-

Mesaj  Admin Bir C.tesi Mayıs 03, 2008 12:24 pm

ELEMENTLER TABLOSU

1 H hidrojen
2 He helyum
3 Li lityum
4 Be berilyum
5 B bor
6 C karbon
7 N azot
8 O oksijen
9 F flor
10 Ne neon
11 Na sodyum
12 Mg magnezyum
13 Al alüminyum
14 Si silisyum
15 P fosfor
16 S kükürt
17 Cl klor
18 Ar argon
19 K potasyum
20 Ca kalsiyum
21 Sc skandiyum
22 Ti titanyum
23 V vanadyum
24 Cr krom
25 Mn mangan
26 Fe demir
27 Co kobalt
28 Ni nikel
29 Cu bakır
30 Zn çinko
31 Ga galyum
32 Ge germanyum
33 As arsenik
34 Se selenyum
35 Br brom
36 Kr kripton
37 Rb rubidyum
38 Sr strontiyum
39 Y itriyum
40 Zr zirkonyum
41 Nb niyobyum
42 Mo molibden
43 Tc teknetyum
44 Ru ruthenyum
45 Rh rhodiyum
46 Pd paladyum
47 Ag gümüş
48 Cd kadmiyum
49 In indiyum
50 Sn kalay
51 Sb antimon
52 Te tellür
53 I iyot
54 Xe ksenon
55 Cs sezyum
56 Ba baryum
57 La lantan
58 Ce seryum
59 Pr praseodim
60 Nd neodim
Z Sembol İsim
61 Pm prometyum
62 Sm samaryum
63 Eu evropiyum
64 Gd gadolinyum
65 Tb terbiyum
66 Dy disprosyum
67 Ho holmiyum
68 Er erbiyum
69 Tm tulyum
70 Yb iterbiyum
71 Lu lütesyum
72 Hf hafniyum
73 Ta tantalyum
74 W tungsten
75 Re rhenyum
76 Os osmiyum
77 Ir iridyum
78 Pt platin
79 Au altın
80 Hg cıva
81 Tl talyum
82 Pb kurşun
83 Bi bizmut
84 Po polonyum
85 At astatin
86 Rn radon
87 Fr fransiyum
88 Ra radyum
89 Ac aktinyum
90 Th toryum
91 Pa protaktinyum
92 U uranyum
93 Np neptünyum
94 Pu plütonyum
95 Am amerikyum
96 Cm küriyum
97 Bk berkelyum
98 Cf kaliforniyum
99 Es aynştaynyum
100 Fm fermiyum
101 Md mendelevyum
102 No nobelyum
103 Lr lorentiyum
104 Rf kurçatovyum
105 Db dubniyum
106 Sg bohriyum
107 Bh bohriyum
108 Hs hassiyum
109 Mt metneryum
110 Ds darmstadtiyum
111 Uuu röntgenyum
112 Uub ununbiyum
113* Uut ununtriyum
114 Uuq ununkuadyum
115* Uup ununpentiyum
116* Uuh ununheksiyum
117* Uus ununseptiyum
118* Uuo ununoktiyum
119* Uue ununenniyum
120* Ubn unbiniliyum

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5031
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

..........

Mesaj  Admin Bir Ptsi Mayıs 05, 2008 12:58 am

Ebedi, ölümsüz,kalıcı. BAKİ. BENGİ
Ebediyen İLANİHAYE, İLELEBET
Eczacılıkta kullanılan ve çürümeyen bitkisel zamk KARAYA
Edat İLGEÇ
Edebiyat YAZIN , LİTEATÜR
Edebiyatta etkiyi çoğaltmak için bir şeyin tesini söyleyerek alay etme İRONİ
Edim İCRAAT
Eğik YAKA, YEREY.YALMAN
Eğik olarak kesilmiş kenar PAH, ŞETAF
Eğilim TEMAYÜL,YÖNSEME
Eğilimleri ölçmeye yarayan alet EKLİMETRE
Eğirme işine işi ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde ilave parça AĞIRŞAK
Eğitici öykü, masal MESEL
Eğitimbilim PEDAGOJİ
Eğreti ve geçici tabya METRİS
Eğrilmek için temizlenmiş taranmış yün SÜMEK
Eğrilmekte olan yün, keten gibi şeylerin tutturulduğu bir ucu çatal değnek. ÖREKE

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5031
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: BULMACA SÖZLÜĞÜ -E-

Mesaj  Admin Bir Paz Kas. 30, 2008 5:32 pm

Ebabil kuşu.: EBREHE

Ebcet hesabında otuz sayısının adı.: LAM

Ebedi,sonsuz.: HALİT

Ebegümecigillerden bir bitki.: BAMYA

Ebru sanatında,kırmızı boya elde etmekte kullanılan iyi cins bir toprak.: GÜLBAHAR

Eceabat’ın eski adı.: MAYDOS

Eczacılık. : İSPENÇİYARİ

Eczacılıkta kullanılan bir bitki,eşek kulağı.: KARAKAFES

Eczacılıkta kullanılan ve çürümeyen bir bitki.: KARAYA

Eczacılıkta, parfümeride kullanılan ve çiçeklerden çıkarılan sarımtırak yağ. : LANOLİN

Edat. : İLGEÇ

Edebiyat yapıtlarını sinema,televizyon ve radyonun teknik olanaklarına uygun duruma getirmek.: UYARLAMAK

Edebiyat,müzik ve plastik sanatlarda geleneklere bağlı kalma eğilimi.: AKADEMİZM

Edebiyat-ı Cedide’ye tepki olarak 1910’da kurulan edebi topluluk. : FECRİ ATİ

Edebiyatta anlatımın konuyla bağdaşması,tutarlık.: İNSİCAM

Edebiyatta anlatışta düzgünlük ve açıklıkla birlikte amaca uygunluk.: FESAHAT

Edebiyatta bir şiiri yada şiir parçasını şakacı bir anlatıma çevirme.: HEZEL

Edebiyatta birden çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek,kötüsünü kastetmek.: CİNAS

Edebiyatta ve müzikte,kır hayatını ve törelerini anlatan eser.: PASTORAL

Edebiyatta,iki yada ikiden daha çok anlamı olan bir sözcüğü yaygın olmayan anlamlarını düşündürecek yolda kullanma sanatı.: İHAM

Edebiyatta,kişileştirilen varlıklara,hayali yaratıklara söz söyletme sanatı,dillendirme.: İNTAK

Edebiyatta,sözün düzgün ve tutarlı,birbirine bağlanarak söylenmesi.: İNSİCAM

Edepsiz,şamatacı. : ŞEREMET

Edepsiz,şirret.: ZİLLİMAŞA

Edipler. : UDEBA

Edirne ilinde bir dere.: PRAVADİ

Edirne yöresinde yaşayan Çingenelerin geleneksel bahar eğlencelerine verilen ad. : KAKAVA

Edirne yöresine özgü bir peynir tatlısı. : BELMUS

Edirne’de Meriç ırmağı deltasında bir göl.: BÜCÜRMENE

Edirne’nin Enez ilçesinde bir göl.: LAMPARO

Edirne’nin Enez ilçesinin antik adı. : AİNOS

Edmond Rostad’ın ünlü oyunu.: CYRANO DE BERGERAC (Sirano dö Berjerak)

Efe.: ZEYBEK

Efelek de denilen çok yıllık otsu bir bitki.. : LABADA

Efendisinin hizmetinden ayrılan ve serüvenler ardında ülkeyi baştan başa dolaşmaya koyulan samuray.: RONİN

Efes kentinin kurucusu. : ANDROCLE

Efes’te bir tapınak. : SERAPİS

Eflatun,beyaz, kokulu çiçekler açan bir ağaç.: LEYLAK

Efsane köpek.: KITMİR

Efsanelere göre içene ölümsüzlük sağlayan bir su.: ABIHAYAT

Efsanevi Argos kralı.: AGAMEMNON

Efsanevi bir kuş. : SİMURG

Eftalitler de denilen ve 5. yüzyılda güçlü bir devlet kuran eski Türk ulusu.: AKHUNLAR

Ege bölgesi kıyılarında,Edremit Körfezinin kuzeybatı ucunda,Ali bey Adası olarak da bilinen ada.: CUNDA

Ege bölgesinde bir dağ.: YUNT

Ege bölgesinde de yetişen ve antik çağlarda meşale olarak kullanılan,sarı çiçekli bir bitki.: ATKASNAĞI

Ege bölgesinde Güllük körfezi kıyısında antik bir kent. : İASOS

Ege bölgesinde taze sarı incire verilen ad. : LAP

Ege bölgesinde yetişen,özellikle iplere dizilip satılan bir çiçek : SELLUKA

Ege bölgesindeki Yunt dağlarında yaşayan Yörük erkeklerinin giydiği bir çeşit ceket : ÇETİKE

Ege bölgesine özgü bir halk oyunu : FERAYİ; GERALİ

Ege bölgesine özgü, küçük ama lezzetli bir karides cinsi : ÇİMÇİM

Ege denizinde,Gökçeada (İmroz) batısında,Türkiye’nin batı ucunu oluşturan burnun adı : AVLAKA

Ege denizinin eski adı : ADALAR DENİZİ

Ege denizinin ilk çağlarda “eski deniz” anlamındaki adı : ARŞİPEL

Ege kıyılarında,özellikle İzmir kentinde etkili yerel deniz meltemi : İMBAT

Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişen, tohumları çok zehirli küçük bir ağaççık : ZİVİRCİK

Ege ve Akdeniz de yaşayan eti lezzetli bir balık : BAKALYARO

Ege ve Akdeniz kıyılarımızdaki küçük koylara verilen ad : BÜK

Ege ve Akdeniz’de bulunan iri ve büyük bir karides cinsi : NİKA

Ege ve Akdeniz’de de yaşayan yırtıcı bir balık : ÇATALKUYRUK

Ege yöresinde körpe sürgünleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki : TİLKİŞEN

Ege yöresinde salatası yapılan lahana filizine verilen ad : CİBEZ

Ege yöresine özgü, patlıcanla yapılan bir yemek : PABUCAKİ

Ege yöresine özgü,et suyu ve unla yapılan bir çorba : LADURİ

Egemenliğini tanıma : BİAT

Eğerin altındaki belleme : YUNA

Eğik olarak kesilmiş kenar : PAH ; ŞATAF

Eğilim,yönelim : TANDANS

Eğilim : TREND; TRENT

Eğim ölçer : KLİNOMETRE ; EKLİMETRE

Eğirmen,kirmen : İĞ

Eğitim bilimi : PEDAGOJİ

Eğlencelerde kullanılmak için kendi üzerine sarılarak hazırlanan,savrulduğunda çözülen,renkli kağıttan yapılmış ince ve uzun şerit : SERPANTİN

Eğlenceli, hafif konulu, içinde bestesiz konuşmalar da bulunan sahne yapıtı : OPERET

Eğrelti otu, aşk merdiveni : FUJER

Eğreti dikiş : TEYEL

Eğretileme , istiare : METAFOR

Eğri kunduracı bıçağı : FALÇATA

Eğri, yamuk : YILIK

Eğrikoca, çamurcun” gibi adlar da verilen yabanıl bir ördek : ÇAKIRKANAT

Eğrilmek için temizlenmiş ve taranmış yumak biçiminde yün : SÜMEK

Eğrilmekte olan yün, keten gibi şeylerin tutturulduğu, bir ucu çatal değnek : ÖREKE

Ehli : EVCİL

Ejderha : DRAGON

Ek çizgisi, bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm : YİV

Ek olarak,altta : ZEYLEN

Ek süre. : MEHİL

Ek vagon : FURGON

Ek : LAHİKA

Eker : MİBZER

Ekilen biçilen tarlada işçileri idare eden kimseye halk dilinde verilen ad : EYNERCİ

Ekin biçerken sıralanan işçi takımı : HON

Ekin biçildikten sonra toprakta kalan köklü sap : ANIZ

Ekin biçilirken saptan dökülerek ertesi yıl kendiliğinden çıkan seyrek ekin : ALAVAZDA

Ekin ekme aygıtı : EKEK

Ekin tarlalarında biten ve morumsu renkte çiçekler açan zararlı bir bitki : KARAMUK

Ekinler için zararlı kır bitkisi : DEVEDİKENİ

Ekinlerde başak : KELLE

Ekinlere zararlı bir böcek : BAMBUL

Ekip gereçleri : EKİPAJ

Eklembacaklılardan taşlar altında yaşayan zehirli bir böcek : ÇİYAN

Eklembacaklıların ve kabukluların örneğini oluşturan , dayanıklı ve esnek organik madde : KİTİN

Eklemlerdeki ağrılı hastalık : ARTRİT

Eklemleri inceleyen anatomi dalı : ARTROLOJİ

Eklemli bir kol üzerinde hareket eden kepçeli bir çark yada zincirle donatılmış kazı makinesi : EKSKAVATÖR :KAZARATAR

Eklentiler : MÜŞTEMİLAT

Ekler’ e benzer bir tür pasta : PROFİTEROL

Ekmek içi, ceviz, zeytinyağı, sarımsak ve sirke ile yapılan bir tür meze : TARATOR

Ekmek parçası, lokma. : BANAK

Ekmek yapmak için çeşitli tahılların yasaca gerekli karışım oranı. : PAÇAL

Ekmek,peynir doğranıp,üzer,ne et suyu dökülerek yapılan bir yemek türü.:PAPARA

Ekmek,yağ,tahin ve pekmezle yapılan yiyecek : YAĞIMCUR

Ekmek : NAN

Ekoizm : ALİTERASYON

Ekolojide,bir canlının varlığını sürdürebildiği yaşama ortamının en küçük birimi : NİŞ

Ekonomide “değiş tokuş, takas” anlamında kullanılan terim : TROK

Ekonomik alanda kendi kendine yeterli olmaya yönelen bir ülkenin rejimi : OTARŞİ

Ekonomik olayların açıklanmasında çok sayıda değişkeni göz önüne alarak ve karşılıklı bağıntılar kurarak, teorik çalışmaların deneylerle doğrulanmasını sağlayan matematiksel yöntem : EKONOMETRİ

Eksen. : MİHVER

Eksik yanı olan,tamamlanmamış,kısa : GÜDÜK

Eksik,noksan. : NAKIS

Eksiklik, kusur : NAKISA ; AĞMAN ; DEFEKT

Eksiksiz olarak, bütünüyle : KAMİLEN

Eksiksiz,kusursuz. : HAZA

Ekşimik : KESİK

Ekvator Afrika’sında ve Güney Afrika’da yaşayan küçük antilop : GİB

Ekvator bölgelerinde yetişen bir meyve ağacı : ANONA

Ekvator bölgesindeki büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş,balta girmemiş ormanlara verilen ad : SELVA

Ekvator Ginesi’nin başkenti : MANABO

Ekvator kuşağındaki otsu bitkilerle kaplı çayırlara verilen ad : SAVANA

Ekvator : EŞLEK

Ekvator’un para birimi : SÜKRE

Ekvator’un plaka işareti : EC

Ekzama : MAYASIL

Ekzotermik : ISIVEREN

El alıştırma. : MEŞK

El ayası : RAHE

El dokuması halılarda kullanılan tek atmalı düğüm biçimi : SİNE

El dokuması yünden yapılan üst giyeceği : ABAYİ

El ilanı : BROŞÜR

El ile bir çeşit dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç : KOPANAKİ

El ile dokuma : PEMAS

El işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi : KANAVİÇE ; KANAVA

El kürkü : MANŞON

El tezgahında bez dokuyan kimse : ÇULHA

El veya otomatik dokuma tezgahlarında atkı veya argaç denilen ve enine olan iplikleri,uzunlamasına olan arışların arasından geçirmeye yarayan masuralı araç : MEKİK

El ya da baş ile yapılan işaret : İŞMAR

El yazısı çok güzel olan sanatçı : HATTAT

El yazması kitapların sonuna güveden koruyacağına inanılarak yazılan ve tılsımlı sayılan sözcük : KEBİKEÇ

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5031
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: BULMACA SÖZLÜĞÜ -E-

Mesaj  Admin Bir Paz Kas. 30, 2008 5:53 pm

El.DEST : YED

Elazığ ilinde bir baraj : CİP

Elazığ ve Diyarbakır yörelerine özgü,çökelekle yapılan bir tür gözleme : PATİLE

Elazığ yöresinde yetiştirilen ve kaliteli bir kırmızı şarap veren üzüm cinsi : ÖKÜZGÖZÜ

Elazığ yöresine özgü bir halk oyunu : AVREŞ

Elazığ’ın Baskil ilçesinde,ilk tunç çağına tarihlenen bir höyük : İMİKUŞAĞI

Elazığ’ın eski adı : ELAZİZ

Elbise plesi : BÜZGÜ

Elbise, çamaşır” anlamında eski sözcük : CAME

Elbise, çamaşır ve örtü gibi şeylere süs olarak dikilen seyrek örgü,tentene : DANTEL

Elbise,giyecek : GEYGİ

Elbisede bir tür kol kesimi : JAPONE

Elbiselerde kumaşların altına konulan ve beslemeye yarayan astar : FODRA

Elçi atama onay yazısı : AGREMAN

Elçiliğe bağlı uzman : ATAŞE

Elçilik ve konsolosluklarda yönetimle ilgili olan görevli : KANÇILARYA

Elçilik veya konsolosluklarda çalışan koruma memuru : KAVAS

Elde edilen başarı, verim gücü : PERFORMANS

Elde yada makinede işlenmiş süslü şerit : FİSTO

Elde yün eğirmeye ve bükmeye yarayan ve ipliğin yumak halinde elde edilmesini sağlayan ağaçtan yapılmış bir tür iğ : KİRMAN ; KİRMEN

Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazıklarla belirtme : APLİKASYON

Eldiven ve giysi yapımında kullanılan bir tür yumuşak deri : NAPA

Ele başı : SERGERDE

Elek ve kalbur üzerinde kalan iri taneler : İRİNTİ

Elek, kalbur : GIRBAL

Elek. : KALBUR

Elektrik akım şiddeti temel birimi. yeğinlik : AMPER

Elektrik akımının şiddetini azaltıp çoğaltmaya yarayan araç : REOSTA

Elektrik direnç birimi : OHM

Elektrik kutusu : BUAT

Elektrik sıgası birimi : FARAD

Elektrik ve ısı enerjisinin birlikte üretildiği teknoloji : KOJENERASYON

Elektrikli bir mıknatısın manyetik alanıyla indüklenen elektrik üreteci : MANYETO

Elektriksel kapasite : SIĞA

Elektroensefalografi’nin kısaltması : EEG

Elektron, proton, nötron gibi atomu oluşturan parçaların her biri : PARTİKÜL

Elektrondan ağır, protondan hafif bir atom cisimciği : MEZON

Elektronik fon transferinin kısaltması : EFT

Eleman,unsur : ÖGE

Elemanları belirli bir sıraya göre dizili bir kümedeki konum ya da yer : RANK

Element veya bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim,madde : MOLEKÜL

Elemler : ALAM

Eleştirel basım : EDİSYONKRİTİK

Eli açık, cömert, yiğit : AKI; KERİM ;KOÇAK

Eli ya da ayağı sakat olan kimse : ÇOT : ŞOT

Elin ve özellikle tırnakların bakımı : MANİKÜR

Elinden iş gelmeyen, beceriksiz ve ağır davranışlı kimseye halk arasında verilen ad : LONGUR

Eline,ayağına çabuk,çevik,atik : ÇALAK

Elle örülerek yapılan yassı halat : KALÇETE

Elle sürülen, küçük çocuk arabası : PUSET

Elle yapılan kalın,seyrek,gelişigüzel dikiş :OYULGAMA , OYULGA

Elleri soğuktan korumak için kullanılan astarlanmış kürk, el kürkü : MANŞON

Ellerinde,parmaklarında hiçbir sakatlık olmamasına karşın ruhsal sebeplerle yazma melekesini yitirmek : AGRAFİ.

Elli iki kağıtlık iki deste ile ve iki kişi arasında oynanan bir iskambil oyunu : KRAPET

Elli kağıtla oynanan bir iskambil oyunu : FİTİL

Elli şiniklik tahıl ölçeği : MUT

Elma armut gibi meyvelerin yenmeyen iç bölümü. : EŞELEK

Elmas, yakut gibi değerli taşlar, mücevher : CEVAHİR

Elmas, zümrüt vs değerli taşların tartısında kullanılan 2 desigramlık ölçü birimi : KIRAT ;KARAT

Elmasın tıraş edilmiş yüzlerinden her biri. : FAÇETA

Elverişsiz durum,engel : HANDİKAP

Elyafından ip ve çuval yapımında yararlanılan bir bitki türü : JÜT

Emanet. İnam : VEDİA

Embriyon, rüşeym : OĞULCUK

Emekçi topluluğu : PROLETARYA

Emevilerin 8. yüzyılda Bizans’a karşı giriştikleri savaşlarda öne çıkmış Arap komutanı : BATTAL GAZİ

Emiliano Zapata’nın devrim planı : AYALA

Emir subayı : YAVER

Emirler : EVAMİR

Emirlik, beylik : EMARET

Emme,soğurma : MAS

Emmeç : ASPİRATÖR

Emniyet yayı : SUSTA

Emzikli şişe : BİBERON

En az : EKAL

En azından, hiç olmazsa : LAAKAL

En basit konularda bile karar verip harekete geçmeyi engelleyen, hastalık derecesinde ilerlemiş irade zayıflığı : ABULİ

En beyaz : BEYZA

En büyüğü yarım kiloyu aşmayan kılçıklı küçük balıklara verilen ad : ÇİTARİ

En büyük temsilcisi Handel olan dinsel müzik formu : ORATORYO

En büyük ustası Montaigne olan yazı türü : DENEME

En büyük : EKBER ; AZAM ; KÜBRA ; ULU

En cömert,en şerefli : EKREM

En çok bağlarda görülen, asalak bir mantarın oluşturduğu bitki hastalığı : MİLDİYU

En çok vadilerde,yamaçlarda bulunan kil ve kum karışımı,sarı renkli verimli balçık : LÖS

En elverişli durum : OPTİMUM

En eski jeolojik sistem : AZOİK

En gelişmiş konuşma yeteneğine sahip papağan cinsi : JAKO

En ince bulgur : DÜĞÜ

En iri geyik : MUS

En iyi ,en üstün : ALİYYÜLALA

En iyi, en yüce yer : SADR

En iyi : DANİSKA

En iyisi, en güzeli, en üstünü : FERİŞTAH

En kalın sesli,yaylı bir çalgı türü : KONTRBAS

En kısa zaman : AN

En küçük boylu yarış yelkenlisi : KADET

En küçük izci kuruluşu : OBA

En küçük topçu birliği : BATARYA

En parlak : ENVER

En sinsi bir eza gibidir geçmeyen zaman. (Yahya Kemal)

En son : HATEM

En tiz erkek sesi : TENOR

En uç, en son, aşırı : EKSTREM

En uzun yol koşusu (42,195 m’lik) : MARATON

En ünlü iki Alman destanından biri : NİBELUNGEN

En yüksek değer : KEMAL

En, genişlik : ERB

Encümen. : YARKURUL ; KOMİSYON ; ALT KURUL

Endonezya plakası : RI

Endonezya, Malezya gibi ülkelerde hem erkek, hem kadın tarafından giyilen ve etek biçiminde sarınılan uzun kumaş parçası : SARONG

Endonezya’da dolmuş olarak kullanılan üç tekerlekli araba : BEMO

Endonezya’da düzenlenen geleneksel öküz yarışlarına verilen ad : KARAPAN

Endonezya’da takımadalar : ARU

Endonezya’da yakılarak açılmış tarlalarda yapılan göçebe tarımı : LADANG

Endonezya’da yapılan ve karanfille kokulandırılan bir sigara türü : KRETEK

Endonezya’da yaşayan ve mavi peri kuşu da denilen ötücü kuş : İRENA

Endonezya’da yetişen bir karabiber türünün meyvelerine verilen ad : KEBABİYE

Endonezya’nın Cava ve Bali adalarına özgü, vurmalı çalgılardan oluşan orkestra : GAMELAN

Endonezya’nın para birimi : RUPİ ; RUPİAH

Endonezya’nın Sumatra adasında bir bölge : ACEH

Endonezya’nın Sumatra adasında yaşayan Müslüman bir halk : AÇELER

Endonezya’ya özgü bir gölge oyunu : VAYANG

Endonezya’ya özgü,daha çok vurmalı çalgılarından oluşan orkestra : GAMELAN

Endonezya’yı oluşturan adalardan biri : BALİ

Endülüs Emevilerinde çeşitli saray ve harem hizmetlerinde görev yapan hadım edilmiş Slav kölelerine verilen ad : SEKALİBE

Enerji : ERKE

Engebeler,tümsekler,yüzey biçimleri : AVARIZ

Engel, uymazlık, sakınca : BEİS

Engel : KET

Engerek yılanı : EFİ

Enine boyuna, her yönü ile : ARİZAMİK

Enine, enlemesine. : ARZANİ

Enis Batur’un bir romanı : ELMA

Enli çember : KASNAK

Ensiz olarak dokunmuş parçaların yan yana eklenmesiyle oluşan nakışlı ince kilim : CİCİM

Ensiz tahta : TİRİZ

Epikurosçulara ve Stoacılara göre mutluluğun temeli olan mutlak ruh dinginliği : ATARAKSİYA

Er bezi, testis : HUSYE

Erbainden sonra gelen, 31 Ocakta başlayan elli günlük kış dönemi : HAMSİN

Erbezlerinin yangılanıp şişmesi : ORKİT

Erdem ve meziyette birbiriyle yarışma :TEFAZÜL

Erden çavuşa kadar olan askerlere verilen ad : ERAT

Erendiz Atasü’nün bir öykü kitabı : UÇU

Erganun : ORG

Ergenlik çağına ulaşmamış erkek çocuk : SABİ

Erginlik : RÜŞT

Erik, kayısı gibi ağaçlardan sızan bir tür zamk : KEDİBALI

Erim : MENZİL

Erime durumundaki madenlerin yüzeyinde toplanan madde : DIŞIK ; CÜRUF

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5031
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: BULMACA SÖZLÜĞÜ -E-

Mesaj  Admin Bir Paz Kas. 30, 2008 6:20 pm

Erime. : ZEVEBAN

Erimekte bulunan buzun sıcaklığı ile kaynar suyun buhar sıcaklığı arası seksene bölünerek derecelenmiş olan sıcak ölçer.: REOMÜR

Erimekte plan buzun sıcaklığını 32 santigrat derece,kaynar suyun buhar sıcaklığını 212 santigrat derece gösterebilecek biçimde derecelenmiş bulunan bir tür termometre.: FAHRENHAYT

Eristik : İDİŞİM

Erişim. : MUVASALA

Erişkin.: KAHİL: KAHYA

Erişmiş. : NAİL

Eritilmiş ve birazı yakılmış şekerle yapılan şekerleme.: KARAMELA

Eritre’nin başkenti.: ASMARA

Eritre’nin para birimi.: NAKFA

Eriyen elektrotla, karbondioksit koruması altında uygulanan ark kaynağı. : MAG

Eriyiği yapıştırıcı olarak kullanılan akasya,kitre,sütleğen gibi bazı ağaçların kabuklarından sızarak donan,renksiz veya sarı kırmızımtırak renkte amorf madde. : ZAMK

Eriyik. : MAHLUL

Erkeğin eşi, zevce. : REFİKA; AYAL ;ZEVCE

Erkeğin toplumsal bakımdan kadına egemen olduğu ve bu nedenle efendilik ayrıcalıklarını hak ettiği düşüncesine dayanan ideoloji.: MAŞİZM

Erkek balığın tohumu.: SÜT

Erkek boyun atkısı : FULAR

Erkek boz deveye yedi yaşından sonra verilen ad.:LÖK

Erkek cinsel organlarının işlevlerini,hastalıklarını inceleyen bilim dalı.:ANDROLOJİ

Erkek çocuk. : KIZAN

Erkek dans eşi. : KAVALYE

Erkek deve,iki hörgüçlü deve.: BUĞRA

Erkek doğum hekimi.: LAVTA

Erkek evlat,oğul.:MAHDUM

Erkek geyik. : HONA

Erkek hayvanın dişisiyle çiftleşmesi.:AŞIM

Erkek hemşire,korkunç güzel örneklerinde olduğu gibi,birleşemeyecek ters kavramların bir araya getirilmesine verilen ad.: OKSİMORON

Erkek hindi. : GURK

Erkek için yürekli,yiğit anlamında.: KOÇAK

Erkek kardeş :DADAŞ

Erkek keçi.:ERKEÇ

Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı.: BABAÇ

Erkek masajcı.: MASÖR

Erkek ördek. : SUNA

Erkek saçı biçiminde kesilmiş kadın saçı.: ALAGARSON

Erkek torun.: HAFİT

Erkek üreme organlarından ersuyu kanalının, kısırlaştırma ya da enfeksiyonu önleme amacıyla kesilmesi. : VAZEKTOMİ

Erkek ve dişinin birbirlerine karşı duydukları istek,şehvet.: KÖSNÜ

Erkek ya da dişi üreme hücresi. : GAMET

Erkeklerde resmi,ciddi;kadınlarda öğleden sonra giyilen,özenli,süslü,aksesuarı tamam giyime verilen ad.:ABİYE

Erkeklerde yaş dönemi. : ANDROPOZ

Erkeklere ait özel konut. : GARSONİYER

Erkeklerin gece ziyafetlerinde,galalarda ve gece eğlencelerinde giydikleri önü açık,ceketi daha çok atlas yakalı bir giysi türü.: SMOKİN

Erkeklerin giydiği,genellikle keçeden,ucu sivri veya yüksek başlık.: KÜLAH

Erkekliği güçlü, çok eski bir Mısır tanrısı.: MİN

Erkekliğin ve dişiliğin belirlenmesinde rol oynayan kromozom. : ALOZOM

Erkeklik organı. : ZEKER

Erkekte cinsel güçsüzlük.,puluçluk. : ANANET

Erken bunama. : ŞİZOFRENİ

Erken doğmuş bebek. : PREMATÜRE

Erken olgunlaşan ince kabuklu bir çeşit siyah üzüm. İMNİT

Ermeni asıllı Osmanlı tiyatro oyuncusu (Aznif Hanım diye de bilinirdi).:HRAÇYA

Ermeni müziğine özgü, kavala benzer bir çalgı. : DUDUK

Ermeni saz şairlerine verilen ad. : AŞUĞ

Ermenistan’ın başkenti.: ERİVAN

Ermenistan’ın kendi dilindeki adı. : HAYASTAN

Ermenistan’ın para birimi. : DRAM

Ermiş,Kum ve Köpük,İnsanoğlu İsa,Sözler gibi yapıtları dilimize de çevrilmiş Lübnan asıllı ABD’li yazar ve şair.: HALİL CİBRAN

Erotik, şehevi : KÖSNÜL

Erozyon etkisiyle oluşmuş,yumuşak engebeli yeryüzü parçası,yontukdüz.: PENEPLEN

Erteleme. : TECİL

Erzak odası. : KİLER

Erzincan yöresine özgü siyah üzüm cinsi.: CİMİN

Erzincan,Tunceli,Elazığ,Bingöl illerinde üretilen tanınmış bir tulum peyniri.: ŞAVAK

Erzincan’da bir kaplıca ve buradan çıkarılan tanınmış maden suyu. : BÖGERT

Erzincan’da ünlü bir şelale.: GİRLEVİK

Erzincan’ın bir ilçesi. : İLİÇ

Erzincan’ın Tercan ilçesinde kendi adını taşıyan kümbetiyle de tanınmış Saltuklu emiresi.: MAMAHATUN

Erzincan-Refahiye karayolunda bir dağ geçidi. : SAKALTUTAN

Erzurum ilinde bir göl ve çağlayan. : TORTUM

Erzurum yöresinde “saya” törenine verilen ad. : KALİK

Erzurum yöresine özgü,yoğurt ve yarmayla yapılan çorba : EN

Erzurum’da Oltu ilçesine özgü, “yatık döner” de denilen bir tür kebap. : CAĞ

Erzurum’da ünlü bir medrese.: YAKUTİYE

Erzurum’daki çifte minareli medresenin bir başka adı.: HATUNİYE

Erzurum’un Pasinler ilçesinde bir kaplıca.: ALİ PAŞA

Erzurum’un Uzundere ilçesinde, ünlü bir Gürcü kilisesi. : ÖŞKVANK

Esas maddesi gümüş sülfür olan siyah bir minenin,gümüş bir levhanın önceden hazırlanmış bölümlerine kakılmasıyla gerçekleştirilen süsleme tekniği.: ŞAVAT

Esenlik dilemek. : SELAM

Eserin sonuç bölümü. : EPİLOG

Eshabı Kehf’de yedi uyuyanların köpeğinin adı. : KITMİR

Esinti,rüzgarın bir kere esmesi.:NEFHA

Esir çocuk. : BEÇE

Esirgeyici, merhametli. :RAUF

Esirler.: ÜSERA

Eski toplarda kullanılan mermi ve demir parçalarını taşıyan silindir biçiminde kap. : ŞARAPNEL

Eski dilde bir yazıya eklenen parça. : ZEYİL

Eski adı Seylan olan ülke. : SRİLANKA

Eski ağırlık ölçüsü okkanın dört yüzde biri. : DİRHEM

Eski Ahit’in altı değişik metnini bütünleştiren “Heksapla” adlı yapıtıyla ünlü, erken dönem Yunan kilisesinin en önemli ilahiyatçısı. : ORİGENES

Eski Asur kenti. : NİNOVA

Eski ayakkabı. : KELİK

Eski Babil başkentlerinden biri.: LARSA

Eski bez parçası,paçavra. : ÇAPUT

Eski biçimine çevirme. : İRCA

Eski bir ağırlık ölçüsü birimi. : FARAK

Eski bir ağırlık ölçüsü birimi.(1283 gramlık). : OKKA

Eski bir ağırlık ölçüsü birimi.: BATMAN

Eski bir Avrupa kavmi.: KELT

Eski bir çalgı. : MAR

Eski bir fitilli tüfek. : ALAYBOZAN

Eski bir hacim ölçüsü.: KA

Eski bir Hindu tapınağı tipi.: ASANA

Eski bir salon dansı.: KADRİL

Eski bir tahıl ağırlık ölçüsü. : KİLE,: SA

Eski bir tüfek. : KARABİNA

Eski bir Türk çalgısı.: IKLIĞ

Eski bir Türkistan parası.: KİPEK

Eski bir uzunluk ölçüsü birimi (68 santimetreye eşit).: ARŞIN

Eski bir uzunluk ölçüsü.(65 cm boyunda). : ENDAZE

Eski çağ Roma yapıtlarında bulunan tuhaf,gülünç figürlerden oluşmuş süsleme üslubu.: GROTESK

Eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat bakımından inceleyen bilim dalı.: ARKEOLOJİ

Eski çağlardan kalma yapıt. : ANTİKA

Eski çağların en büyük hekimlerinden biri olan ve deneysel fizyolojinin kurucusu sayılan eski Yunanlı hekim. : GALENOS

Eski Çin felsefesinde,evrenin birliğini sağlayan düzen ilkesi.: TAO

Eski dide dullar.: ERAMİL

Eski dilde surat,yüz. : RU

Eski dilde acıyan. : RAİF

Eski dilde adalet,doğruluk.: ADL

Eski dilde adet, tören. : DEB

Eski dilde ağırbaşlılık, vakar. : VAK

Eski dilde ağız. : FEM

Eski dilde ağız : EHEN

Eski dilde ağlatma. : IBKA

Eski dilde akıllı. : LEBİBE

Eski dilde aktar anlamında sözcük.: ATTAR

Eski dilde alametler, işaretler. : ALAİM

Eski dilde alın. : NASİYE

Eski dilde altın. : ZER

Eski dilde ameller, istekler : AMAL

Eski dilde anahtar.: MİFTAH

Eski dilde anlama, kavrama : FEHİM

Eski dilde anne. : EM ; ÜM; MADER

Eski dilde Aralık ayı : BİRİNCİ KANUN , İLK KANUN

Eski dilde arka ,sırt. : ZAHR

Eski dilde arkası sıra : DERADAP

Eski dilde arkeoloji.: ATİKİYAT

Eski dilde asla, hiçbir zaman. : EBEDA

Eski dilde aslan. : ŞİR ; ESED

Eski dilde asma, bağ kütüğü.: REZ

Eski dilde astrolog. : NÜCUMİ

Eski dilde aşiretler, oymaklar.: AŞAİR

Eski dilde at, beygir. : ESB

Eski dilde atasözü.ARBIMESEL

Eski dilde ateşler. : NİRAN

Eski dilde atik,çevik.:ÇALAK

Eski dilde atlı haberci,postacı.:ÇAPAR

Eski dilde ayırıcı özellik. : ŞİAR

Eski dilde ayna. : MİRAT

Eski dilde ayrı durma.Sıkma, sıkarak bağlama. : ŞET

Eski dilde aysberg. : CUMUDİYE

Eski dilde azı dişi. : NAB

Eski dilde baba Cet. : EB

Eski dilde bağırsaklar. : EMA

Eski dilde bağlı kılma,kısıtlama. : TAKYİT

Eski dilde balık. : MAHİ

Eski dilde balta.: TEBER

Eski dilde başhekim.: SERTABİP

Eski dilde bayağı insanlar. : EDANİ

Eski dilde bayrak,sancak.: RAYET

Eski dilde belediye . : URAY

Eski dilde belirti. : NİŞANE

Eski dilde bencillik.: ENANİYET

Eski dilde benzer, eş, aynı anlamında sözcük.: NİD

Eski dilde berber. : PERUKAR

Eski dilde berrak,duru.: NAB

Eski dilde beşte bir.: PENÇİK

Eski dilde beyaz şaraba verilen ad.: ZERAB

Eski dilde beyazlanma,ağarma anlamında sözcük.: İBYİZAZ

Eski dilde bırakma,salıverme.: ITLAK

Eski dilde biçimsel anlamında bir sözcük.: SURİ

Eski dilde bilgiçlik taslayan.: MALUMATFURUŞ

Eski dilde bilmeceler.: ELGAZ

Eski dilde bin sayısı.: ELF

Eski dilde bir şeyin geçmişi.: SİBAK

Eski dilde bir yazıya eklenen parça. : ZEYİL

Eski dilde bitiştirme,birleştirme,iki şeyi birbirine ekleme. : İLSAK

Eski dilde boy,endam. : KAD

Eski dilde boylam. : TUL

Eski dilde boynuzdan yapılan bir tür boru.: NEFİR

Eski dilde bozma,.feshetme. : FEK

Eski dilde böğürtlen.: BÜK

Eski dilde burun ucu. / Hayvanların burun ucu.: KALAK

Eski dilde burun.: ENF

Eski dilde bülbül. : ANDELİB

Eski dilde cam, kristal.: MİNA

Eski dilde cehennem. : TAMU

Eski dilde cehennem.: NİRAN

Eski dilde cıva. : ABEK

Eski dilde cömertlik,iyilikseverlik.: SEMAHAT

Eski dilde çekinme, razı olmama. : İBA

Eski dilde çekirge. : MİK

Eski dilde çeyrek. : RUBU

Eski dilde çizme. : MUSE

Eski dilde çocuklar.: EFTAL

Eski dilde çok bağışta bulunan. : MİNAM

Eski dilde çok konuşan,geveze anlamındaki sözcük.: RAAD

Eski dilde çok olma durumu, çokluk, bolluk. Kalabalık. : KESRET

Eski dilde çok sık kadın boşayan erkek. : MITLAK

Eski dilde çöl. : TİH

Eski dilde çukur.: ÜKRE

Eski dilde dağ eteği, çayırlık, çimenlik. : RAG

Eski dilde dağ kırlangıcına verilen ad.: UVVAR

Eski dilde dağ.: CEBEL

Eski dilde daha doğru, en sağlam. : ASAH

Eski dilde damar. : REG

Eski dilde damla hastalığı.: NIKRİS

Eski dilde davul.: TABL

Eski dilde değme,dokunma. : MES

Eski dilde delip geçen,içe işleyen.: NAFİZ

Eski dilde demir : AHEN

Eski dilde deri kalkan : DARAKA

Eski dilde derin hale getirme : İKAR

Eski dilde derinlik : UMK

Eski dilde derinlikler : AMAK

Eski dilde deve : ŞÜTÜR

Eski dilde devirler, çağlar, zamanlar : EDVAR

Eski dilde dışarı çıkarma, dışarı atma : ITRAH

Eski dilde dilek : KAM

Eski dilde dilenci : SAİL ; GEDA

Eski dilde dilsiz : EBKEM

Eski dilde dinç, güçlü, kuvvetli : TÜVANA

Eski dilde dinlenme, istirahat : AJ

Eski dilde diyalektik : CEDEL

Eski dilde doğuştan kör : NABİNA

Eski dilde doku. : NESİÇ

Eski dilde dokumacılıkta, tüle benzer ince ve saydam bir kumaş : SAKANGUR

Eski dilde dolum, dolma, doluluk. : MELA

Eski dilde dostlar, arkadaşlar : İHVAN

Eski dilde doyurma : İŞBA

Eski dilde dökme, akıtma : İRAKA

Eski dilde dölleme, döllenme : İLKAH

Eski dilde dönek : ALLAK

Eski dilde dönence : MEDAR

Eski dilde dördüncü : RABİA

Eski dilde dörtte bir, çeyrek : RUBU

Eski dilde dudak : LEB

Eski dilde duruşma : MURAFAA

Eski dilde duvar : DAR

Eski dilde düğün yemeği./Saadet, mutluluk : URS ; URAS

Eski dilde düşman : ADU

Eski dilde düşmanlar, hasımlar : HUSUM

Eski dilde eczacı : İSPENÇİYAR

Eski dilde Ekim ayı. : BİRİNCİ TEŞRİN

Eski dilde ekmek : NAN

Eski dilde el ustalığı : ZANAAT

Eski dilde el : DEST

Eski dilde elbise, çamaşır : CAME

Eski dilde elma : SİB

Eski dilde en azından., asgari : LAAKAL

Eski dilde en sefiller, pek aşağı : ESFEL

Eski dilde en sonra bulunan, sonuncu : HATEM

Eski dilde en tatlı : AZEB

Eski dilde engel,uymazlık : BEİS ; HAİL

Eski dilde enine, enlemesine : ARZANİ

Eski dilde er, erkek : NER

Eski dilde erik : ALU

Eski dilde erkeğin kadını boşaması : TALAK

Eski dilde erkek evlatlar : PÜSERAN

Eski dilde erkekler : RİCAL

Eski dilde eskiler anlamında sözcük : ATAİK

Eski dilde estetik : BEDİA

Eski dilde eş , zevce : REFİKA

Eski dilde eşek : HAR

Eski dilde eşik : ASİTANE

Eski dilde et : LAHM

Eski dilde etek : DAMEN

Eski dilde eziyet, sıkıntı, azap : RENC

Eski dilde faiz : RİBA

Eski dilde fakat, ama, ancak anlamında sözcük : LİK

Eski dilde fiiller, eylemler anlamında sözcük : EFAL

Eski dilde frengi hastalığına verilen ad : ATEŞEK

Eski dilde gayri, başka : SİVA

Eski dilde gazete : CERİDE

Eski dilde gece : ŞEB ; LEYL

Eski dilde geceler : LEYAL

Eski dilde geçip gitme, sona erme : MÜRUR

Eski dilde gelin. Gelin,yeni evlenmiş kadın : ARUS

Eski dilde gemi demiri : MİRSAT

Eski dilde gemi : SEFİNE ; SABİHA ; KEŞTİ

Eski dilde geometri : HENDESE

Eski dilde gerdek : ARİS

Eski dilde geri çeviren,reddeden : RAD

Eski dilde geri döndürme, geri çevirme : REKS

Eski dilde gidiş, gelip gitme : REFTİ ; REFT

Eski dilde giyen, giyinmiş : LABİS

Eski dilde giysi, giyecek : RUBA ; LİBAS

Eski dilde gizem : RAZ

Eski dilde gökbilim, astronomi : FELEKİYAT

Eski dilde gökkuşağı : TİRAJE

Eski dilde gömlek : KOMİS

Eski dilde görme : RÜYET

Eski dilde gösterme : İRAE

Eski dilde göz : AYN ; DİDE

Eski dilde gözyaşı : EŞK

Eski dilde güç, iktidar elde etme anlamında sözcük : NAMİYE

Eski dilde güçsüz bırakma : İHAN

Eski dilde gün : RUZ

Eski dilde gün : YEVM

Eski dilde güneş ya da ay tutulması : KESF

Eski dilde güneş : ŞEMS

Eski dilde günlük olayların yazıldığı defter : RUZNAME

Eski dilde güreş. : AFTAB

Eski dilde gürültü. Savaş : VEGA

Eski dilde güzel kokulu şey : ŞEMİME

Eski dilde haberci, ulak : SAİ

Eski dilde halkın İstanbul’daki yabancılara, özellikle Fransızlara verdiği ad: DİDON

Eski dilde hasta : BİMAR

Eski dilde hastalık , dert : DA

Eski dilde hastalık : MARAZ

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5031
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: BULMACA SÖZLÜĞÜ -E-

Mesaj  Admin Bir Paz Kas. 30, 2008 6:45 pm

Eski dilde hastalıklar.:EMRAZ

Eski dilde hazırlama,yerleştirme.:TABİYE

Eski dilde herhangi bir şeyin küçük parçası.:ŞİRZİME

Eski dilde hesap defteri.. : ABAR

Eski dilde hesap, tahmin, istatistik. Araştırma, inceleme. : AMAR

Eski dilde hevesler, istekler. : EHVA

Eski dilde hiddet, öfke, kızgınlık. : KAKINÇ

Eski dilde hokkabazlık, el çabukluğu. : ŞABEZE

Eski dilde hor görülen,aşağılanmış olan.: AHKAR

Eski dilde horoz : DİK

Eski dilde hükümetin,hazinenin malı olan,beylik.: MİRİ

Eski dilde ılgın ağacı.: AC

Eski dilde ibadet etme.:TAAT

Eski dilde ibadet.:KUNUT

Eski dilde iç,öz,asıl,merkez.:SAMİM

Eski dilde içi taşla örülü kuyuya verilen ad.:RES

Eski dilde idare etmek., temize çıkarmak. : ABRAMAK

Eski dilde ihtiyarlık. : ŞEYB

Eski dilde ikiz anlamında sözcük.:TEVEM

Eski dilde ikizler burcu.: CEVZA

Eski dilde iklimler.: EKALİM

Eski dilde ilkbahar.: NEVBAHAR

Eski dilde insanlar, kimseler. : KESAN

Eski dilde integral. :TAMAMİ

Eski dilde intikam. : SAR

Eski dilde it üzümü.:BAREC

Eski dilde iyi cins at. : SAFİN

Eski dilde kadın.: ZEN

Eski dilde kadınca,kadın gibi.:ZENANE

Eski dilde kadınlar, kızlar. : İNAS

Eski dilde kahramanlar, yiğitler. : ASÜD

Eski dilde kale hendeği. : UR

Eski dilde kalıba dökme.:İSAGA

Eski dilde kalın kafalı.:GABİ

Eski dilde kalın sopa,değnek.:MATRAK

Eski dilde kamış. : NAY

Eski dilde kan pıhtısı. : ALAK

Eski dilde kan. : DEM.:HUN

Eski dilde kanat.:BAL

Eski dilde kansere verilen ad.:AKİLE

Eski dilde kapı önü,eşik.:ASİTAN

Eski dilde kaplan.:BEBİR

Eski dilde karanlık.:ZULMET

Eski dilde karınca. : MUR

Eski dilde karında su biriktirme hastalığı. : AMAR

Eski dilde kartal takım yıldızının adı.:UKAB

Eski dilde Kasım ayı. : İKİNCİ TEŞRİN:SONTEŞRİN

Eski dilde kaş.: EBRU

Eski dilde katıksız,saf.:RAİK

Eski dilde kaz.: BAT

Eski dilde kazalar,belalar.:AVARIZ

Eski dilde kemik. : AZM

Eski dilde kent,şehir. :ŞAR

Eski dilde kesin bilgi,sağlam kanıt.:İKANİ

Eski dilde kılıç. : TİG .:SEYF

Eski dilde kırmızı renkli olan. : LALİN

Eski dilde kilise çanı.:NAKUS

Eski dilde kimse. : KİMESNE

Eski dilde kimseler, insanlar. : KESAN

Eski dilde kip.:SIYGA

Eski dilde kirpikler.:MÜJGAN

Eski dilde koku. : BU

Eski dilde kolay. : ASAN

Eski dilde konsolos.:ŞEHBENDER

Eski dilde korkan, ürkek. : REMENDE

Eski dilde korku,heyecan.: REV: BİM

Eski dilde kovma. : İBAD

Eski dilde kök tutmuş,köklenmiş.:RİŞEGİR

Eski dilde köpek. : SEG : SEK

Eski dilde körpelik,tazelik.: TARAVET

Eski dilde kötü iş yapma,kötülük etme.:İRTİKAP

Eski dilde kötülükçü,fesat kimse. :ŞERİR

Eski dilde köyle ilgili,köylü. :RUSTAİ

Eski dilde kucak.:AGUŞ

Eski dilde kumaş. : KALA

Eski dilde kural dışı,uyumsuz.:ŞAZ

Eski dilde kurban bayramı. : ADHA

Eski dilde kuş gagası. :NUL

Eski dilde kuşluk vakti. : ÇAŞT

Eski dilde kuvvetler,güçler.:KUVA

Eski dilde küçük mızrak. :NİZEK

Eski dilde lanet sözü. : LAN

Eski dilde mektup, mesaj ulaştırma. : BELAĞ

Eski dilde mermer.:RUHAM

Eski dilde mezarlar,kabirler.:MEDAFİN

Eski dilde mimaride yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK

Eski dilde mizah sanatı.:MÜZAHE

Eski dilde mum, balmumu.: ŞEM

Eski dilde mutlu etme, mutluluk verme. : İSAD


Eski dilde mühür. Yüzük gibi parmağa takılan mühür. : HATEM

Eski dilde müjde, müjdeli haber. : SAVA

Eski dilde Müneccimlerce insanın doğduğu andan başlayarak,yaşamındaki uğursuz anların hesaplanması. : ASİTAN

Eski dilde mürettebat.:TAİFE

Eski dilde narin, ince, dokunaklı, hassas. Merhametli, çok acıyan. Yufka yürekli, açıyan. (İslam hukukunda: Köle). : RAKİK

Eski dilde nevale,azık. : TUŞE

Eski dilde Ocak ayı. : İKİNCİ KANUN:KANUNUSANİ

Eski dilde odun,ağaç. :UÇARI

Eski dilde oğul,evlat.:İBN

Eski dilde ok atıcı,okçu.:KEMANKEŞ

Eski dilde ok.. : TİR

Eski dilde Oklar. NİBAL

Eski dilde on sayısı. : AŞR

Eski dilde onarma.:REM

Eski dilde ondalık.:AŞARİ

Eski dilde onluklar.:AŞERAT

Eski dilde otlar. : ERA

Eski dilde oturan, oturmuş anlamında birleşik sözcükler oluşturan sözcük. : NİŞİN

Eski dilde öç,intikam.:SAR

Eski dilde öd kesesi.:MERARE

Eski dilde öfke.:RİS

Eski dilde öğrenci.:ŞAKİRT.:TİLMİZ

Eski dilde öğüt,nasihat. : MEVİZE : NUSH

Eski dilde ömürler, hayatlar, yaşlar. : AMAR

Eski dilde önce davranma.:TAKADDÜM

Eski dilde öncü.:TALİA

Eski dilde örtme, gizleme.: SETR

Eski dilde örtüler,zarlar anlamında sözcük.:AGŞİYE

Eski dilde örümcek. : ANKEBUT

Eski dilde özdeyiş.:KELAMIKİBAR

Eski dilde özgürlük yanlısı olanlar. : AHRAR

Eski dilde papağan. :TUTİ

Eski dilde parlaklık,göz alıcılık.:REVNAK

Eski dilde parlama.:LEM

Eski dilde parlayan,parlak.:ŞARIK

Eski dilde peçe,yaşmak. : LİSAM

Eski dilde pek az., çok aşağı. : EDNA

Eski dilde pirinç. : ERZ

Eski dilde rüzgar, esinti. : RİH

Eski dilde saf,arı,katıksız anlamında sözcük.:NAB

Eski dilde sağır. : ASAM

Eski dilde sanık.: MAZNUN

Eski dilde satın alma.:İŞTİRA

Eski dilde satrançtaki vezir taşı.: ASAF

Eski dilde satrançtaki vezir. : FERZ

Eski dilde sefil, pek aşağı. : EZFEL

Eski dilde sermaye,kapital.:RESULMAL

Eski dilde sevinçli,neşeli.:ŞADAN

Eski dilde sıcak suda haşlama. : NAK

Eski dilde sıcaklık,hararet.:TEB

Eski dilde sığır çobanı.: RAİ

Eski dilde sıhhi. : ZENİ

Eski dilde sıkıntı verici.:MUKASSİ

Eski dilde siyah kan damarı,toplardamar.:VERİT

Eski dilde sol taraf.:YESAR

Eski dilde soluk,nefes : DEM

Eski dilde sorgu yargıcı. : MÜSTANTİK

Eski dilde soylular,aristokrasi.: ZADEGAN

Eski dilde sövme,sövgü. :ŞETİM

Eski dilde su yosunları.: ÜSNİYE

Eski dilde su.. : AB : MA

Eski dilde suda yüzme.:SİBAHAT

Eski dilde sultanlar.:SELATİN

Eski dilde sundurma.:REVAK

Eski dilde surat, yüz. : RU

Eski dilde sülük. : ALAK

Eski dilde sünnet etme.:HİTAN

Eski dilde süreç.:VETİRE

Eski dilde süs.: ZİVER

Eski dilde şairler.:ŞUARA

Eski dilde şarap.. :HAMR.:MÜL:NUŞDARU

Eski dilde şehir.:ŞAR

Eski dilde şehvet.:BAH

Eski dilde şiddetli ceza,ibret.:NEKAL

Eski dilde şiirler.:EŞAR

Eski dilde şişme, kabarma. : AMASA

Eski dilde şöhret, ün. : NENG

Eski dilde şüpheci, kuruntulu kimse için kullanılan sözcük. : MERAKİ

Eski dilde şüphecilik (felsefede). : İNADİYE

Eski dilde taç.: İKLİL

Eski dilde taçlar. : TİC

Eski dilde tahtlar. : ERAİK

Eski dilde takım,çeşit.:MAKULE

Eski dilde tanrılık vasfı,tanrısallık.:ULUHİYET

Eski dilde tarak. : ŞANE

Eski dilde tasarlama.:TASMİM

Eski dilde taş. :SENG

Eski dilde taşları parçalamakta kullanılan büyük çekiç.:MİTİN

Eski dilde terim.:ISTILAH

Eski dilde ticaret.:TECİM

Eski dilde titreyiş, titreme. : RAŞE

Eski dilde toplama. : İCMA

Eski dilde toz,toprak.:GUBAR

Eski dilde trigonometri.:MÜSELLESAT

Eski dilde tuğgeneral.: MİRLİVA

Eski dilde tuz. : NEMEK

Eski dilde Türkler anlamında sözcük. : ETRAK

Eski dilde uğursuzluk. : HUSUM

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5031
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: BULMACA SÖZLÜĞÜ -E-

Mesaj  Admin Bir Paz Kas. 30, 2008 6:47 pm

Eski dilde unutma.:NİSYAN

Eski dilde uyunacak yer,yatak odası.:MENAM

Eski dilde uyurgezer.: SAİFFİLMENAM

Eski dilde uzaklık, ara. : KAB

Eski dilde ülser.:KARHA

Eski dilde üzengi.: RİKAB

Eski dilde üzerine yazı yazılmış kağıda veya mektuba verilen ad.:RAKİME

Eski dilde üzüm. : İNEB

Eski dilde üzüntü, kaygı, : HEM

Eski dilde vergi toplama . : CİBAYET

Eski dilde vurmak.:URMAK

Eski dilde yabancı.:BİGANE

Eski dilde yağmur,sağanak.:BARİS

Eski dilde yağmur.:MATAR

Eski dilde yakın,az aralıklı olan.:KARİN

Eski dilde yalan.:ENİSAN

Eski dilde yanak.:İZAR

Eski dilde yara. : KARHA

Eski dilde yara.:ZAHM

Eski dilde yaradılış.:FITR

Eski dilde yardım. : NASR

Eski dilde yarım arşın veya 30,5 cm uzunluğundaki ölçü birimi.Kadem.:AYAK

Eski dilde yasaklayan, engel olan. : NAHİ

Eski dilde yazı dizisi.:TEFRİKA



Eski dilde yemin etme. : İLA

Eski dilde Yengeç Burcu.: SERETAN

Eski dilde yeni anlamında bir sözcük.: CEDİT

Eski dilde yıl. : AM

Eski dilde yılan.: MAR

Eski dilde yıldırım.: BARİKA

Eski dilde yıldız.:SİTARE

Eski dilde yıldızların belli bir zamandaki yerlerini,durumlarını gösterir çizelge. : ZAYİÇE

Eski dilde yırtma. : ÇAK

Eski dilde yiğitler, kahramanlar. : ASÜD

Eski dilde yiyecek ve içecek şeyleri veren anlamında sözcük.: RAZİK

Eski dilde yumuşaklık,gevşeklik.:NERMİ

Eski dilde yumuşaklık.: NERM

Eski dilde yuva.:LANE

Eski dilde yuvar.:KÜREVYE

Eski dilde yüz örtüsü,peçe.:NİKAB

Eski dilde yüzyıl.: ASR

Eski dilde zalimler, zulmedenler. : ZALEME

Eski dilde zaman, vakit. : ADAR

Eski dilde zaman.:EYN

Eski dilde zarif giyinen kimse. : TİRENDAZ

Eski dilde zor.:TENG

Eski dilde zorluk, güçlük. Darlık, sıkıntı. Zor iş. Tıp. : USRET:USR

Eski dilde,yenirce denilen yaraya verilen ad.:AKİLE

Eski Doğu’da ve Bizans’ta hükümdarlık simgesi olan tören başlığı.:TİARA

Eski el yazılarını okuma bilgisi. :PALEOGRAFİ

Eski eşya pazarı.:BİTPAZARI

Eski eşya.:PILIPIRTI

Eski Fars’ların,Medlerin ve Asurluların kullandığı yazı.:ÇİVİYAZISI

Eski Filistin ülkesine verilen ad.:KENAN

Eski haline getirme.:İRCA

Eski Hindistan’ın en ünlü hükümdarlarından biri.:AŞOKA

Eski hukukta rüşvet verenle alan arasında aracılık edene verilen ad. : RAİŞ

Eski İran dininde aşk ve bereket tanrısı. : ANAHİTA

Eski İran inanışında aşk ve doğurganlık tanrıçası.:ANAHİTA

Eski İran inanışında karanlık ve kötülük tanrısı. : EHRİMEN

Eski İran’da hükümdarların taht salonlarına ve bu salonu içeren önü sütunlu saraylarına verilen ad.:APADANA

Eski İran’da kullanılan Zerdüşt takviminde yılın sekizinci ayı. : ABAN

Eski İskandinav mitolojisinde baş tanrı. : ODİN

Eski İskandinav mitolojisinde evrenin yaradılışında oluşan ilk canlı. : YMİR

Eski İstanbul evlerinde çatının döşemesi tahta üstü çinko çatılı bölümü.:TAHTABOŞ

Eski İzlanda edebiyatı örneklerinin yer aldığı yapıt. : EDDA

Eski Japon bozuk parası. : RİN

Eski Japon uzunluk ölçüsü.:Rİ

Eski Japonya’da soylular sınıfı: İO

Eski Japonya’da tüccar sınıfı . : CHONİN

Eski Kıbrıs’ın kuvvet tanrısı. : BES

Eski kitap alıp satan.:SAHAF

Eski kitap ciltlerinde bir yanından alt kapağın dış kenarındaki sertaba bağlı,öbür yanı üçgen biçiminde olan parça.:MIKLEB

Eski konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire. : MABEYİN

Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse yada topluluk.:VANDAL

Eski kültür ve sanat yapıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse ya da topluluk.:VANDAL

Eski Mezdeki dinine bağlı Perslerin ayinlerde kullandıkları,bazılarının yalancı altın mantarı gibi sanrı yaratıcı bir mantar sandığı bitki. : HAOMA

Eski Mezopotamya halklarının ay tanrısı.:ENZU

Eski Mezopotamya halklarının deniz tanrıçası. : TİAMAT

Eski Mezopotamya halklarının en önemli bayramı.:AKİTU

Eski Mezopotamya halklarının en tanınmış tanrıçası. : İŞTAR

Eski Mezopotamya halklarının gök tanrısı. : ANU

Eski Mezopotamya halklarının koruyucu tanrısı.:MARDUK

Eski Mezopotamya halklarının yazı ve bilgelik tanrısı. : NABU

Eski Mısır dininde “ka” ve “ah” ile birlikte ruhun üç görünümünden biri. : BA

Eski Mısır dininde bir tanrı. :SERAPİS

Eski Mısır dininde evreni ve her şeyi yaratan tanrı.:PTAH

Eski Mısır dininde güneşin ve yaratıcı tanrının görünümlerinden biri. : ATUM

Eski Mısır inanışında ana tanrıça. : İSİS

Eski Mısır tanrılarının asası. : UAS

Eski Mısır valilerine verilen ad.:HİDİV

Eski Mısır ve Yunan kültürlerinde önemli bir yeri olan insan başlı aslan gövdeli mitolojik yaratık.:SFENKS

Eski Mısır ve Yunan’da dikilmiş yekpare bir taştan oluşan anıt.:STEL

Eski Mısır’da bereket ve hasat,üreme ve doğurganlık tanrısı. : MİN

Eski Mısır’da doğan güneş tanrısı.:İHİ

Eski Mısır’da güneş kursu olarak betimlenen güneş tanrısı. : ATON

Eski Mısır’da güneş tanrısı. : AMON

Eski Mısır’da kişinin muska gibi kullandığı atalarından kalma küçük vücut parçası.: AMULET

Eski Mısır’da korkunç görünümlü bir cüce olarak betimlenen tanrı.:BES

Eski Mısır’da ölüler ülkesine verilen ad.:İALU

Eski Mısır’da ölülerin koruyucu tanrısı. : OSİRİS

Eski Mısır’da savaşçıların ve silahların tanrıçası.:ANAT

Eski Mısır’da su aygırı avcısı olarak betimlenen tanrı. : ONURİS

Eski Mısır’da şehir devletlerine verilen ad.: NOM

Eski Mısır’da taşımacılıkta kullanılan bir tür tekne.: BARİ

Eski Mısır’da üretici güç. : KA

Eski Mısır’da,18. hanedandan dört firavunun ismi: AMENOFİS

Eski Mısır’da,kişinin muska gibi kullandığı atalarından kalma küçük vücut parçası.:AMULET

Eski Mısır’ın en büyük piramitlerinden biri. : MİKERİNOS

Eski Mısır’ın en parlak dönemindeki başkenti. :TEB

Eski Mısır’ın ölüler tanrısı.:ANUBİS

Eski Mısırlıların,Asya’nın Mısır’a yakın bölgelerinde yaşayan Sami kavimlerine verdikleri ad.:AAMU

Eski mimarlıkta yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK

Eski Ortadoğu halklarının bereket tanrısı. : BAAL

Eski Roma evlerinin ortasında,evin bütün bölümlerinin açıldığı avlu.:ATRİUM

Eski Roma’da artık emeklilik hakkını elde etmiş olan asker.:VETERANUS

Eski Roma’da ayrıcalıklı Particiler dışında kalan yurttaşlara verilen ad.: PLEBLER

Eski Roma’da soyluların oluşturduğu siyasal parti.:NOBİLİTAS

Eski Roma’da vahşi hayvan ve av tanrıçası . DİANA

Eski Roma’da,bir sirk içinde küçük çapta deniz savaşları yapılmak üzere kazılmış büyük havuz.: NOMAHYA

Eski Romalılar zamanında,Roma’da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan.:FORUM

Eski Romalıların ulusal giysisi olan geniş ve uzun harmani. : TOGA

Eski Rus kentlerinin tahkim edilmiş orta mahallesine verilen ad. : KREMLİN

Eski Rusya’da gönüllü emekçiler birliği.:ARTEL

Eski salon danslarından biri ve bu dansın müziği.:KADRİL

Eski Sparta’da halk meclisi.:APELLA

Eski Sümer su tanrısı. : EA

Eski şairlerin kasidelerinde övdükleri kişilerden aldıkları bahşiş.:CAİZE

Eski tekkelerde dervişlerin yalnızca ibadet etmek ve çile doldurmak için kapandıkları ,saraylarda ise girilmesi yasak olan oda.:HALVETHANE

Eski toplarda kullanılan mermi ve demir parçalarını taşıyan silindir biçiminde kap. : ŞARAPNEL

Eski Türk çalgılarından biri. : MUGNİ

Eski Türk devletlerinde , özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi yada bağımsız bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. : ATABEK

Eski Türk devletlerinde yolları koruyup gözeten görevlilere verilen ad.:YASAVUL

Eski Türk gelenek ,görenek,töre ve hayatına uygun,alafranga karşıtı. : ALATURKA

Eski Türk güreşlerinden biri. : ABA

Eski Türk sanatında kağıt oymacılığına verilen ad.:KAAT

Eski Türkçede rüşvet anlamında kullanılan sözcük. :ORUNÇ

Eski Türklerde at, köpek, keçi gibi evcil hayvanların mumyalarına verilen ad. : KİP

Eski Türklerde atasözü, tez. : SAV

Eski Türklerde bazı heykellere verilen ad. : AĞALMATA

Eski Türklerde bir babanın taşınmaz mallarının mirasçısı olan en küçük oğul. : TEKİN

Eski Türklerde büyük davula ve davul tokmağına verilen ad. : BARABAN

Eski Türklerde çocukları koruyan tanrıça. : UMAY

Eski Türklerde deniz tanrıçası. : AKANA

Eski Türklerde doğaüstü güçlerle doğrudan iletişim kurma yeteneği olduğuna inanılan din adamı.:ŞAMAN

Eski Türklerde doğum tanrıçası.:AYZIT

Eski Türklerde gök tanrısı. : ÜLGEN

Eski Türklerde hanlardan yada beylerden biri öldüğünde mezarı üzerine serilen ve daha sonra yoksullara dağıtılan kumaş.:EŞKE

Eski Türklerde hükümdarlara ve hükümdar ailesi mensuplarına verilen unvan.:İLİG

Eski Türklerde kullanılan bir unvan.:TİGİN

Eski Türklerde kutsal sayılan hekim. : ATASAGUN

Eski Türklerde mezarların üzerine anıt olarak dikilen taşlar. : BALBAL

Eski Türklerde ordu müfettişlerine verilen ad. : YASAVUL

Eski Türklerde ölen bir kişinin ardından yazılan şiir türü.:SAĞU

Eski Türklerde ölmüş ataların tapılan suret ve heykellerine,toteme verilen ad.: ABAK

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5031
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: BULMACA SÖZLÜĞÜ -E-

Mesaj  Admin Bir Paz Kas. 30, 2008 6:47 pm

Eski Türklerde ölüler için yapılan tören. : YOĞ : YUĞ

Eski Türklerde soylular sınıfı. : AKSÜYEK

Eski Türklerde şamanın hastaları iyileştirmek için okuduğu dualara verilen ad.: ARPAĞ

Eski Türklerde Tanrı.: OĞAN

Eski Türklerde toplumsal bölüşümü düzenleyen sistem veya hukuk.:ÜLÜŞ

Eski Türklerde tufan tanrısı. : CAYIK

Eski Türklerde ve Moğollarda hakanın seçme muhafızlarına verilen ad.:NÖKER

Eski Türklerde yağmur yağdırıp yel estirdiğine inanılan büyü taşı.:YADA

Eski Türklerde yer altı tanrısı. : ERLİKHAN

Eski Türklerde yeraltında yaşadığına ve timsahı andırdığına inanılan canavar. : ABRA

Eski Türklerin dini. : ŞAMANİZM

Eski Türklerin inanışında su perisi.:İLAYDA

Eski Türklerin savaşa giderken taşıdıkları ipek yada yaban sığırı kuyruğundan tuğ.:BEÇKEM

Eski ve usta gemici. : ÇAÇA

Eski vezir konaklarında bir kısım müstahdeme verilen ad.:ZOBU

Eski Yahudilere verilen ad.:İBRANİ

Eski yazıları inceleyen bilim dalı.:PALEOGRAFİ

Eski Yunan mitolojisinde Medusa’nın kanından doğma kanatlı at. : PEGASOS

Eski Yunan müziğinde eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilebilecek en küçük aralık.: KOMA

Eski Yunan da Dionysos şerefine düzenlenen ve komedinin doğmasına neden olan şenliklere verilen ad.: KOMOS

Eski Yunan dininde toprak ve bereket tanrıçası : DEMETER

Eski Yunan fabl’larını derlediğine inanılan,ama gerçekte yaşamadığı hemen hemen kesin olan yazara geleneksel olarak verilen ad.: EZOP (AİSOPOS)

Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.: MONAT

Eski Yunan kentlerinde pazar yeri,antik kent meydanı.Yönetim,politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan. : AGORA

Eski Yunan mitolojisinde kötülük tanrıçası.:ATE

Eski Yunan mitolojisinde öbür dünyanın en karanlık bölümü.: EREBOS

Eski Yunan mitolojisinde,Apollon ve Artemis’in annesi olan,Titanların kızı . : LETO

Eski Yunan mitolojisinde,Artemis tarafından öldürülen ve takım yıldıza dönüştürülen,Poseidon’un oğlu olan dev avcı.:ORİON

Eski Yunan mitolojisinde,Oidipus’un hem annesi,hem karısı olan kadın.: İOKASTE

Eski Yunan sanatında,ayakta duran genç ve çıplak erkek heykeli.:KUROS

Eski Yunan tiyatrolarında sahneye verilen ad. : SKENE

Eski Yunan ve Roma’da hekimlik tanrısı.: ASKLEPİON.: ASKLEPİOS

Eski Yunan’da büyük olasılıkla Anadolu’nun güneybatısındaki Konya’dan türeyen tanrıça.:HEKATE

Eski Yunan’da eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilen en küçük aralık. : KOMA

Eski Yunan’da koşu,uzun atlama,cirit atma,disk atma ve güreşi kapsayan atletizm yarışması.:PENTATLON

Eski Yunan’da müzisyenlerin konser verdiği basamaklı yer.:ODEON

Eski Yunan’da,kent devleti (polis) dışında kalan taşra bölgesi yada köy : DEMOS

Eski Yunanda lir çalıp şiirlerini söyleyen şair.: AED

Eski Yunanistan’da tapınaklarda yer alan ve üzerine sungular konan masa. : ABAK

Eski Yunanistan’da,içinde genellikle çeşitli binalar ve bağışlarla çevrili bir tapınağın da yer aldığı kutsal alan.:HİERON

Eski Yunanlı,Grek.:HELEN

Eski Yunanlılarda,belli bir biçimi ve karakteri olan müzik yapıtı.:NOMOS

Eski Yunanlılarda,özellikle Makedonya piyadelerinin çekirdeğini oluşturan mızraklı alay.:FALANJ

Eski Yunanlıların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı. : DİTİRAMP

Eski Yunan-Roma dininde, toprağın ve ürünün bereketini simgeleyen doğa tanrısı : DİONYSOS

Eski zamandan kalan,arkaik.: ESKİL

Eski zamanla ilgili. : ATİK

Eski, ezeli. : KADİM

Eski, seki, eksi” örneğinde olduğu gibi, bir sözcük içindeki seslerin yerini değiştirerek elde edilen yeni sözcüğe verilen ad. : ANAGRAM

Eskiden şairlerin kasidelerinde övgüsünü yaptıkları kişilerden aldıkları para yada armağan.:CAİZE

Eskiden “arkeoloji” anlamında kullanılan sözcük. : ATİKİYAT

Eskiden “Pastoral” anlamında kullanılan sözcük. : RAİYE

Eskiden 1283 gram ya da 400 dirhem ağırlığındaki ölçü birimi; okka. : KIYYE

Eskiden adet, tören. : DEB

Eskiden ağır cezalıların ayaklarına takılan kalın zincir.: PRANGA

Eskiden akıl hastalarına bakmakla yükümlü gardiyan,hademe.: GÜLLABİCİ:GÜLLABİ

Eskiden albay. : MİRALAY

Eskiden Alman ordusunda kullanılmış bir tür tabanca.:PARABELLUM

Eskiden Anadolu beyliklerinde donanma hizmetlerinde görevlendirilen asker. : AZEB


Eskiden Aralık ayına verilen ad. : İLKKANUN

Eskiden Arapların Recep ayında kestikleri kurban. : ATİRE

Eskiden askerlerin aldıkları üç aylık maaşın Şevval,Zilkade ve Zilhicce aylarına denk gelen dördüncü bölümü.: LEZEZ

Eskiden Avrupa’da kentler arasında yolcu taşımakta kullanılan kapalı ve dört tekerlekli at arabası : DİLİJANS

Eskiden Avrupa’da yayılmış olan mobilya,giyim vs üslubu.:AMPİR

Eskiden Avrupa’ya verilen bir ad.: FRENGİSTAN

Eskiden avukata verilen ad. : MUHAMİ ; MAHAMAT

Eskiden aynı adı taşıyan ottan,bugün ise yapay yollarla elde edilen,mavi renkli,sarılığını gidermek için çamaşırın son suyuna karıştırılan toz boya.: ÇİVİT

Eskiden Bağdat, Isfahan ve Almeria’da dokunan ipekli kumaş. : ATABİ

Eskiden bazı bölgelerde kadınların sokağa çıkarken manto üstüne örtündükleri işlemeli geniş örtü.: MAHRAMA

Eskiden beli ince göstermek için kadınların kalça üzerine bağladıkları yastık.:UHDUME

Eskiden beyaz sandal,sümbül kökü,kırmızı gül,turunç ve iğde çiçekleri gibi kokulu maddelerin miskle karıştırılıp dövülmesinden yapılan güzel koku.: ABİR

Eskiden bezek işlerinde kullanılan bir tür sedef.: ARUSEK

Eskiden bir dairenin dışarıdaki ayak işlerine bakan kimse.: ÇUHADAR

Eskiden bir gazetenin geçici olarak kapatıldığını bildiren resmi yazı. : TATİLNAME

Eskiden birçok hastalığın tedavisinde kullanılan, macun kıvamında ilaç. : TİRYAK

Eskiden Bulgar krallarına verilen unvan.: GAR

Eskiden büyük cüzdan; Kağıt ve belgeleri saklamak için yapılmış dosya ya da mukavva kap; Evrak çantası. : CİLBEND

Eskiden büyük makamdaki kişileri hoş sözlerle, fıkra ve öykülerle eğlendiren kimse. : NEDİM

Eskiden cüzamlı hastaların konulduğu yere verilen ad.: MİSKİNLER TEKKESİ

Eskiden çarşılarda aynı alışveriş bölgelerinde aynı işi yapan esnafın bir arada bulunduğu bölüm.: ARASTA

Eskiden ders çalışma masası. : RAHLE

Eskiden dervişlerin giydikleri tiftikten yapılmış ince külah.: ARAKIYE

Eskiden dervişlerin oturduğu yer,tekke : DERGAH

Eskiden Devlet dairelerine gelen mektupların üzerine konan kayıt işareti. : AMED

Eskiden Dicle ve Fırat nehirlerinde kullanılan yelkenli tekne.:KAR

Eskiden din işleriyle uğraşan hocalar sınıfına verilen ad.: İLMİYE

Eskiden dokunan bir tür kalın ve pamuklu bez.: REVENDÜK

Eskiden Ege Denizi’nde kullanılan narin yapılı bir tekne. : PIRAÇİRE

Eskiden el yazması kitaplara yapılan suluboya resim.:MİNYATÜR

Eskiden esnafların gelirlerini toplayıp satan kimse.:KESEDAR

Eskiden fıkıh ve şeriat işleriyle uğraşan hocalar sınıfı ve bu kişilerin mesleği.:İLMİYE

Eskiden Filistin topraklarına verilen ad.:KENAN

Eskiden Fransa’da kullanılan 52 ar değerinde olan yer ölçüsü.:AKR

Eskiden frengi hastalığına verilen ad.:ATEŞEK

Eskiden gemi demirlerini kaldırmada kullanılan zincir donanımı. KAVELETA

Eskiden gemilerde kürek çeken tutsak veya hükümlü kimse.:FORSA

Eskiden giyilen bir çeşit gömlek. : GİRİBANİ

Eskiden giyilen çapraz düğmeli ipek yada sırma işlemeli bir tür kısa yelek.:CAMADAN

Eskiden giyilen düz yakalı,önü ilikli bir tür ceket.:SETRE

Eskiden giyilen kolsuz,önden açık,uzun ve geniş kesimli giysi. : KAFTAN

Eskiden gümrük koruma memurlarının amirlerine verilen ad.İDEBANBAŞI

Eskiden harman ürünlerinden onda bir oranında alınan vergi:. AŞAR

Eskiden hattatların aharlı kağıtların üzerine sürdükleri eriyik. : TILA

Eskiden hem yelken hem de kürekle yürütülen bir savaş gemisi türü.:KADIRGA

Eskiden hep bir ağızdan ve makamla edilen dua veya ant.:GÜLBANG

Eskiden imaret ve camilerde,güneşin her mevsim izlenebildiği, saat ayarı için ayrılmış küçük oda.:MUVAKKİTHANE

Eskiden ince softan yapılan hafif ve dar bir üst giysisi türü.:KERRAKE

Eskiden İran hükümdarlarına verilen ad. : KİSRA

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5031
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: BULMACA SÖZLÜĞÜ -E-

Mesaj  Admin Bir Paz Kas. 30, 2008 6:48 pm

Eskiden İran’da kullanılan bir soyluluk unvanı.:MİRZA

Eskiden İran’da kullanılan Zerdüşt takviminde yılın sekizinci ayı. : ABAN

Eskiden İran’ın kuzeydoğusunda yaşamış bir halk.:ZARANGELER

Eskiden İslam devletlerinde sınır boylarında gözcülük amacıyla kurulan karakol. : RİBAT

Eskiden İstanbul’da Galata Köprüsü ile Adalar arasında deniz taşımacılığını üstlenen işletme.:AKAY

Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel ölçü.,Endonezya’nın plakası. : Rİ

Eskiden kadınların başlarına giydikleri bir çeşit başlık.: BÖRKEVİÇ

Eskiden kadınların giydikleri mantoya benzer üst giysisi. : FERACE

Eskiden kadınların sokakta giydikleri,mantoya benzeyen,arkası bol,yakasız,çoğu kez eteklere kadar uzanan bir üst giysisi türü.:FERACE

Eskiden kansere verilen ad. : AKİLE

Eskiden kara ordusuna verilen ad. : NİZAMİYE

Eskiden kara ve deniz savaşlarında kullanılan bir top.:BALYEMEZ

Eskiden Karagöz oynatılan kahvelere verilen ad. : TATU

Eskiden Karagöz oynatılan yerlere verilen ad.: HAYALHANE

Eskiden Kasım ayına verilen ad.:TEŞRİNİSANİ

Eskiden kervan yolları üzerinde açıkta namaz kılmak için yapılmış yer.:NAMAZGAH

Eskiden kervanların konaklaması için yapılmış olan büyük han.: KERVANSARAY

Eskiden kimi dervişlerin silah olarak taşıdıkları sapı uzun,keskin ayça biçiminde küçük ve hafif balta.:TEBER

Eskiden kimi gezgin dervişlere verilen ad.:ABDAL

Eskiden koç burcuna verilen ad.: HAMEL

Eskiden koyun ve keçi başına alınan sayım vergisine verilen ad.: AĞNAM

Eskiden kökboya bitkisinden bugünse bireşim yoluyla elde edilen kırmızı boyar madde.:ALİZARİN

Eskiden kökü hekimlikte kullanılmış olan,zambakgillerden bir bitki.: SAPARNA

Eskiden köy muhtarının yardımcısı.:KİZİR

Eskiden kullanılan akçeden küçük metal para.:PUL

Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü birimi.: OKKA

Eskiden kullanılan bir çeşit devrik yakalı kürk. : KAPANİÇE

Eskiden kullanılan bir çeşit fitilli tüfek.: ALAYBOZAN

Eskiden kullanılan bir çeşit gezme arabası.: KOÇU

Eskiden kullanılan büyük,üç köşe,yelkenli yük gemisi.:MAVNA

Eskiden kullanılan çapraz düğmeli,ipek yada sırma işlemeli bir tür kısa yelek.:CAMADAN

Eskiden kullanılan düz yakalı,önü ilikli bir ceket türü.:SETRE

Eskiden kullanılan iki kuruşluk gümüş akçe.:İKİLİK

Eskiden kullanılan kukulatalı bir çeşit yağmurluk. : AVNİYE

Eskiden kullanılan tepesi yuvarlak, dilimli çuha başlık. : ŞUBARA

Eskiden kullanılan üç direkli,bir tür yelkenli savaş gemisi.: FİRKATEYN

Eskiden kullanılan ve 65 cm boyunda olan bir uzunluk ölçüsü.:ENDAZE

Eskiden kullanılan ve içinde afyon bulunan sulu bir ilaç.: LAVDANOM

Eskiden kullanılan ve iplik üzerine sırma sarmaya yarar dolap.:KULLAP

Eskiden kullanılan ve o zamanın 20 kuruşu değerinde olan gümüş sikke.:MECİDİYE

Eskiden kullanılan yedi gram ağırlığında altın sikke.: LİRA

Eskiden kullanılan, kolları ve etek uçları bazen bol ama genellikle bele oturan kadın korsajına verilen ad. : KARAKO

Eskiden kullanılan,çoğu ipekten yapılan,uzun süslü bir üst giysisi türü.:KAFTAN

Eskiden kullanılan,kıç tarafı yüksek,hızlı giden yelkenli.: ÇEKELEVE

Eskiden kullanılan,yelkenle ve kürekle yol alan en büyük savaş gemisi.: KALYON

Eskiden kullanılmış bir tür eğri hançer. : ALENAS

Eskiden kullanılmış ince, uzun ve zarif bir kayık.: HANIM İĞNESİ

Eskiden kullanılmış mermi yerine çakıl taşı atan bir tür top. : ÇAKALOZ

Eskiden kullanılmış,pamuk ve iplikle karışık dokunmuş hareli kumaş.: GEZİ

Eskiden kuyumculara taslak hazırlayan kimselere verilen ad. : SADEKAR

Eskiden Kuzey Afrika’daki dervişlere verilen ad.:MARABUT

Eskiden lise düzeyinde okul. : İDADİ

Eskiden lise öğreniminden sonra verilen olgunluk sınavına verilen ad. : BAKALORYA

Eskiden medrese öğrencilerine verilen ad.:MOLLA

Eskiden Mısır halkından olan kimse. : KIPTİ

Eskiden Mısır köylülerine verilen ad. : FELLAH

Eskiden mimaride yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.: ARASTAK

Eskiden Müslüman olmayanlardan alınan bir çeşit vergi.: CİZYE

Eskiden nesirde yapılan kafiye.: SECİ

Eskiden nikahsız olarak alınan cariyelere verilen ad.: ODALIK

Eskiden oğlak burcuna verilen ad. : CEDİ

Eskiden okçulukta “vurmak amacıyla, hedefe yönelik” anlamında kullanılan sözcük. : URASIYA

Eskiden okul öncesi yaştaki çocuklar mahalle mektebine başlarken yapılan tören.: AMİNALAYI

Eskiden okullarda çocukları çalıştırmakla görevli kimse. : MUİT

Eskiden on para değerindeki sikke. : METELİK

Eskiden özellikle sülüs yazı yazmak için kullanılan perdahlı bir kağıt türü : ALİKURNA

Eskiden papaların kullandığı tören başlığı. : TİARA

Eskiden pastoral anlamında kullanılan sözcük.:RAİYE

Eskiden pek çok türün adıyken şimdi bir tek türe verilen cins adı. Hippeastrum cinsi bitkilerin bahçecilikteki adı. : AMARİLLİS

Eskiden portre yapan ressamlara verilen ad.:NİGARİ

Eskiden postayı taşımaya yarayan küçük tekne.:AVİZO

Eskiden Roma,Bizans ve Alman İmparatorlarına verilen bir unvan.:KAYSER

Eskiden Romanya’nın yerli halkına ve bu halkın soyundan olan kimselere Osmanlı Türklerinin verdiği ad.: ULAH

Eskiden Rum korsanlarına verilen ad. : İZBANDUT

Eskiden Rus Kazaklarının başbuğuna verilen unvan.:ATAMAN

Eskiden Ruslara verilen ad.: MOSKOF

Eskiden sakaların içinde su taşıdıkları deriden yapılmış dar ağızlı kap.:KIRBA

Eskiden sanatlı en ince yazıya verilen ad.:GUBAR

Eskiden saraylarda ve büyük konaklarda yemek ve sofra işlerini yöneten kimse.:ÇEŞNİCİ

Eskiden savaşlarda işaret vermek için kullanılan büyük davul.: KÖS

Eskiden silah olarak kullanılan ağır topuz. : GÜRZ

Eskiden silah, kılıç vb. nin birbirine çarpmasından çıkan ses, şakırtı. : KAKAA

Eskiden şairi bilinmeyen şiirlerin altına yazılan sözcük. : LAEDRİ

Eskiden şairlerin kasidelerinde övgüsünü yaptıkları kişilerden aldıkları para veya armağana verilen ad. : CAİZE

Eskiden şeker ve nişastayla yapılan bir tür tatlı.:REŞİDİYE

Eskiden şiirin en güzel beytine verilen ad. :UKR

Eskiden Tekel idaresine verilen ad.: REJİ

Eskiden tiyatroya verilen bir ad.:TEMAŞAHANE

Eskiden toz haline getirilip cinsel uyarıcı olarak kullanılan bir cins kertenkele. : SAKANGUR

Eskiden trajediye verilen ad. : HAİLE

Eskiden tuğgeneral.:MİRLİVA

Eskiden tuluat tiyatrolarında oyundan önce genellikle kadın sanatçıların dans ederek söyledikleri şarkı.:KANTO

Eskiden Türk garnizonlarında hizmet eden garsonlar.:MARTOLOS

Eskiden Türk’e yabancı olan kimse ve topluluklara verilen ad. : TAT

Eskiden Türkistan’da kullanılmış bir para.: KİPEKİ

Eskiden türlü eşya ve öteberinin satıldığı çarşı yada pazaryeri.:SATAK

Eskiden tütün içmeye yarayan ağızlık uçlarını yapan kimse.: İMAMECİ

Eskiden uğur getirmesi için mektup zarflarının üzerine yazılan sözcük. : BEDUH

Eskiden ücret karşılığı ölünün arkasından ağlayan kadın.:NAYİHA

Eskiden üniversite ve yüksek okullara girebilmek için lise öğreniminden sonra verilen olgunluk sınavı.:BAKALORYA

Eskiden üste giyilen ipekten,hafif,uzun ve süslü bir giyecek türü.: KAFTAN

Eskiden üzerine yazı yazmak için hazırlanan deri,parşömen. : TİRŞE

Eskiden veba, basur ve mide hastalıklarının tedavisinde kullanılan bir ravent türü. : RİBAS

Eskiden vezir konaklarındaki bir bölüm müstahdeme verilen ad.: ZOBU

Eskiden Yahudilerin ayırt edilmek için omuzlarına taktıkları sarı kumaş parçası.: ASELİ

Eskiden yaşmak yapımında kullanılan çok ince yarı saydam bez.:CUNA

Eskiden yazı kurutmak için kullanılan özel kumun konduğu üzeri delikli kap.:RIHDAN

Eskiden yazı levhalarına ya da yazma kitaplarına konulan hattat imzası. : KETEME.:KETEBE

Eskiden yazıdaki mürekkebi kurutmak için kullanılan ince kum. :RIH

Eskiden yazma kitapların cildine,baş sayfalarının üst bölümüne çizilen güneş biçiminde süs.: ŞEMSE

Eskiden yelkenli ve kürekli en büyük savaş gemisi.: KALYON

Eskiden yıldızların belli bir zamandaki yerlerini,durumlarını gösteren çizelge.: ZAYİÇE

Eskiden , para ve madalya kalıbı yapan kimse.: SİKKEKEN

Eskiden,tuluat tiyatrolarında genellikle kadın sanatçıların oyundan önce şarkı söyleyip dans ederek yaptığı gösteri.: KANTO

Eskil. : ARKAİK

Eskiler, eski insanlar.: KUDEMA

Eskilere göre dünya atmosferinin ötesindeki boşlukları dolduran çok uçucu akışkan.: ESİR

Eskimek,dağılmaya yüz tutmak.: KAĞŞAMAK

Eskimiş bez parçası.: ÇAPUT

Eskimiş giyecek.: ALIK , ALAK

Eskimiş, üzerinden zaman geçmiş, kronik. : MÜZMİN

Eskimiş, değersiz kumaş parçası, paçavra.: PALASPARE

Eskimoların buzdan kulübeleri. : İGLO : İGLU

Eskimoların kendilerine verdiği ad. : İNUİT

Eskişehir yöresinde hıdrellez manilerine verilen ad.: KİLİTAÇMA

Eskişehir yöresine özgü,kelek ve hıyarla yapılan bir tür salata.: KÖLEŞ

Eskişehir’e özgü bir tür helva.:MET

Eskişehir’in Mihalgazi ilçesinde bir kaplıca.: SAKARILICA

Eskrimde kullanılan üç silahtan biri. : EPE : FLÖRE

Eskrimde ve boksta rakibin hamlesini çelme.: PARAD

Esmer,açık kestane rengi rengi: KARAŞIN , KONUR , KANUR

Esnaf kuruluşu. : LONCA

Esnaf,küçük dükkan sahibi.: SUKA

Esnafların kendilerine müşteri getiren kimselere ödedikleri komisyon.: HANUT

Esnek dokunmuş ipekli veya yünlü bir kumaş türü.: JARSE

Esperanto dilini bulan Polonyalı doktor. :ZAMENHOF

Esprili kimse,şakacı.: NÜKTEDAN

Esrarkeşlerin kullandığı bir çeşit nargile.: KABAK

Eş anlamlı. : SİNONİM

Eş basınç. : İZOBAR

Eş zamanlı olmayan.: ASENKRON

Eş zamanlı.: SENKRONİK

Eş,zevce. : REFİKA

Eşbasınç.:İZOBAR

Eşcinsel kadın. : LEZBİYEN

Eşek binmeliği. : SEMER

Eşek eyeri,semeri.: PALAN

Eşek yavrusu. : SIPA

Eşek yavrusu.: KULUN

Eşek. : KARAKAÇAN: MARSIVAN:MERKEP

Eşey bezi. : GONAT

Eşeylik kazanmış böceğin son biçimi.: İMAGO

Eşeysiz bölünme. : AMİTOZ

Eşeysiz üreme yoluyla bir tek bireyden türeyen birey yada bireyler topluluğu. : KLON

Eşgüdüm.: KOORDİNASYON

Eşgüdümcü. : KOORDİNATÖR

Eşik. : SÖVE

Eşikleri (köprü) kaydırılabilen 13 telli Japon çalgısı.: KOTO

Eşit,denk. : MÜSAVİ ,MUADİL

Eşitlik,denklik.: MUADELET

Eşkanatlılardan,asmalara zarar veren,sarımsı renkte bir böcek,filoksera.: ASMABİTİ

Eşkenar dörtgen. : MAİN

Eşya üzerindeki mikrop veya ufak böcekleri basınçlı buharla öldürmeye yarayan büyük kazan.: ETÜV

Eşyanın sundurma veya antrepoya boşaltılmaksızın bulunduğu aracın üzerinde muayene edilerek sahibine teslim edilmesi işlemine verilen ad. : SUPALAN

Eşyanın üzerini işlemek için kullanılan sedef, plastik, metal vs malzemeden yapılmış parlak ve yassı plaka. : PAYET

Eşyaya vurulan damga.: EN

Et ve sebzeleri, kapak kenarı hamurla iyice kapatılmış tencere içinde pişirme yöntemi.: USTUFATO

Et haşlanırken su üzerinde biriken tortu.: KEF

Et kesimi yortusu. : APUKURYA

Et veya balık gibi asıl yemeğin yanına eklenen sebze,patates vb. yiyecekler.: GARNİTÜR

Et veya sebze ezmesi.: PÜRE

Et yemez. : VEJETARYEN

Et, balık ya da sebzeden oluşan ve hamura sarılarak fırında pişirilen yiyecek. : PATE

Etçillerden,tüyleri sık ve pas kırmızısı renginde,karnı,bacakları kara,postu beğenilen bir hayvan.: PANDA

Etek ceketten oluşan iki parçalı kadın giysisi. : DÖPİYES
Etek ucuna doğru genişleyen. : EVAZE

Etene,son,plasenta,döleşi. : MEŞİME

Eter tiryakiliği.: ETEROMANİ

Eter. : LOKMANRUHU

Eti beyaz ve lezzetli bir balık.: SUDAK

Eti beyaz,üzeri pullu iri bir balık.:LEVREK

Eti için avlanan bir deniz kabuklusu. : LANGUST

Eti için avlanan bir kuş.: ÜVEYİK

Eti için avlanan, pavuryaya benzer küçük su hayvanı.: ÇAĞANOZ

Eti lezzetli bir balık.:ORFOZ

Eti lezzetli bir tavuk ırkı.:ORPİNGTON

Eti yenen bir çeşit mürekkep balığı. : KALAMAR

Etiket. : PAFTA

Etil alkol. : ETANOL

Etiyopya’da bir ırmak.: AUAŞ

Etiyopya’da insanoğlunun evrimini göstermesi bakımından büyük önem taşıyan buluntu yeri.:OMO

Etiyopya’da yetişen,ekşimsi ve hoş bir çeşit ekmeğin yapımında kullanılan tahıl.:TEF

Etiyopya’nın başkenti.: ADDİSABABA

Etiyopya’nın eski para birimi.: TALARİ

Etiyopya’nın para birimi. BİRR

Etiyopyalı siyah Yahudilere verilen ad.:FALAŞALAR

Etken,yapan. : AMİL

Etkime. : TESİR

Etkin olmayan dönemlerde,yanardağların ağzından yayılan gaz.: FÜMEROL

Etkisiz, işe yaramaz. : ATIL

Etleri yenen hayvanların kesildiği yer,çöplük.: MEZBAHA

Etli ekmek.(Antakya).: KAYTAZ BÖREĞİ

Etli lahana yemeği.:KAPUSKA

Etli,salçalı bir Macar yemeği.: GULAŞ

Etli,yuvarlakça ve şişkin olan sap kısmı yenen bir lahana cinsi.: ALABAŞ

Etnik. : BUDUNSAL

Etoburlardan,kendini korumak için düşmanına pis bir sıvı fışkırtan bir hayvan. : KOKARCA

Etoburların gelişmiş dönemlerinde kalın bağırsaklarında yaşayan tenya türü.: EKİNOKOK

Etyaran da denilen ve daha çok parmaklarda oluşan dolama.:KURLAĞAN

Ev giysileri, sabahlık vb. yapımında kullanılan, ipekli ya da pamuklu, dökümlü kumaş. : ZENANA

Ev halkı, aile. : HORANTA

Ev halkı,çoluk çocuk.:BARK

Ev içi sahneleri canlandıran ve ev yaşamını konu alan resim tarzı. : ENTİMİZM

Ev makarnası.:ERİŞTE

Ev, arsa, bahçe gibi taşınamayan mal ve mülklerin ortak adı. : EMLAK

Ev,bark,ocak.:HANÜMAN

Ev,işyeri vs yerleri döşemek için gerekli döşeme.:MEFRUŞAT

Ev.:BEYT

Evcil bir deve cinsi. : HECİN

Evcil hayvanları güden küçük yaştaki çoban.:HODAK

Evcil hayvanları üretme ve yetiştirme bilimi.:ZOOTEKNİ

Evcil. : EHLİ

Evde kalmış kız. : KALIK

Evde ya da odada saygıdeğer kişilerin oturduğu baş köşe. : TÖR

Everest dağının Nepal’deki adı.:SAGARMATHA

Evin avlusu.:HAYAT

Evin saçağı.:ÇALEN:ÇELEN

Evlek. : MAŞALA

Evlenme.:İZDİVAÇ

Evlerde oda kapılarının açıldığı genişçe yer.:SOFA

Evlerde tavan tahtalarının arasına konulan ya da tavana sıvanan çamur ya da sulu kireç. : BİRİŞİK

Evlerde yada dükkanlarda yüksekçe yerde yapılan raf. :TEREK

Evlerde yatak yorgan konulan yer.:MUSANDRA

Evlerin önündeki taşlık. Üstü kapalı balkon : SUNDURMA

Evlerin önüne oturmak için taş ve çamurdan yapılan set.: SEKİ

Evlerin üstündeki karı atmakta kullanılan, büyük tahta kürek. : AYALAMA

Evli Bir Kadının Günlüğünden”, “Üç Kadın”, “Kurtlar” gibi romanlarıyla tanınmış kadın yazarımız.Razz ERİDE CELAL

Evli olmadığı bir kadının dostluğuna mazhar olmuş kimse.:AMAN

Evlilik korkusu. : AGAMAFOBİ

Evren :KOSMOZ

Evren bilim. : KOZMOLOJİ

Evren. : KAİNAT

Evrendeki varlıklarda ve şeylerde bir ruh bulunduğu inancına dayanan genel görüş.Canlıcılık.:ANİMİZM

Evrenin büyük bir patlama sonucu oluştuğunu savunan kuram. : BİG BANG

Evrenin temeli olarak düşünülen maddenin canlı olduğunu savunan felsefe doktrini.: HİLOZOİZM

Evrenle ilgili.: KOZMİK

Evrensel alıcı kan grubu. : AB

Evrensel hayat enerjisi anlamına gelen çok eski bir Japon sağlık tekniği.:REİKİ

Evrensel. : ALEMŞÜMUL ; CİHANŞÜMUL

Evrim kuramına göre karaya çıkan ilk canlı olan ve 2006’da fosilleri bulunan hayvan.: TİKTAALİK

Evropiyumun simgesi.: EU

Eyer bezi. : HAŞA

Eyer kolanının tokaya geçen kayışı.: KAYASA

Eyer örtüsü. : ÇAPRAK : ŞAPRAK

Eyer takımı satıcısı.:SARAÇ

Eyerin arka bölümü.:TERKİ

Eyerin iki yanında asılı bulunan ve hayvana binildiğinde ayakların basılmasına yarayan,altı düz demir halka.: ÜZENGİ

Eyerin ön ve arkasındaki çıkıntılı bölüm : KAŞ

Eytişim. : DİYALEKTİK

Eyvah,yazık anlamında bir sözcük.: HAYFA

Ezgi,makam. : TERANE

Ezgi,türkü,nağme.: YIR

Ezgi.: MELODİ

Ezgiyle okunan şiir,türkü.:KÜĞ

Ezici.:KAHİR

Ezilmiş havuç içine fındık,şeker vs eklenerek yapılan bir tatlı türü.: CEZERYE

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5031
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.onlinegoo.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: BULMACA SÖZLÜĞÜ -E-

Mesaj  Sponsored content Bugün 3:18 pm


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz